Ana içeriğe geç
Sözlük

evla ile cümle

evla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Philippus üvey evlatlarını kendi çocukları gibi bağrına basmıştı.اعتز فيليبوس بأولاد زوجته كما لو كانوا من أبناء عائلته.
1962'de Carl adında bir oğulları oldu ve 1968 yılında da Michelle isimli bir kızı evlat edindiler.أنجب الزوجان ابننا في عام 1962، وأسموه كارل، وتبنيا ابنتهم ميشيل عام 1968.
Hayırlı evlat yetiştirmek ve onun yaptığı hayırlı işlerde hayrat şeklinde tanımlanabilinmektedir.أي من بقي منهم، وعاملهم على نحو ما عامل عليه أهل خيبر.
Bu yüzden, kendisine bir evlat bahşetmesi için Tanrı'ya dua etti.إبراهيم، مع ذلك، كان يصلي باستمرار إلى الله ليرزقه ولدا.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.فإن جنودنا الأسرى يعودون إلى ديارهم في سلام وأنكم قادرون على العيش في سلام وأمن".
Bunun haricinde çocuk kelimesi sıklıkla evlat anlamında da kullanılır.وفي كثير من الأحيان، ما يقوله الطفل في العلاج هو ما يعنيه الطفل.
Gürsel çiftinin Hatice Ergün adlı bir evlatlıkları da bulunmaktaydı.كان لها مقالًا أسبوعيًا تحت اسم أولادي حبايب قلبي.
Evlat edinilmiştir.أولاد امحمد.
B'nai B'rith (İttifak Evlatları), (; İbranice: בני ברית) dünyadaki en eski Yahudi hizmet organizasyonudur.بناي بريث الدولية (عبرية: בני ברית، أبناء العهد)، هي أقدم منظمة خدمات يهودية في العالم.
Fransız bir aile tarafından 7 yaşında evlat edinilmiş, 1977 yılında ise Fransız vatandaşı olmuştur.ولد لأب إنجليزي وأم فرنسية، عاشت عائلتة في فرنسا وحصلت على الجنسية الفرنسية، في عام 1937.
Konu insanlar tarafından evlatlık alınmış, olağanüstü bir istiridyenin hikâyesidir.إن هذه مجرد قصة خرافية يتناقلها الأطفال.
Koskoca dünyaya sığdıramadılar evladımı.وضاع العمر يا ولدي.
Jones çifti, Kore-Amerika kökenli üç çocuğu evlat edinmişti: Lew, Suzanne ve Stephanie.اعتمد الزوجين بتبنّي عدة أطفال ثلاثة من كوريا الأمريكية النسب: لو، سوزان وستيفاني.
Alajam özüme bir evladlıh. - Sen –diy- hayt.العلاقات الاجتماعية ذات الطابع الإيجابي . == من أنا ؟ ولم أنا ؟ ..
Asker evlatlarımız bizi başlarında görmek isterler.آيبونَ تائِبونَ عابِدونَ ساجِدونَ لرَبِّنا حَامِدونَ.
Bu nedenle, doğacak çocuğun teyzesine evlatlık verilmesine karar verildi.ومن اجل هذا أقنعت عم الفتاة...
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.الحمل، أو إذا كنتي تخططي لصتبحي حاملاً.
Ling Bouvier, Nancy Cartwright tarafından seslendirilmektedir, Selma Bouvier'ın evlatlık kızıdır.لينغ بوفير قامت نانسي كارترايت بأداء شخصيتها ،وهي ابنه سلمى بوفير التي تبنتها .
"Allah asla evlat edinmedi.Porém, eles não tiveram filhos.
Londra'da on iki çocuklu bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi.Nasceu em Londres, de uma família de 12 filhos.
Fransız bir çift kendisini ve kız kardeşini küçükken evlatlık edindi.Um casal francês o adotou ainda criança, junto com sua irmã.
Diane Lane, Martha Kent: Clark’ı evlatlık edinen anne.Diane Lane como Martha Kent: A mãe adotiva de Clark Kent.
Annesi, Rıvka Gina Daum, Sopron Macaristan'dan gelen zengin bir ticari ailenin evladıymış.Sua mãe, Rivka Gina Daum provinha de uma próspera família comerciante de Sopron, Hungria.
“Umarım haklısındır evlat.”«Eu hei-de dar ao Menino».
Germanicus aynı zamanda Tiberius'un evlatlık oğludur.Germânico era ademais filho adotivo de Tibério.
Valentinianus'un erkek bir evladı yoktu ve yerine geçecek kimseyi işaret etmemişti.Valentiniano não tinha descendentes masculinos e nunca tinha nomeado um herdeiro.
Alajam özüme bir evladlıh. - Sen –diy- hayt.Aquele cara ridiculamente velho, certo? / EVA: Não o subestime.
"Müsrif Evlat"."Aquele Estranho Menino...".
1912'de Jean-Jules isimli ilk erkek evlatlarına sahip oldular.Em 1912 o casal teve seu primeiro filho, Jean-Jules.
