Ana içeriğe geç
Sözlük

evden ile cümle

evden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Tre giorni dopo, una volta che tutti avevano lasciato la casa, mia madre è uscita e ha portato un'infermiera.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Trei zile mai târziu, după ce toți au plecat mama a adus o asistentă medicală.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Tres días después, luego de que todos se fueran, mi mamá trajo una enfermera.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Três dias mais tarde, após toda a gente ter ido para casa, a minha mãe foi buscar uma enfermeira.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Trois jours plus tard, une fois que tout le monde était parti, ma mère a ramené une infirmière.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Τρεις μέρες μετά, αφού είχαν φύγει όλοι από το σπίτι, η μαμά μου πήγε και έφερε μια νοσοκόμα.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Спустя три дня после того, как гости покинули наш дом, мама пошла и позвала медсестру.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Три дни по-късно, когато всички си бяха тръгнали от вкъщи, мама извика медицинска сестра.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.Через три дні, коли всі розійшлися по домах, моя мама привела медсестру.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.שרוב הנשים לא עושות. אחרי 3 ימים, אחרי שכולם עזבו את ביתנו,
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.ثلاثة أيام في وقت لاحق، بعد أن الجميع قد غادر المنزل، أمي ذهبت وجلبت ممرضة.
Üç gün sonra herkes evden gittiğinde, gidip bir hemşire getirdi.母は看護婦を呼びにいってくれたのです 私達姉妹はきちんとした手当を受け
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Amikor először indultam el hazulról az egyetemre, nagy nap volt számomra, tele reménnyel és optimizmussal.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.De dag dat ik thuis vertrok op weg naar de universiteit, was een stralende dag vol hoop en optimisme.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Den, kdy jsem poprvé odešla z domova a vydala se na univerzitu, byl slunečný a plný naděje a optimismu.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.집떠나 처음으로 대학교에 등교하던 날은 화창하고 넘칠듯한 희망과 낙관이 함께 한 날이었어요.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Kun lähdin kotoa aloittaakseni yliopiston, päivä oli kirkas ja toivoa täynnä.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Mój pierwszy dzień na uniwersytecie był wspaniały, pełen nadziei i optymizmu.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Ngày tôi rời nhà lần đầu tiên để vào đại học là một ngày tươi sáng tràn đầy hi vọng và lạc quan.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.היום בו עזבתי את הבית לראשונה כדי ללכת לאוניברסיטה היה יום בהיר שעלה על גדותיו עם תקוות ואופטימיות.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.يوم مغادرتي المنزل للمرة الاولى لكي أذهب إلي الجامعه كان يوما مشرقاً مفعماً بالأمل والتفاؤل
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.家を出た時 空は晴れ 希望と楽観に 満ちていました 学業優秀で 私の将来は有望で
Üniversiteye gitmek için evden ilk ayrıldığım gün umut ve iyimserlik dolu pırıl pırıl bir gündü.to go to university was a bright day brimming with hope and optimism. I'd done well at school.
Üniversiteye gitmek için evden ilk ayrıldığım gün umut ve iyimserlik dolu pırıl pırıl bir gündü.Οι προσδοκίες μου ήταν υψηλές, και χαρούμενα μπήκα στη φοιτητική ζωή με τις διαλέξεις, τα παρτυ και
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."2週間後やっとのことで
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."À, một thẩm phán nói có, nhưng chỉ khi người cha rời nhà và đến ở một nhà nghỉ.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Bom, um juiz disse que sim mas na condição de o pai sair de casa e dar entrada num motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Bueno, un juez dijo que sí, pero sólo si el padre se iba de la casa y se quedaba en un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Cóż, sędzia powiedział "tak", ale pod warunkiem, że tata opuści dom i zamelduje się w motelu.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Der Richter bejahte dies - jedoch nur falls der Vater das Haus verlässt und in ein Motel zieht.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Domaren sa, ja men bara om pappan lämnar huset och tar in på motell.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Ebbene, un giudice disse di sì, ma solo se il padre lasciava la casa e si trasferiva in un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Eh bien, un juge a dit oui, mais seulement si le papa quitte la maison et s'installe dans un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."En dommer sagde ja, men kun hvis faderen forlader huset og bor på motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."판사는 된다고 했는데, 조건이 있었습니다. 아빠가 집에서 나와 다른 호텔방에 자야한다는 거였죠.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Nos, a bíró azt mondta igen. De csak akkor, ha az apa elmegy otthonról és, motelbe költözik.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Nuže, soudce řekl ano, ale pouze pokud otec opustí dům a ubytuje se v motelu.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Seorang hakim mengeluarkan ijin, dengan syarat si ayah meninggalkan rumah dan pindah ke motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Sudca povedal áno, ale iba ak otec odíde z domu a ubytuje sa v moteli.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Un judecător a zis da, dar numai dacă tatăl părăseşte casa şi se duce la un motel.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Ο δικαστής συμφώνησε μόνον αν ο πατέρας εγκατέλειπε το σπίτι και διέμενε σε ξενοδοχείο.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Авжеж, суддя дозволяє, але тільки за умови, що батько переїде в мотель.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Да, говорит судья, но только если отец переедет из дома в отель.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."Е, съдията казал да, но само ако бащата напусне къщата и се настани в мотел.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."השופט אמר שכן, בתנאי שהאבא ייצא מהבית ויילך למלון.
