Diyelim ki TED'de bir konuşma yapmaya davet edildiniz ve bu konuşmayı ezbere yapmak istiyorsunuz.לבמה המרכזית של TED לתת הרצאה ואתם רוצים לעשות זאת על-פה
Diyelim ki TED'de bir konuşma yapmaya davet edildiniz ve bu konuşmayı ezbere yapmak istiyorsunuz.لمؤتمر TED لتقديم محادثة وتريد أن تلقيها من الذاكرة
Diyelim ki TED'de bir konuşma yapmaya davet edildiniz ve bu konuşmayı ezbere yapmak istiyorsunuz.そして記憶をたよりに話そうとします 2000年前にキケロが TEDxRomeに招かれていたら
Eğer çarpım tablosunu zaten ezbere biliyorsanız, cevabı kolayca bulursunuz. .この答えはすぐにわかります. そしてこれらの3つの数は1の位,10の位,そして100の位の答えです.
Evet, telefonu unuttum. ve numaranı ezbere bilmiyorum. ben de annemi aradım. ve güzel bir gün geçirdik.Ừ, em để quên điện thoại. và thật lòng em không biết số anh, Nên em gọi mẹ em,
Ezbere gerek olmadan dağılma özelliğinin de cevabı vereceğini göstermek istiyorum. -전개 속도는 빠르지만 제대로 이해하지 못하고 쓰는 경우도 있습니다 두번째는 분배법칙을 사용하는 방법입니다 먼저 여러분이 들어봄직한 FOIL이라는 방법을 사용해서 풀어보겠습니다
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Comme vous le voyez, ça n'est pas une simple recette.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.기계적으로 되지는 않습니다
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Látod, ezt nem lehet csak úgy ledarálni.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Man kan altså ikke altid bare gætte sig frem til resultatet
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Vedi, non è una cosa meccanica.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Veja, não é uma coisa mecânica.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Ves, no es una cosa mecánica.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Vidíte, není to mechanická záležitost.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Widzicie, że to nie jest mechaniczna kwestia.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Zie je, het is niet mechanisch.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.Не е нещо механично.
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.انظروا، فإنه ليس أمرا آليا
Gördüğünüz gibi bu ezbere yapılan bir şey değil.もし時々自信がなければ,
Halâ ezbere okuyabiliyor musun?Il m'avait beaucoup touché.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.Ikke underligt Månen i vinduet lader til at være drevet ud fra et kærlighedsdigt, du plejede at kunne udenad.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.창문에 비친 달이 당신이 가슴속으로 알아왔던 사랑 시로부터 흘러나온 것처럼 보이는 것도 이상하지 않습니다.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.Não admira que a Lua lá fora pareça ter sumido de um poema de amor que costumavas saber de cor.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.Nic dziwnego, że księżyc w oknie chyba umknął z wiersza miłosnego, który kiedyś znałeś na pamięć.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.Niet divu, že mesiac v okne sa, zdá sa, vytratil z ľúbostnej básne, ktorú si vedel naspamäť.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.Ничего удивительного, что луна за окном кажется луной из любовной поэмы, которую вы знали наизусть.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.Нищо чудно, че луната през прозореца сякаш е излязла от някое любовно стихотворение, което знаеше наизуст.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.אין פלא שהירח בחלון דומה שנסחף מתוך שיר אהבה שפעם ידעת בעל פה.
Pencereden görünen Ay'ın ezbere bildiğiniz bir aşk şiirinden çıktığını düşünmenize şaşırmamak gerek.かつてはそらで言えた恋愛詩から 抜け出したかのように見えるのも無理はない (拍手)
Savaştan sonra, babamın köyündeki yaşlı bir kadın ölülerin hepsinin adını ezbere bilirdi.아버지의 마을에 할머니들은 전쟁이 끝난 후, 모든 죽은 사람들의 이름을 기억하고서는
Savaştan sonra, babamın köyündeki yaşlı bir kadın ölülerin hepsinin adını ezbere bilirdi.הנשים הזקנות בכפר של אבי, לאחר מלחמה זו, שיננו את השמות של כל מי שמת,
Savaştan sonra, babamın köyündeki yaşlı bir kadın ölülerin hepsinin adını ezbere bilirdi.النساء المسنّات في قرية والدي، بعد أن قامت تلك الحرب، قمن بحفظ إسم كل شخص ميّت،
Savaştan sonra, babamın köyündeki yaşlı bir kadın ölülerin hepsinin adını ezbere bilirdi.あらゆる死者の名前を暗記しました そして 彼らはこれらの名前を綴った哀歌を詠います
Şimdi hızlıca bunu göstereyim. Bu yöntem daha çabuk sonuç veriyor ama daha ezbere dayalı.Je to trochu rychlejší, ale i mechaničtější.
Ve çoğu insan arctanjant 4 bölü 3'ü ezbere bilmez.대부분의 사람들은 arc tan4/3의 값을 기억하지 못합니다
Ve çoğu insan arctanjant 4 bölü 3'ü ezbere bilmez.E la maggior parte delle persione non sanno a memoria l'arcotangente di 4/3.
Ve çoğu insan arctanjant 4 bölü 3'ü ezbere bilmez.Och de flesta människor har inte arcus tangens 4/3 memorerade.
Ve çoğu insan arctanjant 4 bölü 3'ü ezbere bilmez.Większość ludzi nie uczy się tej wartości na pamięć.
Ve çoğu insan arctanjant 4 bölü 3'ü ezbere bilmez.Большинство людей не помнят наизусть, чему равен arctan (4/3).
Ve çoğu insan arctanjant 4 bölü 3'ü ezbere bilmez.І більшість людей не запам'ятовують чому дорівнює arctg (4/3).
Ve çoğu insan arctanjant 4 bölü 3'ü ezbere bilmez.Повечето хора не помнят точно колко е арктангенса на 4/3.
Ve tabiiki küçük oğlum kitabı ezbere biliyordu ve neticede tartışıyorduk.A kisfiam persze kívülről tudta az egész könyvet, úgyhogy veszekedtünk.
Ve tabiiki küçük oğlum kitabı ezbere biliyordu ve neticede tartışıyorduk.En natuurlijk, mijn zoon kende het boek van binnen en van buiten, dus ruzieden we hierover.
Ve tabiiki küçük oğlum kitabı ezbere biliyordu ve neticede tartışıyorduk.물론 제 아들은 책을 꿰고 있었고, 그래서 우리는 심한 말다툼을 했습니다
Ve tabiiki küçük oğlum kitabı ezbere biliyordu ve neticede tartışıyorduk.Мой малыш, конечно же, эту сказку знает наизусть - и мы начали спорить с ним.
Ve tabiiki küçük oğlum kitabı ezbere biliyordu ve neticede tartışıyorduk.וכמובן שבני הקטן ידע את כל הספר בעל-פה, אז היינו רבים.
Ve tabiiki küçük oğlum kitabı ezbere biliyordu ve neticede tartışıyorduk.و بالطبع، ولدي الصغير يعرف الكتاب من الداخل الى الخارج ، ولذا كنا نتشاجر
Ve tabiiki küçük oğlum kitabı ezbere biliyordu ve neticede tartışıyorduk.一日の中で最もリラックスし
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Als hij nou zegt: "O, ik heb er al eentje", of "Dat ken ik al uit mijn hoofd"?
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Bagaimana bila dia bilang, 'Oh, saya sudah punya satu,' atau, 'Saya sudah menghafalnya'?"
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Čo ak povie, 'Oh, už jednu mám,' alebo 'už to viem naspamäť'?"
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Co jeśli powie, "Hm, właściwie mam już jeden," albo "Znam go już na pamięć"?"
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Co když řekne: 'Oh, už jednu mám', nebo, " Už jsem si ji zapamatoval'?
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Deci a venit să-mi viziteze laboratorul, s-a uitat împrejur, a fost o vizită grozavă.
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?E se dicesse, 'Ah, ne ho già una' oppure 'La so già a memoria'?"
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?E se ele me diz: "- Oh, eu já tenho uma..."
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Hvad hvis han siger, 'Åh, den har jeg allerede.' eller, 'Jeg har allerede lært den udenad'?" (Latter)
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?만약 그가 이러면 어쩌지? "오, 전 이미 있습니다." 아니면 "이미 외웠습니다"라고 하면?
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?"Mitä jos hän sanoo: 'Minulla on jo sellainen'," "tai 'Muistan sen ulkoa'?"
Ya " aa ben de bir tane var" derse yada "ben onu zaten ezbere biliyorum" derse?Mi van, ha azt mondja "Ó, már megvan", vagy "Már bemagoltam?"