Fındık faresi sulkily sivil mümkün değilse, daha iyi bir şekilde bitirmek istiyorum, 'dedi그리고 잠꾸러기는 sulkily 당신은 민사 수없는 경우, 당신이 더 끝내 줄 '언급
Fındık faresi sulkily sivil mümkün değilse, daha iyi bir şekilde bitirmek istiyorum, 'dediו מרמיטה בזעף אמר, "אם אתה לא יכול להיות אזרחית, כדאי לסיים את
Fındık faresi sulkily sivil mümkün değilse, daha iyi bir şekilde bitirmek istiyorum, 'dediوأشار الزغبة sulkily ، 'إذا كنت لا يمكن المدني ، وكنت أفضل لإنهاء
Fındık faresi sulkily sivil mümkün değilse, daha iyi bir şekilde bitirmek istiyorum, 'dediあなた自身のための物語。"
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."A Mormota megint alszik," mondta a Kalapos, s öntött egy kis forró tea után az orrát.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.Dále jen "Plch je zase spí," řekl Kloboučník a nalil trochu horkého čaje na jeho nos.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Det Dormouse sover igen, sa Hatter, och han hällde lite varmt te på nosen.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'De Zevenslaper is weer in slaap,' zei de Hoedenmaker, en hij goot een beetje hete thee op zijn neus.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'Dormouse adalah tidur lagi, "kata Hatter, dan dia menuangkan teh panas sedikit pada yang hidung.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Dormouse śpi znowu rzekł Kapelusznik, i wylał trochę gorącej herbaty na nos.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'El Lirón se duerme otra vez-dijo el Sombrerero, y le sirvió un poco de té caliente en su nariz.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.Giống chuột nưa sóc là ngủ một lần nữa, Hatter, và ông đổ một ít trà nóng khi mũi.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'Il Ghiro è addormentato di nuovo,' disse il Cappellaio, e si versò un po 'di tè caldo su il suo naso.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'잠꾸러기가 다시 자고'해터 말했다, 그는시 조금 뜨거운 차를 부어 의 코.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Le Loir est endormi à nouveau, dit le Chapelier, et il a versé un peu de thé chaud sur son nez.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.Nadaljevanju: The Polšji stresel z glavo nestrpno, in rekel, ne da bi odprl svoje oči, "z dne
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."O Leirão está dormindo novamente", disse o Chapeleiro, e derramou um pouco de chá quente em cima seu nariz.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Plch je zase spí," povedal Klobučníka a nalial trochu horúceho čaju na jeho nos.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."The alunarilor este adormit din nou", a spus Palarierul, şi a turnat un ceai fierbinte, la puţin său nas.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'The Dormouse er i søvn igen, "sagde hattemageren, og han hældte lidt varm te på dens næse.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."THE pähkinähiiri nukkuu taas," sanoi Hatter, ja hän kaatoi hieman kuumaa teetä, kun sen nenä.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Ο Τυφλοπόντικας κοιμάται και πάλι", είπε ο Καπελάς, και είχε μάθει από λίγο ζεστό τσάι με την τη μύτη του.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Соня знову спить, сказав Капелюшник, і він налив трохи гарячого чаю на його ніс.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Соня снова спит, сказал Шляпник, и он налил немного горячего чая на его нос.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."Сънливец е заспал отново," каза Шапкаря и изля малко горещ чай при носа си.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."נמנמן הוא נרדם שוב," אמר הכובען, והוא שפך תה חם מעט על האף שלה.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu."إن الزغبة نائم مرة أخرى" ، قال حتر ، وأنه سكب الشاي الساخن عليها قليلا في الأنف.
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.その鼻。 ヤマネは、'目を開けることなく、イライラして頭を横に振った、と言った
Fındık faresi.Tikus.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.A Mormota lassan kinyitotta a szemét.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Der Siebenschläfer öffnete langsam die Augen.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.De Zevenslaper opende langzaam zijn ogen.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Dormouse perlahan-lahan membuka matanya.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Dormouse powoli otworzył oczy.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.El Lirón abrió lentamente los ojos.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Giống chuột nưa sóc từ từ mở mắt ra.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Hasselmus öppnade sakta ögonen.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Il Ghiro aprì lentamente gli occhi. 'Non ero addormentato', ha detto in una rauca, debole voce:
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Le Loir ouvrit lentement les yeux.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.O Leirão abriu os olhos devagar.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Syvsoveren langsomt åbnet sine øjne.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.The alunarilor a deschis incet ochii. "Nu am fost adormit, spuse el într-o răguşit, voce slabă:
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.The pähkinähiiri hitaasti avasi silmänsä.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.The Plch pomalu otevřel oči.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.The Plch pomaly otvoril oči.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.The Polšji počasi odprl oči.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:잠꾸러기 천천히 눈을 열었습니다. 저는 못 잤어요, '그는 쉰했다
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:מרמיטה לאט פקח את עיניו. "לא ישנתי," הוא אמר צרוד,
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:والزغبة فتح عينيه ببطء. "لم أكن نائما" ، وقال في أجش ،
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı. 'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:弱々しい声:"私はあなたの仲間が言っていたすべての単語を聞いた。"
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Η Τυφλοπόντικας άνοιξε σιγά-σιγά τα μάτια του.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Соня медленно открыл глаза.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Соня повільно відкрив очі.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.Сънливец бавно отвори очите си.
Fındık faresi yeniden düşünmek için bir ya da iki dakika sürdü ve sonra bir 'dedi.A Mormota megint volt egy-két percig gondolkodni, majd azt mondta:
Fındık faresi yeniden düşünmek için bir ya da iki dakika sürdü ve sonra bir 'dedi.Den Dormouse igen tog et minut eller to til at tænke over det, og derefter sagde:
Fındık faresi yeniden düşünmek için bir ya da iki dakika sürdü ve sonra bir 'dedi.Den Dormouse tog igen en minut eller två att tänka på det, och sa sedan:
Fındık faresi yeniden düşünmek için bir ya da iki dakika sürdü ve sonra bir 'dedi.De Zevenslaper opnieuw nam een minuut of twee over na te denken, en zei toen:
Fındık faresi yeniden düşünmek için bir ya da iki dakika sürdü ve sonra bir 'dedi.Die Haselmaus nahm wieder ein oder zwei Minuten, um darüber nachzudenken, und sagte dann: "Es war ein
Fındık faresi yeniden düşünmek için bir ya da iki dakika sürdü ve sonra bir 'dedi.Dormouse ponownie wziął minutę lub dwie o tym myśleć, a następnie powiedział: