Komplocu: Seçeceğiniz insanın evine şüpheli eşyalar koyun.Для скидання предметів використовуйте в тому числі прилеглі будинки.
Evine dönmek için her fırsatı kolluyor.Він використовував найліпшу нагоду, щоб зайвий раз навідатися додому.
Onun evine ne zaman gitsem o, evde değildi.Кожного разу, як я заходив до нього, його не було вдома.
Tom'un evine gittim.Я пішов до Тома додому.
Jacksonların evine gittim.Я пішов до будинку Джексонів.
Selçuk Belediye Başkanı Dr. Dahi Zeynel Bakıcı'nın kıydığı nikâh töreniyle çift dünya evine girdi.Міський голова Сельчук Dr. Подружжя увійшло у світовий будинок із церемонією весілля Дахі Зейнел Бакічі.
Herkes evine döner.Všichni se vrací domů.
1840 yılında Shusaku Edo'yu terkederek bir yıldan daha uzun bir süre için yeniden evine döndü.V roce 1840 Šúsaku opustil Edo a vrátil se domů na jeden rok.
1881'in sonlarında ailesinin evine Etten'e döndü.Na konci roku 1801 se vrátil domů, aby podporoval svou rodinu.
Evine gider.Odchází domů.
Eve döndükleri sırada Steve, Matthew ve Pete ile tartışır ve Matthew, Pete'in evine taşınır.Po hádce se Stevem se Matt přestěhuje k Peteovi.
Onu evine alır.Vezme si ji domů.
Hastalar vitrektomiden kısa bir süre sonra evine dönebilir veya bir gece hastanede kalmaları istenebilir.V tom případě to můžete sami zkusit doma nebo o to poprosit veterináře.
23 Mart 1971'de bağımsızlığın ilân edilmesi ile Şeyh Mujibur Rahman bayrağı kendi evine de asmıştır.Při vyhlášení nezávislosti 23. března 1971 ji šejk Mujibur Rahman vyvěsil na své rezidenci.
Ama iyileşip ceza evine döndü.Nakonec se uzdravil a v pořádku vrátil do Kraje.
Aslında sadece yaralanmış ve iyleşince evine geri dönmüştür.Když se však zranil, tak se vrátil domů.
Sağlık ocağı sağlık evine dönüştürülmüştür.Stáčírna byla přeměněna na rodinný dům.
Pazar günü ise kız evine gelin almaya gidilir.Každou neděli jej musel doprovázet po domech.
Bu sezon ikinci kez evine döndü.Po této sezóně podruhé ukončil kariéru.
Clary, Amatis'in evine geri döner ve orada Jace ile karşılaşır.Clary utíká z domu Amatis a vydává se najít Jace.
Tehdit edip onu Summersların evine götürür.Ti odmítají a vydávají se k domu Hardestových.
Adamın evine gitmeden olayın ne olduğunu anlar.To netuší, co se děje poté, co zemře člověk, kterého obývá.
Yakalandıktan sonra Malfoy'ların evine götürülürler.Později se s Lenkou setkají v domě Malfoyových.
2003 yılında yapılan anketlere göre Japonya'da oturanların %61'ı kendi evine sahiptir.Navíc, 66 % všech domácností začalo vlastnit auta.
Evine çağırırlar, gelir; ama tekrar aslanın yanına gider.Přijdou k sobě, políbí se a společně jdou k domu u jezera.
David, temizlikçiyi kurbanların evine kadar izler.David se ukryje v bývalém domě své rodiny.
Cesedi Harlem'deki evine yakın bir noktadaki 139.Zemřel v Brně v Dřevní ulici, dům č. 131.
Geriye kalan bu askerlerden sadece birkaçı evine dönebildi.Domů se jich vrátilo jen pár jednotlivců.
Yine de, Gestapo'nun gözetimi altında evine yerleşti.To vše pod neustálým dohledem gestapa.
Elektrik 1971 yılında gelmiştir ve 1-2 yıl içinde bütün köy halkının çoğu evine elektrik almıştır.Elektrifikace vesnice byla zahájena roku 1924, o šest let později byla elektřina zavedena do všech domácností.
Gizlice kaptan ın evine gider.Domů se vrátil v hodnosti kapitána.
Tom Hagen'i evine davet etmiştir.Tom Hagen ji však přesvědčí, aby se vrátila.
Gelin alınıp damatın evine gidildikten sonra düğün biter.Její svatbu a odchod z domova vnímá jako zradu.
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.Domů se vrátili všichni, někteří s trvalými následky po zraněních.
Kız evine varıldığında, ev sahibi tarafından karşılanılır.Když byl její manžel zaneprázdněn, přijímala jeho hosty.
Akşamüzeri gelin alınarak erkek evine gelinir.Dorazí večer tak se ubytuje v hostinci.
Perşembe erkek evine bayrak dikilir.Na státní vlajce je ve středu umístěn státní znak.
Gece evine gider.Žije v noci.
Evine dönmek için her fırsatı kolluyor.Všechno, co chce, je vrátit se domů.
Daha sonra Doktor Amy'nin evine döner.Poté opustí nemocnici a vrátí se do Maxova domu.
Hastanede geçirilen kısa bir sürenin ardından Ma, Jack'i alır ve anne babasının evine götürür.Poté, co stráví několik dní v nemocnici, odjíždí Joy s Jackem do domu svých rodičů.
Anlatıcı kediyi evine götürür ama bir süre sonra bu kediden de nefret etmeye, hatta korkmaya başlar.Naratorul ia pisica acasă, dar curând începe să o urască și chiar să se teamă de ea.
10 Ağustos akşamı, Ulusal Meclis aktivisti Armand-Gaston Camus'nün evine sığınmak zorunda kaldı.În seara zilei de 10 august, este nevoit să se refugieze la Armand-Gaston Camus, arhivistul Adunării.
Cumartesi kız evine gidilir.În fiecare sâmbătă mergea acasă.
Gelin, erkek evine getirilir.Este adusă fata în casă.
Kleinman eski bir sevgilisinin evine kaçar.Wyatt se îndrăgostește de colega lui mai veche.
Emre, bir taksi şoförüdür ve Öykü'yü o gece evine bırakır.La întoarcere, șoferul îi explică ritualul care trebuia să aibă loc în acea noapte.
Osman 656 yılında evine yapılan saldırıyla öldürülmüştür.Osman este asasinat la Medina în 656.
Frank, Jenifer'i barınaktan alıp evine götürür ve ona yatacak bir yer hazırlar.Jiří îl duce acasă și-l pune în pat.
Evine gider.Mergeți acasă ...
Sonra evine döner.Apoi se întorc acasă.
Diğer beyler de onun evine yürürler.Cei doi se duc în casa lor.
Kına gecesinde ise kınadan sonra önce kız evi erkek evine gelir.Dacă totuși îți vin femeie și bărbat în casă, trebuie să intre întâi bărbatul.
Arabayı terk edip yakındaki bir çiftlik evine koşar.Puii evadează și fug spre un oraș din apropiere.
Eva'yı evine gönderir ve Valter'i kendi atölyesi içine zorla sürükleyerek sokar.Atunci când vor să scape, el o împinge pe Eva în brațele tatălui său și îl ia pe Walther în prăvălia sa.
Bu sırada R.J, Summers'ların evine gelir.În acest punct, Henric a plecat către familia Stanley.
Bu da onun evine döneceğini anlatıyor.Aku promite că se va întoarce.
Perşembe erkek evine bayrak dikilir.Joi ei casă au înălțat.
Herkes evine döner.Ei se întorc acasă.
Wonka büyük cam asansörle Charlie'lerin gecekondu evine gider.Domnul Wonka i-a condus pe restul vizitatorilor într-un lift de sticlă.