Bu evinizin büyüklüğünde bir uçurtma.So that's a kite the size of your house.
Yani gerçek eviniz göğsünüzdedir.So your real home's in your chest
Olduğu yerde sonsuza kadar duracak alıp evinize götürebilirsiniz.You can take it home with you, unlike the Theme Building, which will stay where it is forever.
Öyleyse, evinize vardığınızda, içeri girerken bir an düşünün ve kendinize şu soruları yöneltin:So when you go home and you walk through your front door, take a second and ask yourselves,
Ses ortamlarını güzel olucak şekilde tasarlıyın evinizde ve işinizde.Design soundscapes to be beautiful around you at home and at work.
Ki bu da evinizde DSL olduğunu varsayarsak.And that's assuming you already have DSL in your house.
Evinize DSL bağlatmaya çalışın.Try to get DSL installed in your house.
Banka sonuçta bana diyor ki, evinizin değerinin %75'ine kadar kredi kullanabilirsiniz.So they said, well, we're willing to lend you up to 75% of the value of your house.
Dedi ki, bu tülleri yere koyun, böcekler evinizi terk edecekler.These nets, she said, you put them on the floor, bugs leave your house.
Çabucak iyileşeceğim ve evinize ziyarete geleceğim.I'm going to get healed quickly and come over to your house.
Ancak hareket sonuçta sadece gidecek bir eviniz varsa anlam ifade ediyor.But movement, ultimately, only has a meaning if you have a home to go back to.
Yani hayal edin ki, diyelim, evinizde bir Hoover var ve bozuldu.So imagine you have, say, a Hoover in your home and it has broken down.
Belki de bu çocuk evinizde var.Maybe you have this child at home.
Siz bunun üzerine "Peki ama evinizin adresini nasıl biliyorsunuz?" dersiniz.And you say then, "OK, then how do you know your home address?"
Bu sizin eviniz mi?Is this your house?
Böylece, buzcunun evinize buz getirdiği buz fabrikası değildi bu.Now, it wasn't about the ice factory with the iceman delivering ice to your house.
Ve bu akım, elektrik akımı, evinizin içinde olduğu gibi, elektronlar tarafından taşınır.And that current, electrical current, is carried by electrons, just like in your house and so on.
Sportmenlikten nasibini almamışlardan biriyseniz eğer, hayvanı vurur ve evinize götürürsünüz.And then, if you're one of these unsporting characters, you shoot the animals and take them home.
Evinizin güvenli.It's secured by your house.
Çünkü eğer kredinizi geri ödeyemezseniz, banka evinize el koyacak. .Because the bank, if you can't pay this loan right here, they're going to take your house.
Işık hızını evinizin bahçesinde bile aşabilirsiniz.Because you can break the speed of light in your backyard.
Evinizdeki cihazları hep hayal ettiğiniz biçimde birbirine bağlayın.Connect your home in ways you've always wanted.
Ve onları alırsınız ve eve getirirsiniz, ve evinizin dekorunu tamamen bozarsınız,And so you buy them, and you bring them home, and you entirely violate the décor of your house.
Eviniz yeniden finanse edin! ay, bak! sanırım herşey düzelecek.Refinance Your Home! Well, Pile, with all this money, we might as well... ...partyyy!
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Since you lost your house, you must have no shoes left.
Burası sizin eviniz mi?Is this your house?
Kıyıya ulaştım ve şans eseri evinizi buldum.I got ashore and found your place here by accident.
- Evim sizin de evinizdir.- My house is yours.
Evinizin ne kadar ederi olduğunu biliyor musunuz acaba?Do you happen to know how much your house is worth?
Bunlar evinizde yangın çıktığında kapacağınız şeyler.They're the things that you'd snatch if the house was on fire.
Sizin evinizde çok önemli insanlar var.The residents are very special people.
Haydi evinize bir göz atalım.So let's have a look at your home.
Ben de, evinizin fiyatı niçin %1 veya %2 yükselecek ki derdim. -I'd say well, why is your house going to go up 1% or 2%?
Çünkü bir eviniz olduğunda, iş arama konusunda daha az esnek oluyorsunuz.Because when you own a home, you have less flexibility in looking for a job.
Onu evinize götürün. Başını tıraş etsin, tırnaklarını kessin.then you shall bring her home to your house; and she shall shave her head, and pare her nails;
Evinizde biri büyük, öbürü küçük iki türlü ölçü olmayacak.You shall not have in your house diverse measures, a great and a small.
Bakın, eviniz ıssız bırakılacak!Behold, your house is left to you desolate.
Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin.Do not enter homes other than your own, until you have asked permission and greeted their occupants.
Solana, "Bu [AB] sizin evinizdir, ait olduğunuz yer burasıdır." dedi."This [the EU] is your home; this is where you belong," he said.
Evinize gidin ve güzel, sessiz bir uyku çekin. [1]Go home and get a nice quiet sleep.[1]
Eviniz büyük.Euer Haus ist groß.
Eviniz nehrin diğer tarafındadır.Ihr Haus ist auf der anderen Seite des Flusses.
Evinizi kiralamak mı istiyorsunuz?Wollen Sie Ihr Haus vermieten?
Eviniz çok şık.Ihr Haus ist sehr schick.
Sizin kendi evinizdeki misafir sizi rencide eder, canınızı sıkarsa siz de ona karşı zalimce davranın.Wenn dich ein Gast in deinen Räumlichkeiten belästigt, behandle ihn grausam und ohne Gnade.
(Sizin) Evinizi buradan görebiliyorum.Sein Haus kann dort heute besichtigt werden.
İki öğrenci görevli sizinle birlikte evinize kadar yürüyor.Unterwegs weist sie zwei Lehrerinnen den Weg zu ihrem Dorf.
Evinizi iyice izole edin.Dicht stand Haus an Haus.
Rica ederim, kendi evinizdeymişsiniz gibi davranın.Je vous en prie, faites comme chez vous.
Eviniz büyük.Votre maison est grande.
(Sizin) Evinizi buradan görebiliyorum.Maison May Vue de la maison.
Eviniz nerede?¿Dónde está vuestra casa?
Eviniz büyük.Vuestra casa es grande.
Tom evinize gelmedi mi?¿Tom no ha venido a vuestra casa?
Buradan evinize gitmek ne kadar sürer?¿Cuánto se tarda en ir de aquí a vuestra casa?
Evinizi görüyorum.Veo vuestra casa.
Eviniz ne kadar büyük?¿Cómo de grande es vuestra casa?
(Sizin) Evinizi buradan görebiliyorum.(¿Has visto aquella casa de allí?)
(Sizin) Evinizi buradan görebiliyorum.Per l'immagine si veda qui.
Kağıt eviniz yıkılır yani."Vuoi rovinare questa casa discografica?'".