Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.Se on jonkinlaista kosmologiaa, ja oman universumini luojana, minun pitää kehittää sen kosmologia.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.Це схоже на космологію, і мені, як творцеві, довелося винайти космологію створеного мною всесвіту.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.Это похоже на космологию, и мне, творцу, пришлось изобрести космологию созданной мною вселенной.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.זה מעין חקר היקום, ואני צריכה לפתח את חקר היקום לעולמי שלי, בתור היוצרת של העולם הזה.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.انه نوع من الكونيات ,وانا لابد ان اطور كونيات خاصة بعالمي كصانعة لهذا العالم.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.自分の宇宙の宇宙論を作り出さなければならない。 ご覧のように、何年にもわたって何度も何度も
Bu bir tarafta dursun ve evrenin tamamının, gözlemlenebilir evrenin bir altkümesi olduğunu hayal edelim.Ale teraz wyobraźmy sobie, że rzeczywisty wszechświat jest podzbiorem tego widzialnego
Bu bir tarafta dursun ve evrenin tamamının, gözlemlenebilir evrenin bir altkümesi olduğunu hayal edelim.Враховуючи все вищесказане, уявімо, що реальний Всесвіт - це підмножина видимого.
Buda, bir tür mucize gerçekleştirdi ve şemsiye yığını dev bir gökkubbe haline geldi: Evrenin mucizesi.Buddha egy különleges effekttel egy óriási planetáriummá változtatta az egészet, az univerzum csodájává.
Buda, bir tür mucize gerçekleştirdi ve şemsiye yığını dev bir gökkubbe haline geldi: Evrenin mucizesi.Budha membuat semacam ilusi, membuat payung itu menjadi planetarium raksasa keajaiban alam semesta.
Bu da evrenin bambaşka bir yerindeki yaşamla iletişim kourmaya hazırlığın ilk aşaması olur.이 행성에 있는 생명의 다양성과 놀라운 스케일에 매우 감사해야 합니다.
Bu da evrenin bambaşka bir yerindeki yaşamla iletişim kourmaya hazırlığın ilk aşaması olur.là bước đầu trong việc chuẩn bị cho sự liên lạc với cuộc sống ngoài hành tinh.
Bu da evrenin bambaşka bir yerindeki yaşamla iletişim kourmaya hazırlığın ilk aşaması olur.בתור הצעד הראשון וכהכנה ליצירת מגע עם חיים במקום אחר כלשהו ביקום.
Bu da evrenin bambaşka bir yerindeki yaşamla iletişim kourmaya hazırlığın ilk aşaması olur.كخطوة أولى للإستعداد للإتصال بكائنات أخرى في مكان آخر في الكون.
Bu da evrenin bambaşka bir yerindeki yaşamla iletişim kourmaya hazırlığın ilk aşaması olur.私たち人類は進化の頂点ではありません
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.A był to ten wszechświat na kartach dziurkowanych.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Ed era il suo universo su schede perforate.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.En het was zijn universum op ponskaarten.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.És ez az ő univerzuma volt lyukkártyákon.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Il s'agissait de son univers de cartes perforées.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.그리고 그것은 천공카드에 있는 그의 우주였습니다.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Şi era universul lui pe cartele perforate.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Und da war es. Sein Universum auf Lochkarten.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Và đó chính là vũ trụ của ông ấy trên các phiếu đục lỗ.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Y era su universo en tarjetas perforadas.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Και ήταν το σύμπαν του σε διάτρητες κάρτες.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.И това били неговите сорс (кодови) карти.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Це був той всесвіт на перфокартах.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.Это была та вселенная на перфокартах.
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi..וזה היה היקום שלו על כרטיסי ניקוב
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.وقد كان كونه على كروت مثقوبة
Bu da onun delikli kartlardaki evreni idi.まるで冬眠するかのように、50年間そこに取り残されていたのです
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.C'est un sentiment de privilège que l'univers naturel ne partage pas.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Đó là đặc quyền mà thiên nhiên không chia sẻ.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Es ist ein Privilegsdenken, das vom natürlichen Universum nicht geteilt wird.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Es un sentido de privilegio que el universo natural no comparte.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.É uma noção de privilégio de que o universo natural não partilha.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.E' un sensazione di privilegio che l'universo naturale non condivide.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Ezt a kiváltság-érzetet nem osztja a természetes univerzum.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Het is een idee van privilege dat het natuurlijke universum niet deelt.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Încă mai avem un sentiment de privilegiu pe care universul natural nu-l împărtășește.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Je to pocit privilegovanosti, o ktorý sa prirodzený vesmír nedelí.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.그것은 자연적인 우주가 공유하지 않는 특권이라는 인식입니다.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Περιέχουν έννοιες προνομίων που το φυσικό σύμπαν δεν συμμερίζεται.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Они воплощают в себе чувство привилегированности, которое чуждо природе.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Това е един усет за привилегия, който природната вселена не споделя.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.זוהי תחושת חסינות שהיקום אינו שותף לה.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.فذلك شعور بإمتيازات لا تسمح الطبيعة الكونية بالمشاركة فيها.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.ローレン アイズリーはこう言います
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Acest fapt are implicaţii cruciale pentru felul în care va evolua universul în viitor.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Ceci à des conséquences majeures concernant le futur de l'univers.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Ciò ha ripercussioni cruciali su ciò che l'universo farà in futuro.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Das hat entscheidende Konsequenzen darauf, was mit dem Universum in Zukunft geschehen wird.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Detta medför avgörande konsekvenser för vad universum kommer göra i framtiden.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Dette har meget vigtige implikationer for, hvad universet vil gøre i fremtiden.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Điều này dẫn đến những hàm ý quan trọng về việc vụ trụ sẽ ra sao trong tương lai.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Dit heeft cruciale gevolgen voor wat het universum gaat doen in de toekomst.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Ennek kritikus hatása van arra, amit az univerzum a jövőben csinálni fog.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Esto tiene unas implicaciones cruciales en el futuro del Universo.
Bu durumun evrenin ilerde başına gelecekler üzerinde çok öenmli bir etkisi var.Hal ini memiliki dampak penting pada apa yang akan dilakukan alam semesta di masa depan.