Kendisinin evladı olmamıştır, kız kardeşinden yeğenleri vardır.Ele não tem parentes próximos vivos; não teve filhos, tampouco suas irmãs.
Fakat ilk gelenlerin evlatlarından yaşayan az sayıda yaşlı vardır.Nela ainda vivem alguns descendentes dos primeiros habitantes.
Evlat edinilmiştir.A criança depois foi adotada.
Nero, Tiberius'un en büyük evlatlık torunuydu ve imparatorun en gözde varisi olarak görülüyordu.Nero passou então a ser o neto adotivo mais velho de Tibério e era visto como seu mais óbvio sucessor.
Lorenz ailesi tarafından evlat edinilen Flake, iki üvey kardeşi ile büyümüştür.Foi adotado pela família Lorenz e cresceu ao lado de outros dois irmãos.
Tiberius, varis ve oğul olarak evlat edinildi.Tibério foi adotado como filho e herdeiro de pleno direito.
Bamm-Bamm Rubble - Barney ve Betty'nin evlatlık oğluJay North como Bamm-Bamm Rubble, o filho adotivo e musculoso de Barney e Betty.
17 Eylül 2015'te Josey Hollis Dorsey adında bir erkek evlat dünyaya getirmiştir.No dia 17 de setembro de 2015, nasceu o primeiro filho do casal, Josey Hollis Dorsey.
Mowgli, şimdi bir orman kasabasında, kendisini evlat edinen bir aile birlikte yaşamaktadır.Mokujin está em uma floresta, com sua família.
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.Por sua obra é reconhecido como patrono da Assistência Social na Paraíba.
Bu arazi onların evlat ve torunlarına geçerdi.Terras e dinheiro iriam para seus outros filhos.
Öğrencilerin çoğu bakanlar evlatlarıdır.Afinal muitos dos alunos era filhos de bruxos!
Genç senatör Lucius Calpurnius Piso Licinianus'u varisi olarak evlatlık edindi.Ele adotou um jovem senador, Lúcio Calpúrnio Pisão Liciniano, como seu sucessor.
Diğer bazı örgütler de, lezbiyen ve gaylerin evlat edinmeleri olasılığıyla ilgili kaygılarını dile getirdi.Outros grupos expressaram preocupação sobre a possibilidade de casais gays e lésbicos adotarem crianças.
Evli çift Afrikalı çocuklar evlat edinmek istiyor.O casal quer adotar crianças africanas.
"Allah asla evlat edinmedi.God is niet zo dat hij zich een kind neemt.
Üftâde tekrar; "Haydi evlâdım!Daarop zou zij gezegd hebben: "Mijn man was onschuldig, mijn zoon niet."
Ray ve Lorene Franks tarafından evlatlık edinildi.Hij werd geadopteerd door Ray en Lorene Parker Franks.
“Umarım haklısındır evlat.”"Is 't waar jongen?"
Bamm-Bamm Rubble - Barney ve Betty'nin evlatlık oğluBamm-Bamm Rubble is de geadopteerde zoon van Barney en Betty.
Germanicus aynı zamanda Tiberius'un evlatlık oğludur.Rupert is dus wel degelijk Timothy's eigen zoon.
Evlatlık verildiği çift Mike daha yedi yaşındayken boşandı.Zijn adoptieouders scheidden toen Mike 7 was.
Ben Tanrı'nın bir evladıyım!Wanneer ben ik een kind van God?
Annesi, Rıvka Gina Daum, Sopron Macaristan'dan gelen zengin bir ticari ailenin evladıymış.Zijn moeder Rivka Gina Daum stamde uit een gegoede handelsfamilie uit Sopron, Hongarije.
Mübarek Al-Sabah'ın ikinci evladıydı ve Al-Sabah ailesinin Al-Salim dalının atası.Hij was de tweede zoon van Mubarak Al-Sabah en is de stamvader van de Al-Salem-tak van de familie Al-Sabah.
Hamile kalır, ve çocuğu evlatlık vermeye karar verir.Ze wordt echter zwanger van hem en is van plan het kind te houden.
Evlatlık verilen yavruların bakımı bu yeni aile tarafından üstlenilir.Het tarief voor de opvang van de kinderen bepaalt deze onthaalouder zelf.
İlk karısı, Elena arkada iki erkek evlat bırakarak bir önceki yıl vebadan ölmüştü.Lewis' eerste vrouw was twee jaar daarvoor overleden met achterlating van vier kinderen.
Diğer bazı örgütler de, lezbiyen ve gaylerin evlat edinmeleri olasılığıyla ilgili kaygılarını dile getirdi.Andere verenigingen spraken hun bezorgdheid uit over de mogelijkheid van adoptie.
22 Ocak - Yüksek Sağlık Şurası, Türkiye'de "Tüp bebek" yolu ile evlat sahibi olunabileceği kararına vardı.22 - De "Wet op de aanneming van een kind" maakt in België adoptie van minderjarigen mogelijk.
Bir kız bir erkek evlat sahibidir.Een jongen is een mannelijk kind.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod