Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.המצב הכלכלי של המשפחה מידרדר והם נאלצים לעבור לדירה קטנה יותר באותו הבית.
Şehirden üç kanal geçer ve bunlar evlerin içinden akar.השיר בנוי משלושה בתים ומחורז בחריזה חובקת.
Taş evlerin ise çoğu yıkılmıştır.מרבית הבתים בעיר נהרסו.
Karşılığında ev sahibi ona teşekkür etmektedir, evlerinde kaldığı için.בתמורה לנכס, מסרה לה העירייה דירה לרשותה למגוריה.
Bugün taş evlerin çoğu iskelet halindedir.היום כמעט כולם גדלים בבתים מאבן".
Tüm öğrenciler evlerine gitti.כל התלמידים הלכו הביתה.
Tüm öğrenciler evlerine gitti.כל הסטודנטים הלכו הביתה.
İçlerinden çoğu öldü, bazıları evlerine dönebildi.Впоследсвие повечето от тях се завръщат.
Evlerinde misafir olur.Чувствай се като у дома си.
O günden beri evlerini genişlettiler, bir kitapçı dükkânı açtılar ve sık sık seyahat ediyorlar.От този момент те разширяват дома си, обикалят света и заедно отварят книжарница.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Огромна част от сградите са на повече от сто години.
Aynı zamanda evlerinin yanında "El Gaucho" isimli bir de restoranları bulunmaktadır.Санети живее близо до езерото Комо, където държи и ресторант на име „El Gaucho“.
Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır.Родителите му притежават малка бакалница и от всеки в семейството се очаква да работи в нея.
Mahallenin İçi, evlerin bahçeleri meyve ağaçları, üzüm asmaları ile bir yeşil görünüm içindedir.При тях раят изобилства от много вкусни ястия, сладки шербети и удоволствия.
İnsan evlerinin duvarlarında yaşarlar.Някои живеят в жилищата на човека.
Ocaklar ise hem evlerin içinde hem de dışında yer alıyordu.Кладенци е имало обаче и в дворовете, а на някои места – и в самите къщи.
Kuzey Amerika Opera evlerinde en çok temsil edilen 20 opera eseri listesinde 11. sırada yer almıştır.Тя се намира на 20-то място в списъка на Opera America за най-представяни опери в Северна Америка .
İlk evlerin kurulduğu yere bir de mektep yapılmıştır.На мястото на първата, която е била разрушена, са били построени къщи.
Genellikle evlerin arka bahçe kısmında bulunur.Обикновено в центъра на ранчото се намира домът.
Buna göre evlerin duvarlarındaki köşeli kesme taşlar oldukça pürüzsüz hepsi aynı boyutlardaydı.Днес още си личи къде са били каменните зидове на къщите, те са били сравнително ниски.
Sonrasında öğrenci evlerinde kaldı.Той остава с учениците след училище.
Japonya'da evlerin %58 kırsal bölgede yer almaktadır.82% от населението ѝ обитава селските райони.
Ziyaret Tepesi'nden Gölceğiz Yaylasının evlerinin yanında Söğüteli Köyü'nün bulunduğu vadi izlenebilmektedir.Върхът, под който тя извира, се вижда от селото целият обвит в преспи.
Kadınlar evlerine dönerler.Призовава бежанците да се завърнат у дома.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Няколко семейства са се събирали в домовете си.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Стотици хиляди напускат домовете си в търсене на спасение.
İnsanlar iktisada dayalı olarak yaşadıklarından, tamamı, kendi evlerini yapmış ve işlerini kurmuşlardır.Трудно живеели и се разпръснали наоколо, като всеки избрал място и построил къща.
Yaşadığı evlerin bazıları müze hâline dönüştürülmüştür.Днес някои от местата, където е живял, са превърнати в музеи.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Рицарите губят една трета от броя си и Малта губи една трета от населението си.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.Nakon ulaska u kuću obitelj se smješta na svoj kauč kako bi gledali televiziju.