Valla, yargıç "evet" demiş, "ama baba evden çıkıp otelde kalırsa."حسنًا، قال القاضي: نعم، شريطة أن يترك الأب البيت ويقيم في أي فندق.
Vardı Şimdi Hall ve Henfrey ve emekçilerin evden dışarı koştu, Mrs. Hall,했다 지금 홀 Henfrey와 노동자는 집을 뛰쳐 부인 홀,
Vardı Şimdi Hall ve Henfrey ve emekçilerin evden dışarı koştu, Mrs. Hall,والآن عندما قاعة Henfrey والعمال ونفدت من المنزل ، والسيدة هول ، الذي كان
Vardı Şimdi Hall ve Henfrey ve emekçilerin evden dışarı koştu, Mrs. Hall,長年の経験によって懲戒処分されて、まで、次のバーに残った。
Vardı Şimdi Hall ve Henfrey ve emekçilerin evden dışarı koştu, Mrs.Most, amikor Hall és Henfrey és a munkások kirohant a házból, Mrs.
Ve belli yöneticilerle konuşursanız, çalışanlarının evden çalışmasını istemezler bu şeyler yüzünden.Če vprašate menedžerje bodo rekli, da ne želijo, da ljudje delajo od doma zaradi teh motenj.
Ve belli yöneticilerle konuşursanız, çalışanlarının evden çalışmasını istemezler bu şeyler yüzünden.그래서 어떤 관리자들에게 말하면, 그들은 이런 방해들 때문에 그들의 직원들이 집에서 일하는 것을 원하지 않는다고 말할 것입니다.
Ve belli yöneticilerle konuşursanız, çalışanlarının evden çalışmasını istemezler bu şeyler yüzünden.Niektórymi managerowie mówią że nie chcą by ich podwładni pracowali w domu z uwagi na te przeszkody.
Ve belli yöneticilerle konuşursanız, çalışanlarının evden çalışmasını istemezler bu şeyler yüzünden.ואם תדבר עם מנהלים מסויימים, הם יגידו לך שהם לא רוצים את העובדים שלהם בבית בגלל הסחות הדעת הללו.
Ve belli yöneticilerle konuşursanız, çalışanlarının evden çalışmasını istemezler bu şeyler yüzünden.إذا تحدثت إلي بعض المدراء سوف يقولون لكم انهم لا يريدون من موظفيهم العمل في المنزل بسبب هذه الإضطرابات.
Ve belli yöneticilerle konuşursanız, çalışanlarının evden çalışmasını istemezler bu şeyler yüzünden.従業員に家で仕事をして欲しくない理由として こういった妨害の例が出ます 他にも、「自分の目の-
Ve ben en sonunda adam gibi biri ile tanışıyorum o da numarasını vermeden evden gidiyor.E dopo aver finalmente conosciuto uno figo... se ne va' senza lasciarmi il numero di telefono.
Ve ben en sonunda adam gibi biri ile tanışıyorum o da numarasını vermeden evden gidiyor.En ik ontmoet eindelijk de perfecte man en hij vertrekt voor ik zijn nummer heb kunnen vragen.
Ve ben en sonunda adam gibi biri ile tanışıyorum o da numarasını vermeden evden gidiyor.I w końcu, poznaje gościa pierwsza klasa, a on wychodzi bez podania mi swojego numeru.
Ve ben en sonunda adam gibi biri ile tanışıyorum o da numarasını vermeden evden gidiyor.Pour une fois que je rencontre un gars de qualité et il part sans même que j'ai pu prendre son numéro.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
evden ile cümle - Sayfa 34 - evden kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App