Edda Göring hayatı boyunca evlenmemiştir.Hanff tidak pernah menikah seumur hidupnya.
30 yaşından büyüktür ve hala evlenmemiştir.Cukup luar biasa, adipati yang berusia lebih dari tiga puluh tahun masih belum menikah.
16 yaşında ve henüz evlenmemişti.Ông mới có mười sáu tuổi và chưa lập gia đình.
Philetairos hiç evlenmemiştir ve çocuğu yoktur.Epicurus không bao giờ kết hôn và không có con.
Koirala evlenmemiş ve sıradan bir hayat yaşadığı bilinir.Clairaut không lập gia đình, và được biết đến với một cuộc sống xã hội tích cực.
Şu anda erkek çocuğu yoktur ve 1996'da boşanmasının ardından hiç evlenmemiştir.Cô bây giờ đơn thân và không có một mối quan hệ nghiêm túc nào sau khi ly hôn.
Kendisi hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamıştır.Bà chưa từng kết hôn và cũng không có con.
Hem evli hem de evlenmemiş kadınlar giyebilir.また、既婚者・独身者どちらでも着用してかまわない。
Kraliçe, 30'lu yaşlarına gelmiş ama hala evlenmemiştir.30歳になろうかという年だが妻は娶っていない。
Çünkü genç kraliçe henüz evlenmemiş ve çocuksuzdu.エリザベス女王は生涯結婚しなかったため、子供もなかった。
30 yaşından büyüktür ve hala evlenmemiştir.30歳を超えているが未婚。
Hem evli hem de evlenmemiş kadınlar giyebilir.未婚女性也可以着用。
Wollstonecraft'ı korumak amacıyla Imlay, evlenmemiş olmalarına rağmen 1793'te onu karısı olarak kaydettirdi.1793年,为了保护沃斯通克拉夫特,尽管他们并没有结婚,伊姆利仍在大使馆将她注册为了他的妻子。
Bayram Paşa ölünce bir daha evlenmemiştir.佩德羅一世至死時也沒有再結婚。
Kendisi hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamıştır.他從未結婚,無子女。
30 yaşından büyüktür ve hala evlenmemiştir.七十余岁,终身不娶。
Anne ve babası evlenmemiş gençlerdi.הוריו היו צעירים ולא נשואים.
Hem evli hem de evlenmemiş kadınlar giyebilir.מותר בלבוש על ידי נשים נשואות ולא נשואות.
Wollstonecraft'ı korumak amacıyla Imlay, evlenmemiş olmalarına rağmen 1793'te onu karısı olarak kaydettirdi.כדי להגן על וולסטונקראפט, רשם אותה אימליי כאשתו בשנת 1793 למרות שלא היו נשואים.
30 yaşından büyüktür ve hala evlenmemiştir.היא הגיעה לגיל שלושים ועוד לא התחתנה.
Koirala evlenmemiş ve sıradan bir hayat yaşadığı bilinir.הכהן או הכהנת לא חיו חיים סגפניים והיה נפוץ שהיו נשואים.
Iromuji (色無地): Tek renkli ve hem evli hem de evlenmemiş kadınlar tarafından giyilen kimono.ירומוג'י (Iromuji) קימונו בצבע אחיד שמותר בלבישת נשים נשואות ולא-נשואות.
Lavinia evlenmemiştir.לינהאן איננה נשואה.
Hiç evlenmemiş ve bir aşk söylentisinde adı geçmemiştir.בהמשך חייו לא התחתן ולא היה בקשר רומנטי עם אשה.
Wollstonecraft'ı korumak amacıyla Imlay, evlenmemiş olmalarına rağmen 1793'te onu karısı olarak kaydettirdi.Имлей регистрира Уолстънкрафт като своя съпруга през 1793 г., за да я защити, въпреки че не са женени.
Hem evli hem de evlenmemiş kadınlar giyebilir.Това не важи за неомъжените жени.
Hiçbir zaman evlenmemiş ve kadınlarla arasını hep soğuk tutmuştur.Никога не се жени и няма успех сред жените.
Çünkü genç kraliçe henüz evlenmemiş ve çocuksuzdu.Среща смъртта съвсем млад и още неженен.