İnsan evlerinin duvarlarında yaşarlar.Živjele su u ženskim kućama.
Bugün, Quedlinburg, Fachwerk evlerinin restorasyon merkezidir. ^Sada je Quedlinburg središte restauracije za tzv.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Također su se preselili u manji dom.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Izgubila je dvije trećine svoga prostora i više od polovice stanovništva.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Grobovi se nalaze ispod kućnih podova.
Genellikle bodrum ve evlerin diğer soğuk bölgelerinde görülürler.Često prezimljuje na hladnim mjestima u kućama.
Yenilenebilir olmayan enerji kaynakları sadece evlerin %1'inde kullanılır.Kod transporta neobnovljivi izvori energije su još uvijek dominantni sa udjelom od 93%.
Evlerin çoğu ahşaptır.Velik broj kuća su vikendice.
Ziyaret Tepesi'nden Gölceğiz Yaylasının evlerinin yanında Söğüteli Köyü'nün bulunduğu vadi izlenebilmektedir.Nevolja će biti vela po palacim tvrdimi, kad vidite da sa sela s maškinima gremo mi.
Evsiz kalan veya hasarlı evlerine girmekten korkanlar için çadırlar kuruldu.Najviše straha izazivali su arditi (smjeli) ili udarni jurišni odredi.
Binlerce insan evlerini kaybettiler.Tisuće su izgubile svoje domove.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotos uvádza, že Egypťania sú jediným národom, ktorý zdieľa svoje obydlia so svojimi zvieratami.
Günümüzde Cherry'nin hayatı Malmö, Stokholm ve Londra arasındaki evlerinde geçmektedir.Dnes striedavo obývajú svoje domy pri Malmö, Štokholme a Londýne.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Tento výjav bol naplnením proroctva, ktoré hovorilo, že nájdu svoj nový domov na takomto mieste.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Časom sa začali predávať i do domácností.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Podarilo sa im dosiahnuť Lhasu, kde zostali dva mesiace.
Prens onlara evlerine götürmüş.Zobral ju do svojho kniežatstva.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Jednotlivé rodiny zostávajú aj v týchto stádach pohromade.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Väčšina hornín na povrchu je staršia ako 100 mil. rokov.
Şehri terk etmemiş olanlar evlerinde salgının bitmesini beklemeye başladı.Tí, čo zostali doma, pocítili následky.
Kanalizasyon şebekesi yoktur ancak köy sakinleri kendi evlerinin kanalizasyon sistemlerni oluşturmuşlardır.Ale nie sú to len rodinné domy, ktoré obyvateľom Lukáčoviec poskytujú pohodlie domova.
Sokaktaki evlerin birinde ise 14. yüzyıldan kalma silahlar sergileniyor.V historickom centre sú dochované meštianske domy zo 14. storočia.
Aynı şey Yahudiler'i evlerinde saklayanlar için de geçerli olacaktı.Za nepriateľov považovali aj židov, ktorých na obsadených územiach prenasledovali.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodot je zapisal, da so Egipčani edino njemu znano ljudstvo, ki živi s svojimi živalmi v isti hiši.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Svoje domove je zapustilo več kot 100.000 ljudi.
Prens onlara evlerine götürmüş.Kralj Matjaž jih je odpeljal s seboj domov.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.V trgovinah je bil videospot na voljo že naslednji dan.
Bugün, Quedlinburg, Fachwerk evlerinin restorasyon merkezidir. ^Danes je Quedlinburg središče restavriranja Fachwerk – predalčne lesene gradnje hiš.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Tretjina mest je bila v ruševinah, število prebivalstva se je zmanjšalo za 20 %.
Ailesi kısa bir süre sonra iflas etti ve evlerinden çıkarıldılar.Družina je kmalu po propadu restavracije bankrotirala, zaradi česar so jih pregnali iz njihovega doma.