Benim evlenmeye hiç niyetim yok.I have no intention of getting married.
Tom'un evlenmeyeceğini söylediğini düşündüm.I thought Tom said he wasn't going to get married.
Benim iznim olmadan kızımla evlenmeye nasıl cesaret edersin?How dare you marry my daughter without my consent?
Tom ve Mary sonunda evlenmeye karar verdi.Tom and Mary have finally decided to get married.
Tom bana seninle evlenmeye niyeti olmadığını söyledi.Tom told me that he has no intention of marrying you.
Onun seninle evlenmeye niyeti olmadığı açık.It's clear that he has no intention of marrying you.
Bir gün evlenip evlenmeyeceğimi kendime soruyorum.I ask myself if I'll be married some day.
Tom evlenmeye karar verdi.Tom has decided to get married.
"Onunla evlenecek misin?" "Hayır, evlenmeyeceğim.""Are you going to marry him?" "No, I'm not."
Tom, Mary'yle evlenmeye karar verdi.Tom decided to marry Mary.
Tom benimle evlenmeyeceğini söyledi.Tom said he won't marry me.
Artık seninle asla evlenmeyeceğim.I'd never marry you now.
O bile bana onunla evlenip evlenmeyeceğimi sordu.He even asked me if I would marry him.
Tom, Mary'yi onunla evlenmeye ikna etti.Tom persuaded Mary to marry him.
Fadıl, Leyla ile evlenmeye hiç niyetli değildi.Fadil never intended to marry Layla.
Tom, Mary'yi onunla evlenmeye ikna etmeye çalışacak.Tom will try to persuade Mary to marry him.
Tom sonunda evlenmeye karar verdi.Tom has finally decided to get married.
Tom muhtemelen evlenmeyecek.Tom is unlikely to get married.
Evlenmeye karar vermesi ailesini şaşırttı.His decision to get married surprised his family.
Asla evlenmeyeceğimizi biliyorum.I know we're never going to get married.
Nero'nun ölümünün ardından, Otho 69 yılında öldürülmeden önce onunla evlenmeye söz vermiştir.After Nero's death, Otho promised that he would marry her, before his suicide in 69.
Hiç evlenmeyen Mitchell, hayatı boyunca ailesine yakın yaşamıştır.Mitchell never married, but remained close to her immediate family throughout her life.
Hiç evlenmeyen Way Chapel Hill, North Carolina'da 9 Aralık 1995 tarihinde öldü.Way, who never married, died at Chapel Hill, North Carolina, on December 9, 1995.
Evlenmeye karar verirler.They decide to marry.
Ölüm yatağında kocasına bir daha evlenmeyeceğine yemin ettirmişti—kocası da bu yemini tutmuştur.He swore never to marry again, a promise he kept.
Filmin sonunda çift evlenmeye karar verir.At the end of the film, they decide to get married.
Mark, Marnie'yi kendisi ile evlenmeye mecbur eder ve balayına giderler.Helen and Terry get married and leave on their honeymoon.
Evlenmeye zorlanan çift nikahtan hemen sonra birbirinden ayrılırlar.To avoid arrest and subsequent jail they are forced to marry each other only to be divorced soon.
Serpina doktorla evlenmeye kesinlikle kararlıdır.Neena is engaged to get married to a doctor.
Henriette kızkardeşi Armande'ye Clitandre ile evlenmeye karar verdiğini belirtir.In Scene 1, Henriette tells her sister Armande of her intention to marry Clitandre.
Marzılline yanıt olarak onunla hiçbir zaman evlenmeyeceğini söyler; çünkü Fidelio'ya aşıkdir.Ezio replies that he cannot marry Onoria as he is in love with Fulvia.
Kadın olduğum için, evlenmeye çok hevesli olmam bekleniyor.Because I'm female, I'm expected to aspire to marriage;
Gerçekten benimle evlenmeyecek misin?Do you really intend to marry me?
Beş parasız kalırsan benimle evlenmeyeceğini söylemiştin.Didn't you say you wouldn't marry me if you ended up with nothing?
