Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Compiuti i giorni del suo servizio, tornò a casa
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.După ce i s'au împlinit zilele de slujbă, Zaharia s'a dus acasă.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.És lõn, hogy mikor leteltek az õ szolgálatának napjai, elméne haza.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.E, terminados os dias do seu ministério, voltou para casa.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.In zgodi se, ko se dopolnijo dnevi službe njegove, da odide na dom svoj.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.I stalo se, když se vyplnili dnové konání úřadu jeho, odšel do domu svého.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.I stało się, gdy się wypełniły dni posługiwania jego, odszedł do domu swego.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Ja kun hänen virkatoimensa päivät olivat päättyneet, meni hän kotiinsa.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Khi những ngày về phần việc mình đã trọn , người trở_về nhà .
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Khi những ngày về phần việc mình đã trọn, người trở về nhà.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.그 직무의 날이 다 되매 집으로 돌아가니라
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Lorsque ses jours de service furent écoulés, il s`en alla chez lui.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Och när tiden för hans tjänstgöring hade gått till ända, begav han sig hem.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Og det skete, da hans Tjenestes Dage vare fuldendte, gik han hjem til sit Hus.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Og det skjedde da hans tjenestedager var til ende, da drog han hjem til sitt hus.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Setelah habis masa tugasnya di Rumah Tuhan, Zakharia pun pulang ke rumah
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Sucedió que, cuando se cumplieron los días de este ministerio, él se fue a su casa
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Und es begab sich, da die Zeit seines Amts aus war, ging er heim in sein Haus.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Zacharias bleef in de tempel tot zijn dienst voorbij was en ging toen naar huis terug.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.Και αφου ετελειωσαν αι ημεραι της λειτουργιας αυτου, απηλθεν εις τον οικον αυτου.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.А когда окончились дни службы его, возвратился в дом свой.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.И като се навършиха дните на службата му, той отиде у дома си.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.І сталось, як сповнились днї служення його, пійшов до господи своєї.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.ויהי כאשר מלאו ימי עבדתו וילך לו אל ביתו׃
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.ولما كملت ايام خدمته مضى الى بيته.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.他 供 職 的 日 子 已 滿 、 就 回 家 去 了
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü.他 供職 的 日子 已 滿 、 就 回家 去了
Hala gidilecek yol vardý, yolun karţýsýndaki büyükannemlerin evineJ"étais l'homme de la maison, l'aîné
Hala gidilecek yol vardý, yolun karţýsýndaki büyükannemlerin evinePořád je způsob jak jít zpět k babičce, je to rovně po silnici
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.A prišli do domu predstaveného synagógy, a videl tam nepokojný ruch, plačúcich a kvíliacich veľmi,
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.A przyszedł do domu przełożonego bóżnicy, i ujrzał tam zgiełk, i płaczące i bardzo narzekające.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.És méne a zsinagóga fejének házához, és látá a zûrzavart, a sok síránkozót és jajgatót.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Giunsero alla casa del capo della sinagoga ed egli vide trambusto e gente che piangeva e urlava
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.In pridejo v hišo načelnikovo, in vidi hrupno zmešnjavo ter da silno jokajo in žalujejo.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.I přišel do domu knížete školy, a viděl tam hluk, ano plačí a kvílí velmi.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Ja he tulivat synagoogan esimiehen taloon; ja hän näki hälisevän joukon ja ääneensä itkeviä ja vaikeroivia.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Khi đã đến nhà người cai nhà hội , Ngài thấy chúng làm om_sòm , kẻ khóc người kêu lớn_tiếng .
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Khi đã đến nhà người cai nhà hội, Ngài thấy chúng làm om sòm, kẻ khóc người kêu lớn tiếng.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.회당장의 집에 함께 가사 훤화함과 사람들의 울며 심히 통곡함을 보시고
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Llegaron a la casa del principal de la sinagoga, y él vio el alboroto y los que lloraban y lamentaban mucho
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Og de komme ind i Synagogeforstanderens Hus, og han ser en larmende Hob, der græd og hylede meget.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Og de kom til synagoge-forstanderens hus, og han så en larmende hop og folk i stor gråt og jammer,
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Quando chegaram a casa do chefe da sinagoga, viu Jesus um alvoroço, e os que choravam e faziam grande pranto.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Toen zij bij het huis van Jaïrus kwamen, klonk daar gehuil en gejammer!
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Und er kam in das Haus des Obersten der Schule und sah das Getümmel und die da weinten und heulten.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Και ερχεται εις τον οικον του αρχισυναγωγου και βλεπει θορυβον, κλαιοντας και αλαλαζοντας πολλα,
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.І приходить у господу до школьного старшини, й бачить трівогу, й плачущих, і голосячих вельми.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.Приходит в дом начальника синагоги и видит смятение и плачущих и вопиющих громко.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.ויבא בית ראש הכנסת וירא המון הבכים והמיללים הרבה׃
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.فجاء الى بيت رئيس المجمع ورأى ضجيجا. يبكون ويولولون كثيرا.
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.他 們 來 到 管 會 堂 的 家 裡 、 耶 穌 看 見 那 裡 亂 嚷 、 並 有 人 大 大 的 哭 泣 哀 號
Havra yöneticisinin evine vardıklarında İsa, acı acı ağlayıp feryat eden gürültülü bir kalabalıkla karşılaştı.他 們來 到 管會 堂 的 家裡 、 耶穌 看見 那 裡亂嚷 、 並 有 人 大大 的 哭泣 哀號
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››¡Ahora lárgate a tu lugar! Yo dije que te llenaría de honores, pero he aquí Jehovah te ha privado de honores
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Far nu hjem så fort du kan! Jeg hadde tenkt å vise dig ære, men du ser Herren har nektet dig den.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Fugi acum, şi du-te acasă! Spusesem că-ţi voi da cinste, dar Domnul te -a împedecat s'o primeşti.``
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››그러므로 그대는 이제 그대의 곳으로 달려가라 내가 그대를 높여 심히 존귀케 하기로 뜻하였더니 여호와가 그대를 막아 존귀치 못하게 하셨도다
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Mene tiehesi! Minä aioin sinua runsaasti palkita, mutta katso, Herra on sinulta palkan kieltänyt."
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Przetoż teraz uchodź na miejsce swoje; rzekłem ci był: Zacnie cię uczczę; ale oto pozbawił cię Pan tej czci.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Skynd dig derhen, hvor du kom fra! Jeg lovede dig rigelig Løn, men mon har HERREN unddraget dig den!"
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Und nun hebe dich an deinen Ort! Ich gedachte, ich wollte dich ehren; aber der HERR hat dir die Ehre verwehrt.