Tom'un köşede oturduğunu fark ettim.I noticed Tom sitting in the corner.
Akşam yemeğini bitirmediğini fark ettim.I noticed you didn't finish your dinner.
Dün gece evde olmadığını fark ettim.I noticed you weren't at home last night.
Bunu Tom'a teklif ettim.I offered it to Tom.
Tom'a almayı teklif ettim fakat o kendisi gelmek istedi.I offered to pick Tom up, but he wanted to come by himself.
Tom'a biraz para teklif ettim.I offered Tom some money.
Bir pizza sipariş ettim.I ordered a pizza.
Çin yemeği sipariş ettim.I ordered Chinese food.
Oda servisinden bir kahve sipariş ettim.I ordered some coffee from room service.
Evinizin önündeki sokakta park ettim.I parked on the street in front of your house.
Tom'un bizim arka bahçede kamp yapmasına müsaade ettim.I permitted Tom to camp in our backyard.
Tom'u bana yardım etmesi için ikna ettim.I persuaded Tom to help me.
Tom'u doğruyu söylemeye ikna ettim.I persuaded Tom to tell the truth.
Tom için bir parti tertip ettim.I planned a party for Tom.
Yardıma ihtiyacım olduğunu fark ettim.I realized I needed help.
Hazır olmadığımı fark ettim.I realized I wasn't ready.
Ne olduğunu fark ettim.I realized what was happening.
Gerçekten dün öğleden sonra yardımını takdir ettim.I really appreciated your help yesterday afternoon.
İş için Tom'u tavsiye ettim.I recommended Tom for the job.
Raporumu Tom'a teslim ettim.I submitted my report to Tom.
Asla Tom gibi olmayacağıma yemin ettim.I swore I'd never be like Tom.
Onu birine asla yapmayacağıma yemin ettim.I swore I'd never do that to anyone.
Onu asla yapmayacağıma yemin ettim.I swore I'd never do that.
Kimseye söylemeyeceğime yemin ettim.I swore I'd never tell anyone.
Tom'u onu benim için yapmaya ikna ettim.I talked Tom into doing it for me.
Tom'u partiye gitmesi için ikna ettim.I talked Tom into going to the party.
Garajın dışını temizlememe yardım etmesi için Tom'u ikna ettim.I talked Tom into helping me clean out the garage.
Sanırım Tom'u biraz para bağışlaması için ikna ettim.I think I've persuaded Tom to donate some money.
Sanırım Tom'u bize yardım etmesi için ikna ettim.I think I've persuaded Tom to help us.
Sanırım Tom'u ikna ettim.I think I've persuaded Tom.
Ben her zaman inandım ve bu konuda ısrar ettim.I've always believed in and insisted on this.
Onu yanlış şekilde formüle ettim.I formulated it wrongly.
Onun uyuşturucu kullanmayı bırakmasını rica ettim.I begged him to stop using drugs.
Bu şeyi uygulamaya koymanın zor olduğunu fark ettim.I realized that putting this thing into practice was hard.
Tom'un Fransızca konuşabildiğini sorgusuz sualsiz kabul ettim.I took it for granted that Tom could speak French.
Ben kabul ettim.I agreed.
İstediğim her şeyi elde ettim.I got everything I wanted.
Tom'un ne istediğini merak ettim.I wondered what Tom wanted.
Katalonya'daki küçük bir kasabayı ziyaret ettim.I visited a small town in Catalonia.
Akşam yemeğini yemeyi bitirmediğini fark ettim.I noticed you didn't finish eating your dinner.
New York'tayken Brooklyn'i ziyaret ettim.When I was in New York, I visited Brooklyn.
Dün raporumu teslim ettim.I turned in my report yesterday.
Tom kapıyı açmadı, bu yüzden terk ettim.Tom wouldn't open the door, so I left.
Bunun ne kadar süreni alacağını merak ettim.I wondered how long it would take you.
Tom'la tanışıp tanışmayacağımızı merak ettim.I wondered if we ever would meet Tom.
Sana ne olduğunu merak ettim.I wondered what had happened to you.
Üç ay önce terfi ettim.I was promoted three months ago.
Ben köşede park ettim.I'm parked around the corner.
Oraya park ettim.I'm parked over there.
Ben onu not ettim.I wrote it down.
Ben ülkemi temsil ettim.I represented my country.
Ben daha iyisini hak ettim.I deserved better.
İki gün önce işimden istifa ettim.Two days ago I quit my job.
Geri gelip gelmeyeceğini her zaman merak ettim.I always wondered whether you'd come back.
Şimdiye kadar ilk kez arabamı ormanda park ettim.This is the first time I've ever parked my car in the forest.
Düğünümü iptal ettim.I called off my wedding.
Ben bir vejetaryen burger sipariş ettim.I ordered a veggie burger.
İlk defa arabamı ormanda park ettim.This is the first time I've parked my car in the woods.
Ben sadece bu şeyi tamir ettirmeye çalışarak üç saati israf ettim.I just wasted three hours trying to get this thing fixed.
Uzaylılar tarafından kaçırıldığımı hayal ettim.I dreamed I had been abducted by aliens.