Ve büyükbabamın benim için seçtiği kişiyle evlenmeyeceğimden adım gibi emindim.I was positive there would be no way I would marry a man my grandpa picked out for me.
Ah Fei, Bu sonbaharda evlenmeye karar verdimFei, I've decided to get married in autumn.
Lammas arifesinde gece o ondört; o Bu evlenmeyeceğim, ben hatırlıyorum iyi.On Lammas-eve at night shall she be fourteen; That shall she, marry; I remember it well.
Hala çok var. Mezun olmadan önce evlenmeyeceğiz.It's still far away Not before we graduate.
Neticede benimle evlenmeyecek misin?Weren't you eventually going to marry me?
Seung Jo'yu evlenmeye ikna etmek mi, sen bir kahramansın!Marrying with Seung Jo, you're epic!!
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Once I go through this tradition, I was going to become a wife.
Benimle evlenmeyecek miydin?Don't you want me?
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de Allah, onları lutfuyla zengin edinceye dek ırzlarını korusunlar.And let those who find not the means to marry be abstinent till God enriches them of His bounty.
İçinizden evli olmayanları, köle ve cariyelerinizden evlenmeye müsait olanları evlendirin!And wed the singles among you, and those who are fit among your servants and maids.
İstanbullu 23 yaşındaki öğrenci Banu Karakaş, aile baskısına rağmen evlenmeyeceğini söylüyor.Banu Karakas, a 23-year-old student in Istanbul, says she will not marry, despite parental pressure.
Bunu Randall'ı Mary Hawkins ile evlenmeye ikna ederek başarır.She achieves this by convincing Randall to marry Mary Hawkins.
Bezhan daha sonra Giorgi'yi yeniden annesi Sevdia Mikeladze ile evlenmeye ikna etti.Like his father, Bezhan became involved in incessant intrigues and power struggles in Imereti.
Hiç evlenmemiştir ve evlenmeyecektir.She has never married, and now never will.
Asla evlenmeyeceğine yemin etmesine rağmen, başkalarını birbirleriyle eşleştirmekten zevk alır.Although she has vowed she will never marry, she delights in making matches for others.
Boşandıktan sonra Townsend ve Prenses Margaret bir ilişki kurdu ve evlenmeye karar verdi.After the divorce, Townsend and Princess Margaret formed a relationship and decided to marry.
Hyang-hee, onları öldürmek ve paralarını çalmak için zengin erkeklerle evlenmeye eğilimlidir.Hyang-hee is inclined to marrying rich men in order to murder them and steal their money.
Eleanor, Catherine'e ağabeyi Frederick'İn Isabella ile evlenmeye niyeti olmadığını söyler.Eleanor explains to Catherine that her brother has no intention of marrying Isabella.
Bunun yerine L'Angelier, mektupları onu ifşa etmek ve onunla evlenmeye zorlamakla tehdit etti.Instead, L'Angelier threatened to use the letters to expose her and force her to marry him.
Günlerini ya işte ya da kedisiyle beraber evinde geçirmektedir ve evlenmeye niyeti yoktur.He spends his days at work or home with his cat and has no plans to date or marry.
Dört gün sonra kız, kadın sayılarak evlenmeye hak kazanır.After four days, the girl is considered a woman and is eligible for marriage.
Dana, Ostap adlı bir Kızıl Ordu subayına aşık olur ve onunla evlenmeye karar verir.Dana falls for a Red Army officer named Ostap and decides to marry him.
Tom ve Mary sonunda evlenmeye karar verdi.Tom und Maria beschlossen endlich zu heiraten.
Takaki, Tokyo'da bir bilgisayar programcısıdır ve Akari de evlenmeye hazırlanmaktadır.Takaki arbeitet als Computer-Programmierer in Tokio und Akari bereitet sich auf ihre Hochzeit vor.
Claudius bir daha evlenmeyen annesi tarafından büyütüldü.Claudius wurde von seiner Mutter aufgezogen, die nie wieder heiratete.
Hiç evlenmeyen Mitchell, hayatı boyunca ailesine yakın yaşamıştır.Mitchell blieb sein weiteres Leben lang unverheiratet.