ev ile cümle
ev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Eve gitmek ve ofiste işte kalmak arasında tereddüt etti.He wavered between going home and remaining at work in the office.
O eve gelir gelmez onu aradı.He phoned her as soon as he came home.
Eve giderken bir kaza geçirdi.He had an accident on his way home.
O,eve giderken Sammy Davis, Jr ile karşılaştı.He met Sammy Davis, Jr. on his way home.
O, izinli olarak evdedir.He is home on leave.
İzinli olarak eve gitmeyi planlıyor.He is planning to go home on leave.
O, çok büyük bir evde yaşar.He lives in an enormous house.
Kyoto'da küçük bir ev satın aldı.He bought a small house in Kyoto.
O para için evlendi.He married for money.
O, zengin bir kızla evlendi.He married a rich girl.
O, hava kuvvetlerinden izinli iken ailesiyle birlikte evde dinlenmeyi sever.He likes to relax at home with his family when he is on leave from the Air Force.
Evlilikten dolayı onunla akrabadır.He is related to her by marriage.
O, iki çocuklu evlidir.He is married with two children.
Onun evli olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if he is married.
O evlenmemiş.He is unmarried.
Onun mutlu bir evliliği oldu.He was happily married.
Mutlu bir evliliği vardı.He was happily married.
O, evlilik vasıtasıyla benimle akrabadır.He is related to me by marriage.
O eski evini sattı.He disposed of his old house.
Başarılı bir yerel çocuk eve geliyor.A successful local boy is coming home.
O, evi hakkında hayal kurdu.He dreamed about his home.
O geri dönmemek üzere evden ayrıldı.He left home never to return.
O, İspanya'ya gitmek için evinden ayrıldı.He left home for Spain.
Güzel bir kızla evlenmek için iyi şansı vardı.He had the good fortune to marry a pretty girl.
Onun güzel bir kızla evlenme şansı vardı.He had the fortune to marry a nice girl.
O büyük bir evde yaşıyor.He lives in a large house.
Hong Kong üzerinden eve döndü.He returned home by way of Hong Kong.
Bir lise öğretmeni ile evlidir.He is married to a high school teacher.
O şimdi yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.He is now looking for a bigger house to live in.
O evi için hâlâ can atıyor.He is still aching for his home.
O, şimdiye kadar iki ev inşa etti.He has built two houses so far.
O, şimdi ev ödeviyle meşgul.He's busy with his homework now.
O, şimdi evden ayrılıyor.He is leaving home now.
Onun bugün evde olması bekleniyor.He is supposed to be at home today.
O bugün evde.He is at home today.
O, bu gece benim evime gelecek.He is to come to my house tonight.
O bu gece eve erken gelmeye söz verdi.He promised to come home early tonight.
O sonunda karısının isteğine boyun eğdi ve bir ev satın aldı.He finally yielded to the request of his wife and bought a house.
Onun evde olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if he's at home.
Cüzdanını evde bıraktığını söyledi.He said that he had left his wallet at home.
Dün eve giderken kızla tanıştı.He met the girl on his way home yesterday.
Geçen yıl yeni bir ev yaptırdı.He had a new house built last year.
O, dün gece eve geç geldi.He came home late last night.
İşi bitirince eve gitti.When he finished the work, he went home.
O şimdi iş başında ama yedide eve gelecek.He is at work now, but will be coming home at seven.
Eve beklediğimden daha erken geldi.He came home earlier than I expected.
Ona uğradığımda ev işini bitirmişti.He had done his homework when I called on him.
O, beni görme bahanesiyle evime geldi.He came to my house on the pretext of seeing me.
Eve gitmemi söyledi ve ben ona itaat ettim.He told me to go home and I obeyed him.
O, benim kuzenimle evlendi.He married my cousin.
O benim evimden uzakta yaşar.He lives far away from my house.
O, evime uğradı.He called at my house.
O benim evimdeki tüm güzel şeylere baktı.He looked at all the beautiful things in my house.
O benim kız kardeşim ile evlendi.He married my sister.
O, beni evine davet etti.He invited me to his house.
O, bazen eve geç gelir.He sometimes comes home late.
Evi şöyle dursun, onun araba almaya bile gücü yetmez.He cannot afford to buy a car, much less a house.
Kendisi için yeni bir ev yaptı.He built a new house for himself.
Evinin yandığını gördüğü zaman, şuurunu kaybetti.He lost his reason when he saw his house burn down.
O, kendi evini ateşe verdi.He set fire to his own house.