Ana içeriğe geç
Sözlük

evleri ile cümle

evleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Рицарите губят една трета от броя си и Малта губи една трета от населението си.
Geleneksel Rus evleri ahşaptan inşa edilir.Традиционните руски къщи са построени от дърво.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.Nakon ulaska u kuću obitelj se smješta na svoj kauč kako bi gledali televiziju.
İnsan evlerinin duvarlarında yaşarlar.Živjele su u ženskim kućama.
Bugün, Quedlinburg, Fachwerk evlerinin restorasyon merkezidir. ^Sada je Quedlinburg središte restauracije za tzv.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Također su se preselili u manji dom.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Izgubila je dvije trećine svoga prostora i više od polovice stanovništva.
Evleri inşa ederek bugünkü köye yerleşmişlerdir.Njihovi potomci i danas naseljavaju selo.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Grobovi se nalaze ispod kućnih podova.
Genellikle bodrum ve evlerin diğer soğuk bölgelerinde görülürler.Često prezimljuje na hladnim mjestima u kućama.
Yenilenebilir olmayan enerji kaynakları sadece evlerin %1'inde kullanılır.Kod transporta neobnovljivi izvori energije su još uvijek dominantni sa udjelom od 93%.
Evlerin çoğu ahşaptır.Velik broj kuća su vikendice.
Evleri ve bağları yakıldı.Crkva i kuća bile su spaljene.
Ziyaret Tepesi'nden Gölceğiz Yaylasının evlerinin yanında Söğüteli Köyü'nün bulunduğu vadi izlenebilmektedir.Nevolja će biti vela po palacim tvrdimi, kad vidite da sa sela s maškinima gremo mi.
Evsiz kalan veya hasarlı evlerine girmekten korkanlar için çadırlar kuruldu.Najviše straha izazivali su arditi (smjeli) ili udarni jurišni odredi.
Taş evleri mevcuttur.Kuće su bile kamene.
Avrupa’daki gibi, üst sınıfların evleri yemek pişirme işi için ayrı bir odaya sahiptiler.Zbog kuhara usavršenih u Europi, lokalni restorani su na vrlo visokoj razini kvalitete.
19. yüzyıl evleri, demiryolu tüneli inşaatı sırasında ölen işçiler için bir anıttır.Nenaseljen otok u 19. stoljeću naselili su radnici za rad u rudniku fosfata.
Evleri kerpiçten yapılmıştır.Kuće su bile izgrađene od borovine.
Binlerce insan evlerini kaybettiler.Tisuće su izgubile svoje domove.
Evleri, Ibrox Stadyumu, şehrin güneybatısındadır.Ich domov, Ibrox Stadium, sa nachádza v juhozápadnej časti mesta.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotos uvádza, že Egypťania sú jediným národom, ktorý zdieľa svoje obydlia so svojimi zvieratami.
Günümüzde Cherry'nin hayatı Malmö, Stokholm ve Londra arasındaki evlerinde geçmektedir.Dnes striedavo obývajú svoje domy pri Malmö, Štokholme a Londýne.
Zaten pis evleri seçermiş.Je opakom súkromných domácností.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Tento výjav bol naplnením proroctva, ktoré hovorilo, že nájdu svoj nový domov na takomto mieste.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Časom sa začali predávať i do domácností.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Podarilo sa im dosiahnuť Lhasu, kde zostali dva mesiace.
Prens onlara evlerine götürmüş.Zobral ju do svojho kniežatstva.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Jednotlivé rodiny zostávajú aj v týchto stádach pohromade.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Väčšina hornín na povrchu je staršia ako 100 mil. rokov.
Şehri terk etmemiş olanlar evlerinde salgının bitmesini beklemeye başladı.Tí, čo zostali doma, pocítili následky.
Evleri ve bağları yakıldı.Domy aj s obeťami podpálili.
