Yaşadığı evlerin bazıları müze hâline dönüştürülmüştür.Alcuni dei restanti edifici sono stati trasformati in musei.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.I poveracci derubati si trovano a vendere i locali perché non hanno più soldi.
Doktor: İnsanları iyileştirmek için evlerine gidin.Il suo dono è quello di poter guarire le persone.
Ayrıca köy halkı yazları inşaatta olup kışları evlerindedirler.È anche tenuto a lasciare i segni dell'inverno sulle abitazioni e nei boschi.
Ailelerin evlerinde bira tutması çok daha az rastlanan bir olaydı.È una grande birra della famiglia delle birre dell'abbazia.
Kışa doğru tekrar evlerine geri dönerler.Si fa ritorno al campo per l'inverno.
Birçok insan güvenli yere ulaşmak için evlerini terk etti ve dağlara ve tepelere doğru kaçtı.Molti uomini dovettero lasciare le loro terre e rifugiarsi sulle montagne.
Otoyolların yakınında bulunan yükseltilerde bolca müstakil evlerin bulunduğu yerleşkeler bulunur.Particolarmente lungo la High Street è possibile vedere alcune file di case inclinate.
İki Yahudi çocuğunu evlerine götürdüler .Vi furono accolti almeno 3 bambini ebrei.
1638'de ise bölgedeki evlerin sayısı kırka yükseldi.Nel 1638, il paese aveva circa 40 case.
Çok sayıda insanı öldürdü ve evlerini, topraklarını yaktı.L'ammiraglio ne fece giustiziare alcuni e bruciò le loro case.
Evlerin çoğu tipik Karadeniz evidir.Una Giungla, casa di alcuni Tipi Timidi.
Evlerin çoğu bir ya da iki katlı olup daha büyük de olabilirler.Possono anche essere assenti una o più delle altre tre pareti, e perfino il tetto.
İzmir'liler, evlerini bu kayalık yere inşa ettiler.I Robinson perderanno la loro casa di montagna?
Ailesi kısa bir süre sonra iflas etti ve evlerinden çıkarıldılar.Poco dopo, fu sfrattata dalla sua casa, e le sue cose furono gettate per strada.
Akşam, ayı yine evlerine gelince sevinmişler.A sera, rientrarono a valle.
Ülkelerinden çıkan Yahudiler evlerini, işlerini ve mal varlıklarını arkada bırakmak zorunda kaldılar.A causa della sua origine ebraica fu costretta a lasciare casa, beni e famiglia, fuggendo dal suo paese.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Треть домов получила повреждения, население уменьшилось наполовину.
Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar.Их жилища рассыпались в прах.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Бо́льшая часть жилых домов района имеют возраст, превышающий 100 лет.
Ocaklar ise hem evlerin içinde hem de dışında yer alıyordu.Очаги располагались внутри и снаружи домов.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Геродот писал, что египтяне были единственными людьми, которые держали своих животных дома.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Тысячи местных жителей вынуждены были бежать из своих домов.
Evlerin girişleri üst kısımlarında bulunmaktadır.Обитает в нижних слоях подстилки.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Ещё два года он находился в Лунде.
Ailesi kısa bir süre sonra iflas etti ve evlerinden çıkarıldılar.Семья объявила о банкротстве и была выселена из своего дома.
Küçük kızda yeni evlerinde her gün babasının eve gelmesini bekler.Мальчик каждый день ходит на станцию в надежде на то, что отец вернётся.
Başsız ya da başlı gömütlerin tümü evlerin tabanın altına gömülüdür.Все солдаты, независимо от званий и подразделений, похоронены плечом к плечу.
Bunun üzerine Doktor'un adını ve evlerinin adresini verir.Он же сообщил его имя и домашний адрес.
Daha sonra kalabalık , evlerine döner.После чего толпа разошлась по домам.
Suçlu gittiğinde Griffinler Quahog'daki evlerine geri döner.Выясняется, что теперь Гриффинам будет непросто попасть обратно домой, в Куахог.
Çok sayıda insanı öldürdü ve evlerini, topraklarını yaktı.Её члены убили множество его людей, преследовали его семью, сожгли его имения.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.На следующий день все сотрудники телеканала вышли на работу.
Karşılığında ev sahibi ona teşekkür etmektedir, evlerinde kaldığı için.В благодарность за спасение, тот разрешает ей пожить в своём доме.
Evlerin kapıları hep doğuya açılır.Двери хогана всегда обращены на восток.
Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu.А в подвале своего дома он ставил химические опыты.
Kadınlar evlerine dönerler.Супруги возвращаются в свой дом.
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.Префект признаётся, что полицейские совершили обыск в доме министра, но ничего не нашли.
Beverly Hills'teki evlerinde yaşıyorlar.Семья проживает в Беверли-Хиллз.
Bayram sabahı sahah namazı öncesi evlerin önünde ateş yakılır.После моления этот огонь разносят по домам.
İçlerinden çoğu öldü, bazıları evlerine dönebildi.Многих из них постигла мученическая смерть.
Marge, Lisa'ya hamile olduğu dönemde, Homer ile birlikte ilk evlerini satın alırlar.Когда через два года Мардж была беременна Лизой, они с Гомером купили дом.
Oğlu James Cole ise annesi ve kız kardeşini evlerinde çıkan bir yangın sonucu kaybetmiştir.Его дочь, Сара Хокинс, вместе с своим мужем и сыном погибла во время пожара, произошедшим в ее доме.
Evlerinde zengin bir kütüphaneleri vardı.Дома у них хранилась богатая библиотека по искусству.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.Но большая часть скважин не используется.
Evlerin çoğu tipik Karadeniz evidir.Большая часть зданий — жилые типовые дома.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Тогда они решили построить над вратами часовню, там стали молится ей.
Bugün taş evlerin çoğu iskelet halindedir.Многие древние сооружения на сегодняшний день лежат в руинах.
Sonrasında öğrenci evlerinde kaldı.Поселился в студенческом общежитие.
Bu dönemde aile Topağacı semtindeki evlerinde yaşadı.Жил в доме для престарелых в этом же городе.
Şehri terk ederken cemaat evlerini yakarlar.Перед уходом жители сожгли свои дома.
Evlerin çoğu ahşaptır.Большинство зданий были деревянными.
Bu yüzden mahalle halkı evlerini başka yana taşımışlardır.Окрестные жители стали покидать свои дома.
Güvenli evlerinde birçok silah bulundurur.В их домах было обнаружено оружие.
Prens onlara evlerine götürmüş.Царевны отвели её в дом отца.
Bu sistemde sermaye sahibi hammaddeyi evlerinde çalışmak isteyenlere veriyor.Это был подарок для хозяев дома, в котором они будут жить.
250 erkek ve kadın evlerinden tarlaya sürüldü.На фронт из села ушли 950 мужчин и женщин.
Bu örümcek ortalığı kasıp kavurur, insanların evlerini yakıp yıkar.Что заставляло этих людей сжигать дома и убивать себе подобных?
2000 verilerine göre Louisiana da 194.000 insan evlerinde Fransızca konuşmaktadır.По данным переписи 2000 года 92,25 % населения Мэна говорит дома на английском.
Ocaklar ise evlerin hem içinde hem de dışında yer alıyordu.Обитель не была устроена ни внутренне, ни внешне.