Anne ve babası evlenmemiş gençlerdi.Njegovi roditelji nisu bili formalno vjenčani.
Philetairos hiç evlenmemiştir ve çocuğu yoktur.Olson nije oženjen i nema djece.
Hiç Evlenmemiştir.Nikad se nisu vjenčali.
Şu anda erkek çocuğu yoktur ve 1996'da boşanmasının ardından hiç evlenmemiştir.Andrew trenutačno nema muških nasljednika te je (od svojega razvoda iz 1996.) neoženjen.
Hiç evlenmemişti.To bol dôvod, prečo sa nikdy nevydala.
İki çocuğu da evlenmemiş, yetişkinliğe erişebilen çocuğu olmamıştır.Napriek týmto dvom sobášom nemala jej sestra žiadne deti, ktoré by prežili do dospelosti.
16 yaşında ve henüz evlenmemişti.Imel je šestnajst let in bil neporočen.
Kraliçe, 30'lu yaşlarına gelmiş ama hala evlenmemiştir.Mia ne more postati kraljica, če se v tridesetih dneh ne poroči.
Hiç evlenmemiştir.Nikoli ni bil poročen.
Çocuğu olmayan oyuncu bir daha hiç evlenmemiştir.Nepaisant keleto romanų, aktorė daugiau neištekėjo.
Julie Walters - Rosie, Donna'nın en yakın arkadaşlarından biri ayrıca hiç evlenmemiş eğlence düşkünü yazar.Julie Walters – Rosie Mulligan, viena iš Donna’os geriausių draugių, netekėjusi rašytoja.
Hem evli hem de evlenmemiş kadınlar giyebilir.Skiriasi ištekėjusių ir neištekėjusių moterų kepurės.
Lavinia evlenmemiştir.Naomė nebuvo ištekėjusi.
Iromuji (色無地): Tek renkli ve hem evli hem de evlenmemiş kadınlar tarafından giyilen kimono.Iromudži (jap. 色無地 Iromuji) – kimono, kurį gali devėti tiek tekėjusios tiek netekėjusios moterys.
Kendisi hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamıştır.Ta ei abiellunud kunagi ja tal polnud lapsi.
Hiç evlenmemiş ve bir aşk söylentisinde adı geçmemiştir.On inimesi, kes poleks kunagi olnud armunud, kui nad poleks kuulnud kõneldavat armastusest.
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.the Arnsworth 성 사업. 결혼 여자는 아기에 한잔;
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.העסקים טירת Arnsworth. אישה נשואה תופס את התינוק שלה;
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.الأعمال Arnsworth القلعة. امرأة متزوجة قمة سائغة في طفلها ؛ an
Arnsworth Kalesi iş. Evli bir kadın, bebeği kapmak; evlenmemiş kimse onu mücevher kutusu için ulaşır.未婚の一つは彼女の宝石ボックスに到達する。
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.그로부터 2년 후 그녀와 저녁을 먹게 되었어요. 우리가 함께 먹은 수많은 저녁 중 하나였지요.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm."eu costumava desejar nunca ter casado, nunca ter tido filhos.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Ik zou hem vragen waar hij in godsnaam mee bezig was." Sue staarde naar de grond en dacht even na.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Keď som s ňou večeral o pár rokov neskôr -- pri jednej z množstva večier, ktoré sme spolu mali -- povedala:
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Kiedy parę lat później jedliśmy kolejną wspólną kolację, powiedziała:
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm."Sabes, cuando ocurrió, solía desear nunca haberme casado, nunca haber tenido hijos.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Vài năm sau khi tôi dùng bữa tối với bà, một trong nhiều bữa tối chúng tôi ăn cùng nhau,
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Пару лет спустя, за ужином — это был один из многих совместных ужинов — она сказала:
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.כשאכלתי איתה ארוחת-ערב, כעבור שנתיים-- אחת מהרבה ארוחות-ערב שאכלנו יחד--
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.عندما تناولت العشاء معها بعد سنتين -- واحد من أكثر من عشاء تناولناه معًا --
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.何度も ご一緒したうちの一回です 彼女は言いました 「あの事件があった時
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.A ten měl čtyři dcery panny, prorokyně.