Kanalizasyon şebekesi yoktur ancak köy sakinleri kendi evlerinin kanalizasyon sistemlerni oluşturmuşlardır.Ale nie sú to len rodinné domy, ktoré obyvateľom Lukáčoviec poskytujú pohodlie domova.
Sokaktaki evlerin birinde ise 14. yüzyıldan kalma silahlar sergileniyor.V historickom centre sú dochované meštianske domy zo 14. storočia.
Geri döndüğü vakit ise köydeki samanlıkları, evleri yakar ve hayvanlara zarar verir.Po ceste domov začne ubližovať zvieratkám a ničiť všetko živé naokolo.
Aynı şey Yahudiler'i evlerinde saklayanlar için de geçerli olacaktı.Za nepriateľov považovali aj židov, ktorých na obsadených územiach prenasledovali.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodot je zapisal, da so Egipčani edino njemu znano ljudstvo, ki živi s svojimi živalmi v isti hiši.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Svoje domove je zapustilo več kot 100.000 ljudi.
Prens onlara evlerine götürmüş.Kralj Matjaž jih je odpeljal s seboj domov.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.V trgovinah je bil videospot na voljo že naslednji dan.
Bugün, Quedlinburg, Fachwerk evlerinin restorasyon merkezidir. ^Danes je Quedlinburg središče restavriranja Fachwerk – predalčne lesene gradnje hiš.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Tretjina mest je bila v ruševinah, število prebivalstva se je zmanjšalo za 20 %.
Ailesi kısa bir süre sonra iflas etti ve evlerinden çıkarıldılar.Družina je kmalu po propadu restavracije bankrotirala, zaradi česar so jih pregnali iz njihovega doma.
Bu kullanım, Hindistan, Çin ve Sahraaltı Afrika'daki evlerin %80'inin enerji kaynağıdır.Poleg tega predstavljajo glavni vir energije v 80 % bivališč v Indiji, na Kitajskem in v podsaharski Afriki.
Aile geçmişleri ve evleri ile gurur duymaktadırlar.Ponosen je na svojo družino, dom in delo.
Sarayın yüksek duvarlarına yapışık yapılmış evlerin sokağa bakan cepheleri uzun, derinlikleri azdı.Okna na trgu Dolge hiše so se močno zmanjšala.
Ailelerin evlerinde bira tutması çok daha az rastlanan bir olaydı.Proizvodnja piva je takrat potekala v majhnem, družinskem obsegu.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Mrtve so pokopavali v hišah.
Bu sistemde sermaye sahibi hammaddeyi evlerinde çalışmak isteyenlere veriyor.Dal jim bom vse milosti, ki jih potrebujejo v svojem stanu.
Sonrasında öğrenci evlerinde kaldı.Ti so stanovali v univerzitetnem študentskem naselju.
Görüşmeler ve barış anlaşmaları tamamlandıktan sonra askerler evlerine döndü.Ko se je vojna končala, so se vojaki vrnili na svoje posesti.
Evlerin çoğu ahşaptır.Večina zgradb je bila lesenih.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.Stavbo so podrli leta 1929.
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.Duhovniki so pridigali na prostem pred cerkvijo.
Evlerin planları avlulu ve sokak kapılıdır.Obiskovalci ne slutijo, da je pod hišami premeten labirint rovov in ulic.
Günümüzdeki opera evlerinde de pek popüler değildir.Opera je še danes izjemno priljubljena.
En ünlü Palladyan eseri, Dublin'deki eski İrlanda Parlamento Evleri'dir.Njegova najpomembnejša dela je nekdanji irski Parlament v Dublinu.
Sıra evlerin en önemli özelliği rengarenk olmasıdır.Najvažnejša je kategorija doma.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Trečdalis namų buvo apgadinti, gyventojų skaičius sumažėjo dvigubai.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.Grįžę namo, Simpsonai įsikuria ant savo sofos tam, kad žiūrėtų televiziją.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod