Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Mert tudja, hogy örökbe fogadtam, és nem lehet saját gyerekem.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Nó biết tôi nhận nuôi nó và tôi không thể có con.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Ona vie, že som si ju adoptovala a že nemôžem mať deti.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Parce qu'elle sait que je l'ai adoptée et que je ne peux pas avoir d'enfants.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Perché lei sa che l'ho adottata e che non posso avere figli.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Porque ela sabe que foi adotada e que eu não posso ter filhos.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Porque ella sabe que la adopté y que no puedo tener hijos.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Protože ví, že jsem ji adoptovala a nemohu mít děti.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Sie weiß nämlich, dass ich sie adoptiert habe und keine leiblichen Kinder haben kann.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Wiedziała, że ją adoptowałam i że nie mogę mieć dzieci.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Ze is geadopteerd en weet dat ik geen kinderen kan krijgen.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Γιατί το ξέρει ότι την έχω υιοθετήσει και δεν μπορώ να κάνω παιδιά.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Вона ж знає, що я її вдочерила, бо не можу мати дітей.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Защото тя знае, че аз съм я осиновила и не мога да имам деца.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.Она знает, что я удочерила ее и что я не могу иметь детей.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.כי היא יודעת שאימצתי אותה ושאני לא יכולה להביא ילדים.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.لأنها تعلم أننى قمت بتبنيها وأننى لا يمكنني إنجاب أطفال.
Çünkü çocuk sahibi olamadığını ve onu evlat edindiğimi biliyor.そして私は言います「そうよ」
Çünkü onun evlatlarından Abdullah II bu makamın sahibidir, sahibu seyftir.Abdullah II., dieser Abdullah ist der Halter des Schwertes!
Çünkü onun evlatlarından Abdullah II bu makamın sahibidir, sahibu seyftir.Abdullah II...
Çünkü onun evlatlarından Abdullah II bu makamın sahibidir, sahibu seyftir.Abdullah II, questo Abdullah, il detentore della spada!
Çünkü onun evlatlarından Abdullah II bu makamın sahibidir, sahibu seyftir.Абдулла второй, этот Абдулла, обладатель меча!
Danny... kimse arkada kalmayacak. Beni anladın mı evlat? Evet generalim.Widzicie ją?!
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Ik stelde voor aan de oom dat we Father Keene gingen opzoeken om uit te vinden hoe het adoptieproces werkte.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.저는 아이의 삼촌에게 킨 신부님을 만나보고 입양 절차가 어떻게 되는지 알아보자고 권했습니다.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Tinha três mulheres a cuidar das crianças.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Tôi đã đề nghị người cậu cùng đi tới đó gặp Cha Keene để hỏi thêm về thủ tục nhận con nuôi.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Предложих на чичото да отидем при отец Кийни, за да разберем как протича процесът на осиновяване.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.אז הצעתי לדוד שנלך לשם ונפגוש את האב קין, ונברר איך ילך הליך האימוץ.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.ومن ثم فقد اقترحت على الخال أن نذهب لملاقاة الأب كين لنتعرف على الكيفية التي تتم بها عملية التبني.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.キーン神父に会って養子縁組の過程が どうなっているか見るように勧めました 伯父さんには こういったことは全て
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.A spus, "Nu știu cum faci asta, fiule, vreau să spun, nu mergi cu mașina, nu vorbești.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Cha không biết làm thế nào con làm được, con trai, ý cha là con không lái xe, con không nói chuyện.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.Han sade, "Jag vet inte hur du lyckas med det här, jag menar, du åker inte i bil, du pratar inte.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.Hij zei, "Ik weet niet hoe je 't voor elkaar krijgt, jongen. Ik bedoel, je rijdt geen auto, je praat niet.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Ich weiß nicht, wie du das machst, mein Sohn, ich meine, du fährst nicht Auto und du redest nicht.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Je ne sais pas comment tu fais, fiston, je veux dire, tu ne conduis pas, tu ne parles pas.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.말씀하시길 "너가 어떻게 하는 건지 모르겠구나. 얘야. 넌 차도 안 타고 말도 안 하잖니.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Não sei como é que consegues, filho. "Isto é, não andas de carro, não falas.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Nem tudom, hogy csinálod ezt fiam, nem ülsz kocsiba, nem beszélsz.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Nevím, jak to děláš, synu, chci říct, nejezdíš v autech, nemluvíš.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Nie wiem, jak to, synu, robisz, znaczy, nie jeździsz samochodami, nie mówisz.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Non so come fai, voglio dire, non guidi e non parli...
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.Povedal, "Neviem, ako to robíš, synu, nejazdíš na autách, nerozprávaš.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.Y dijo, "No sé cómo haces esto, hijo, quiero decir, no viajar en autos, no hablas.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.Каза: "Не знам как го правиш синко." Имам предвид, не караш кола, не говориш.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın."Сынок, я не знаю, как ты это делаешь, я имею в виду твой отказ водить, разговаривать.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.הוא אמר, "אני לא יודע איך אתה עושה את זה, בן, אני מתכוון, אתה לא נוסע במכוניות, אתה לא מדבר.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.قال،"بُنَيَّ، لا أدري كيف تفعل ذلك، أقصد، أنت لا تركب السيارات، لا تتكلم.
Dedi ki, " Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum, evlat, demek istediğim, arabalara binmezsin, konuşmazsın.お前は車に乗らないし、話もしない 姉は、お前を放っておくようと言っている
- Deldik onu! - Evet! Evlat, gitmeliyiz!Браво на теб, Ей Джей!
- Deldik onu! - Evet! Evlat, gitmeliyiz!Браво на теб, Ей Джей!
- Deldik onu! - Evet! Evlat, gitmeliyiz!?זה טוב או רע
- Deldik onu! - Evet! Evlat, gitmeliyiz!نعم طريقها للذهاب أعرف ذلك
Devlet Simyacısı Edward Elric geldi! -Bu inanılmaz, evlat! -Çok teşekkürler!¡El alquimista Edward Elric está aquí! - ¡Es increíble!
Dinle. Zeki biri olabilirsin, evlat, ama ben daha zekiyim.Hör mal, du magst ja schlau sein, aber ich bin schön länger schlau.
Dinle. Zeki biri olabilirsin, evlat, ama ben daha zekiyim.Jij bent misschien slim, jongen, maar ik ben al langer slim.
Dinle. Zeki biri olabilirsin, evlat, ama ben daha zekiyim.그 또한 불운한 연극 작가인 크리스토버 볼린을 인용하고 있는거지. 내 말을 들어봐. 너는 좀 똑똑한 아이일 수 있어 그치만 내가 너 보다 더 오랜 시간동안 똑똑했다고.
Dinle. Zeki biri olabilirsin, evlat, ama ben daha zekiyim.Можешь умничать сколько угодно, малыш, у меня все равно опыта больше.
Dinle. Zeki biri olabilirsin, evlat, ama ben daha zekiyim.תקשיב. אתה אולי חכם, ילד, אבל אני חכם יותר זמן ממך.