Onun dilegi arabasi olan birisiyle evlenmekti.משאלתה הייתה להתחתן עם מישהו שיש לו מכונית.
Onun dilegi arabasi olan birisiyle evlenmekti.كانت أمنيتها أن تتزوج شخص لديه سيارة.
Onun dilegi arabasi olan birisiyle evlenmekti.彼女は人生に変化を求めていました
Oppa'yla evlenmek istemiyorum. Çeviri: selsiÉn nem akarok hozzámenni oppához.
Oppa'yla evlenmek istemiyorum. Çeviri: selsiلا اريد الزواج ب اوبا
Oppa'yla evlenmek istemiyorum.Je ne veux pas épouser Oppa.
Oppa'yla evlenmek istemiyorum.Δεν θα παντρευτώ τον όππα.
Oppa'yla evlenmek istemiyorum.Δεν θέλω να παντρευτώ τον όππα.
Orada keyifli bir gelinin bana yapmayacaksın. Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğini그는 거기에 즐거운 신부 날 수 있도록 하여서는 아니된다. 이 급히에서 궁금해, 내가 결혼할해야
Orada keyifli bir gelinin bana yapmayacaksın. Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniהוא לא יעשה לי שם כלה שמחה. אני תוהה על החיפזון הזה, כי אני חייב להתחתן
Orada keyifli bir gelinin bana yapmayacaksın. Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniوقال انه لا تجعلني هناك العروس بهيجة. وأتساءل في هذا التسرع ، وهذا لا بد لي من الزواج
Orada keyifli bir gelinin bana yapmayacaksın. Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğini夫はずERE彼は懇願に来る。私は、、奥様が私の主と父に伝える、ことを祈る
Özür dilerim. Gökteki yıldızlardan birisin... ...ama hala benimle evlenmek mi istiyorsun?Đối với tôi mà nói, anh đã là một ngôi sao quá thời rồi.
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Én vagyok túl fiatal, - kérlek bocsáss meg: "- De, az nem fog férjhez, én megbocsátok:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Eu sou muito jovem, - peço-vos perdoe-me: "- Mas, uma que você não vai casar, vou perdoá-lo:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Ich bin zu jung, - ich bitte dich verzeih mir: '- Aber, ein Sie werden nicht heiraten, ich verzeihe dir:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Ik ben te jong, - Ik bid u vergeef mij: '- Maar, een u niet zal trouwen, zal ik u vergeven:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Io sono troppo giovane, - ti prego mi perdoni: '- Ma, un non ti sposare, io ti perdono:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Jag är för ung - jag ber dig förlåta mig: "- Men, en du kommer inte att gifta sig, jag förlåter dig:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Jaz sem premlad, - molim mi oprostite: "- Ampak, ne boste sre, bom pardon:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Jeg er for ung, - jeg beder dig tilgive mig: '- Men, en du vil ikke giftes, vil jeg tilgive dig:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Jestem zbyt młody, - proszę was przepraszam: - Ale nie będzie ślub, to ja przepraszam was:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Je suis trop jeune, - je vous prie pardonne-moi: "- Mais, vous avez une n'épousera pas, je vais te pardonner:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Jsem příliš mladý, - medle Pardon: - "Ale, nebudete oddáni, budu vám odpustit:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.당신이 나를 용서기도 - 난, 너무 어려 '- 당신이 수 없습니다하지만, 난 당신을 용서 할게 :
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Olen liian nuori, - Rukoilen sinua anteeksi: "- Mutta et Wed, minä anteeksi sinulle:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Som príliš mladý, - Nože Pardon: - "Ale, nebudete oddaní, budem vám odpustiť:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Soy muy joven, - os ruego que me perdone: "- Pero, una que no se casará, te voy a perdonar:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Sunt prea tânăr, - ma rog sa ma scuze: "- Dar, o voi nu va Miercuri, te voi ierta:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Tôi quá trẻ, tôi cầu xin bạn tha thứ cho tôi: "- Nhưng, bạn sẽ không kết hôn, tôi sẽ tha thứ cho bạn:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Είμαι πολύ νέος, - προσεύχομαι να μου δώσει χάρη: "- Αλλά, μια που δεν θα παντρευτεί, θα σου δώσει χάρη:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Аз съм твърде млад, - Умолявам ви, извинете ме: "- Но, вие не ще брак, аз ще ви прости:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.Я слишком молод, - я прошу вас простить меня: "- Но, вы не поженились, я буду вас прощения:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.אני צעיר מדי, - אני מתפלל שאת סולחת לי: '- אבל, לא תוכל להתחתן, אני מוכן לסלוח לך:
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.وأنا صغير جدا ، -- كنت أصلي العفو لي : '-- ولكن ، وأنك لن يتزوج ، وأنا العفو لك :
Pardon dua, çok genç: '- evlenmek bir Ama, ben de affeder.もし、あなたが私と一緒に収容してはならない場所を放牧:to'tを見て、on't思う、私は冗談に使用しないでください。
Problem nerede mi başlıyor, Jason Medea'yı terkedip başka birisiyle evlenmek istiyor, Creusa'yla. .Problem pojawia się w momencie, gdy Jazon decyduje się opuścić Medeę i poślubić kogoś innego - Kreuzę.
Problem nerede mi başlıyor, Jason Medea'yı terkedip başka birisiyle evlenmek istiyor, Creusa'yla. .Конфлікт виникає, коли Ясон вирішує, що хоче покинути Медею і одружитися з іншою - Креусою.
Problem nerede mi başlıyor, Jason Medea'yı terkedip başka birisiyle evlenmek istiyor, Creusa'yla. .Трудности начались когда Ясон решил, что он хочет оставить Медею и жениться на другой - Креусе.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.그녀는 14살임에도 불구하고, 그 어르신과 결혼을 해야 했습니다.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Cô bé biết rằng mình sẽ phải cưới ông già đó khi mới 14 tuổi.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Ella sabía que tendría que casarse con el hombre mayor, y ella tenía 14 años.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Elle savait qu'elle devrait épouser ce vieil homme, et elle avait 14 ans.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Sie wußte, sie würde den alten Mann heiraten müssen, und sie war 14.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Ştia că inseamnă că va trebui să se căsătorească cu acel om bătrân, şi avea 14 ani.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Tudta, hogy feleségül kell mennie ahhoz az öregemberhez, tizennégy évesen.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Vedela je, da se bo morala s starcem poročiti. Imela je šele 14 let.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Wiedziała, że musiałaby poślubić starca, a miała 14 lat.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Ze zou met de oude man moeten huwen. Ze was 14.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Вона знала, їй доведеться вийти заміж за того старого чоловіка, а їй було всього 14.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Знаеа, че ще трябва да се омъжи за онзи старец, а била 14-годишна.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.Это означало, что ей придется выйти за этого старика, а ей было всего 14 лет.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.היא ידעה שהיה תהיה חייבת להתחתן עם הזקן ההוא, והיא בת 14.
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.وأنها سترغم على الزواج بذلك الرجل الكبير و هي تبلغ من العمر 14 سنة
Sadece 14 yaşındayken o yaşlı adamla evlenmek zorunda olduğunu da biliyordu.そしてある日 セーフハウスのことを耳にしたのです
Sana hiç zarar verdi mi? 20 sinde evlenmek?Да, она вышла замуж в 20 лет.
Sangmin'le evlenmek mi?Cưới anh Sangmin ư?
Sangmin'le evlenmek mi? Hey! Büyükbaban şaka yapmıyor!Ele não terminou de falar!
Sangmin'le evlenmek mi? Hey! Büyükbaban şaka yapmıyor!El nu și-a terminat de vorbit!
Sangmin'le evlenmek mi? Hey! Büyükbaban şaka yapmıyor!Er hat nicht Raum fertig!