evine ile cümle
evine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Hỡi kẻ ác, chớ rình rập nhà người công bình; Ðừng phá tan chỗ nghĩ ngơi của người.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Janganlah seperti orang jahat yang bersepakat merampok orang jujur dan merampas rumahnya
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.악한 자여 의인의 집을 엿보지 말며 그 쉬는 처소를 헐지 말지니라
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Laure nicht als Gottloser auf das Haus des Gerechten; verstöre seine Ruhe nicht.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Lura icke, du ogudaktige, på den rättfärdiges boning, öva intet våld mot hans vilostad.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Lur ej på den retfærdiges Bolig, du gudløse, ødelæg ikke hans Hjem;
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Lur ikke som en ugudelig på den rettferdiges bolig, ødelegg ikke hans hjem!
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Não te ponhas de emboscada, ó ímpio, contra a habitação do justo; nem assoles a sua pousada.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Nečiniž úkladů, ó bezbožníče, příbytku spravedlivého, a nekaz odpočinutí jeho.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Ne leselkedjél, oh te istentelen, az igaznak háza ellen, ne pusztítsd el az õ ágyasházát!
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Ne preži, o brezbožnik, na pravičnega prebivališče, ne razdevaj počivališča njegovega!
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Ne tends pas méchamment des embûches à la demeure du juste, Et ne dévaste pas le lieu où il repose;
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Neúklaď, bezbožný, príbytku spravedlivého a nekaz miesta, na ktorom sa kladie v pokoji.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Nie czyń zasadzki, niezbożniku! na przybytek sprawiedliwego, a nie przeszkadzaj odpocznieniu jego.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Non insidiare, o malvagio, la dimora del giusto, non distruggere la sua abitazione
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Nu întinde curse, nelegiuitule, la locuinţa celui neprihănit, şi nu -i turbura odihna.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Oh impío, no aceches la morada del justo, ni destruyas su lugar de reposo
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Μη στηνε παγιδα, ω ανομε, κατα της κατοικιας του δικαιου μη ταραξης τον τοπον της αναπαυσεως αυτου
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Не злоумышляй, нечестивый, против жилища праведника, не опустошай места покоя его,
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.Не поставяй засада, о нечестиви човече, против жилището на праведния, Не разваляй мястото му за почивка.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.אל תארב רשע לנוה צדיק אל תשדד רבצו׃
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.لا تكمن ايها الشرير لمسكن الصدّيق. لا تخرب ربعه.
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.你 這 惡 人 、 不 要 埋 伏 攻 擊 義 人 的 家 . 不 要 毀 壞 他 安 居 之 所
Ey kötü adam, doğru kişinin evine karşı pusuya yatma, Konutunu yıkmaya kalkma.你 這惡人 、 不 要 埋伏 攻 擊義 人 的 家 . 不要 毀壞 他 安居 之所
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.A prosil ho ktorýsi z farizeov, žeby jedol s ním. A vošiel do domu farizea a položil sa za stôl.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.I prosił go niektóry z Faryzeuszów, aby z nim jadł. A tak wszedłszy w dom Faryzeuszów, usiadł.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Kéré pedig õt egy a farizeusok közül, hogy õ vele egyék; annakokáért bemenvén a farizeus házába, leüle enni.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.한 바리새인이 예수께 자기와 함께 잡수기를 청하니 이에 바리새인의 집에 들어가 앉으셨을 때에
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Niin eräs fariseuksista pyysi häntä ruualle kanssaan; ja hän meni fariseuksen taloon ja asettui aterialle.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Och en farisé inbjöd honom till en måltid hos sig; och han gick in i fariséens hus och lade sig till bords.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Prosil ga pa je eden izmed farizejev, naj bi jedel ž njim; in gre v hišo farizejevo ter sede za mizo.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Prosil ho pak jeden z farizeů, aby jedl s ním. Pročež všed do domu toho farizea, posadil se za stůl.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Seorang Farisi, bernama Simon, mengundang Yesus makan. Yesus pergi ke rumahnya dan duduk makan
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Um dos fariseus convidou-o para comer com ele; e entrando em casa do fariseu, reclinou-se � mesa.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Un Fariseu a rugat pe Isus să mănînce la el. Isus a intrat în casa Fariseului, şi a şezut la masă.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Uno dei farisei lo invitò a mangiare da lui. Egli entrò nella casa del fariseo e si mise a tavola
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Uno de los fariseos le pidió que comiera con él; y cuando entró en la casa del fariseo, se sentó a la mesa
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Un pharisien pria Jésus de manger avec lui. Jésus entra dans la maison du pharisien, et se mit à table.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.И един от фарисеите го покани да яде с него; и Той влезе във фарисеевата къща и седна на трапезата.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Некто из фарисеев просил Его вкусить с ним пищи; и Он, войдя в дом фарисея, возлег.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Просив же хтось Його з Фарисеїв, щоб їв з ним. І, ввійшовши з господу Фарисееву, сїв за столом.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.ויבקש ממנו אחד מן הפרושים לאכל אתו לחם ויבא אל בית הפרוש ויסב׃
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.وسأله واحد من الفريسيين ان يأكل معه فدخل بيت الفريسي واتكأ.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.有 一 個 法 利 賽 人 、 請 耶 穌 和 他 喫 飯 . 耶 穌 就 到 法 利 賽 人 家 裡 去 坐 席
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.有 一 個法 利賽人 、 請耶穌 和 他 喫飯 . 耶穌 就 到 法利 賽 人家 裡去 坐席
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.Cuando visite una casa de finlandeses, quítese los zapatos o pregunte si puede dejárselos puestos.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.Kun käyt suomalaisessa kodissa, ota kengät pois jalasta tai kysy, voitko käyttää kenkiä.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.När du besöker ett finländskt hem, ta av dig skorna eller fråga om du kan ha dem på.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.Придя в дом к финнам, разуйтесь или спросите у хозяев, можете ли вы не снимать обувь.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.عندما تدخل البيوت الفنلندية، اخلع حذاءك من رجلك أو اسأل ما إذا كان بإمكانك الدخول بالحذاء.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.De vorige keer toen ik zei dat ik haar naar huis zou lopen, rende ze weg.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.Keď som ju minule chcel odprevadiť domov, tak utiekla.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.저번에도 그렇게 데려다준다 카니까 그렇게 도망가삐고.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.La dernière fois, quand je lui ai dit que je la raccompagnais, elle est partie en courant.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.Lần trước khi tớ nói sẽ về cùng cậu ấy, cậu ấy bỏ chạy.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.La scorsa volta quando le ho detto che l'avrei accompagnata a casa, se n'é scappata.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.Letztes mal als ich sagte, dass ich sie nach Hause begleite, ist sie weggelaufen.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.Ostatnio, kiedy powiedziałem, że ją odprowadzę do domu, uciekła!
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.Sidste gang, da jeg sagde at jeg ville følge hende hjem, stak hun af.
Geçen sefer evine geleceğimi söylediğimde, o kaçtı.Sist jag sa jag följer med henne hem, så sprang hon iväg.