Lütfen gözlerinizi hareket ettirmeyin.Παρακαλώ μην κοιτάξετε αλλού.
Lütfen gözlerinizi hareket ettirmeyin.Моля ви, не движете очите си.
Lütfen gözlerinizi hareket ettirmeyin.Пожалуйста, не двигайте глазами.
Lütfen gözlerinizi hareket ettirmeyin.בבקשה אל תזיזו את העיניים. שמרו עליהן מקובעות
Lütfen gözlerinizi hareket ettirmeyin.رجاءًا لا تبعدوا أعينكم، حدّقوا النظر
Lütfen gözlerinizi hareket ettirmeyin.注意を払う範囲を 広げてください
Ne tezahür ettirme günü diye bir şey var Ne de yok oluş gecesi diye bir şey...Da gibt es weder den Tag der Manifestation noch die Nacht der Auflösung.
Ne tezahür ettirme günü diye bir şey var Ne de yok oluş gecesi diye bir şey...Il n'y a ni jour de manifestation ni nuit de dissolution.
Ne tezahür ettirme günü diye bir şey var Ne de yok oluş gecesi diye bir şey...Nem létezik sem a manifesztálódás napja, sem a megsemmisülés éjszajája.
Ne tezahür ettirme günü diye bir şey var Ne de yok oluş gecesi diye bir şey...Nu exista nici ziua manifestarii nici noaptea disparitiei.
Ne tezahür ettirme günü diye bir şey var Ne de yok oluş gecesi diye bir şey...Täällä ei ole ilmentymisen päivää eikä lakkaamisen yötä.
Ne tezahür ettirme günü diye bir şey var Ne de yok oluş gecesi diye bir şey...Не существует, ни днем проявления, ни ночью растворения.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.뉴턴이 깨달은 것은 물체가 그것이 이미 하고 있던 동작을 유지하려고 하는 물체의 속성이었죠. 그래서 여러분의 자전거가 멈추었을때,
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton a observat că lucrurile tind să continue să facă ce fac deja.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton erkannte, dass Dinge dazu neigen, gegenwärtige Zustände fortzusetzen.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton ontdekte dat dingen de neiging hebben om te blijven doen wat ze al doen.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton phát hiện ra rằng mọi thứ có xu hướng tiếp tục làm những gì mà nó đang thực hiện.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton zauważył, że jak coś raz się zacznie, to dużo łatwiej to kontynuować.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.O que Newton reconheceu foi que as coisas têm tendência a fazer o que estão a fazer.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Quello che riconobbe Newton era che le cose tendono a continuare a fare quello che stanno facendo.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Ο Νεύτωνας αναγνώρισε πως τα αντικείμενα έχουν την τάση να συνεχίσουν να κάνουν αυτό που ήδη κάνουν.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Ньютон догадался, что тела продолжают удерживаться в своём состоянии.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Ньютон помітив, що об'єкти схильні продовжувати робити те, що вони уже роблять.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Това, което Нютон разпознал било, че нещата са склонни да продължават да вършат това, което те вече правят.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.מה שניוטון הבין היה שדברים נוטים להמשיך לעשות מה שהם כבר עושים. אז כשהאופניים שלכם עומדים,
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.続ける性質があるということです つまり自転車が止まると
Onlardan üç tanesi mavi olacak. Gözlerinizi hareket ettirmeyin.눈을 움직이지 마세요.
Onlardan üç tanesi mavi olacak. Gözlerinizi hareket ettirmeyin. Lütfen gözlerinizi hareket ettirmeyin.Trei copii albaștri, nu vă mișcați ochii!
Onlardan üç tanesi mavi olacak. Gözlerinizi hareket ettirmeyin.Ne mozdítsák a szemüket!
Onlardan üç tanesi mavi olacak. Gözlerinizi hareket ettirmeyin.Teraz będą trzy smutne buźki.
Onlardan üç tanesi mavi olacak. Gözlerinizi hareket ettirmeyin.אל תזיזו את העיניים.
Onlardan üç tanesi mavi olacak. Gözlerinizi hareket ettirmeyin.سيكون هناك ثلاثة أطفال يرتدون اللون الأزرق، فلا تبعدوا أعينكم.
Onlardan üç tanesi mavi olacak. Gözlerinizi hareket ettirmeyin.目を動かさないで
Onları acele ettirmek istemem. Bakalım Bir inşaat vincini kiralamak günlük 750 dolar.És azt mondják, hogy az első kötéldarab kétszer olyan hosszú, mint a második.
Onları acele ettirmek istemem.De todas formas, no quiero apurarme demasiado en hacerlos.
Onları acele ettirmek istemem.En halua kuitenkaan käydä niitä liian nopeasti.
Onları acele ettirmek istemem.Ich will es aber nicht zu schnell machen.
Onları acele ettirmek istemem.Ik wel ze echter niet overhaasten.
Onları acele ettirmek istemem.Je n'ai pas envie d'aller trop vite.
Onları acele ettirmek istemem.그렇지만 서둘러 문제 풀이를 하지는 않을 겁니다.
Onları acele ettirmek istemem.Mặc dù tôi cũng không muốn đi quá nhanh.
Onları acele ettirmek istemem.Não quero apressar, apesar disso.
Onları acele ettirmek istemem.Nechcem sa ponáhľať, hoci...
Onları acele ettirmek istemem.Nechci to ale zase uspěchat.
Onları acele ettirmek istemem.Nie chcę się też za bardzo spieszyć.
Onları acele ettirmek istemem.Nu vreau sa ma grabesc insa
Onları acele ettirmek istemem.Vill du inte stressa dem, dock.
Onları acele ettirmek istemem.Δεν θέλετε να βιαστείτε, όμως.
Onları acele ettirmek istemem.Не искам и да бързаме, обаче.
Onları acele ettirmek istemem.Не хочу спешить.
Onları acele ettirmek istemem.مع أنني لا أريد أن استعجلهم.
Onları acele ettirmek istemem.見てみましょう。
Onları hareket ettirmek için.A felcsigázás.
Onları hareket ettirmek için.Om gevoelens bij hen los te maken.
Onları hareket ettirmek için.Pohybuj se s grácií.
Onları hareket ettirmek için.Să îi impresionezi.
Onları hareket ettirmek için. Seyirciler sana aşık olmalı.A conmover, esta noche el público tiene que enamorarse de usted.
Onları hareket ettirmek için. Seyirciler sana aşık olmalı. İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.Rührung zu erwecken, die Zuschauer sollen sich in Sie verlieben und beim ersten Messerwurf zittern.
Onları hareket ettirmek için. Seyirciler sana aşık olmalı.Сейчас нужно будет, чтобы зрители влюбились в Вас.
Onları hareket ettirmek için.Να τους συγκινήσεις.