O terfiyi hak ettim.I deserved that promotion.
Tom'u kendi olması için teşvik ettim.I encouraged Tom to be himself.
Tom'u daha sık egzersiz yapması için teşvik ettim.I encouraged Tom to exercise more often.
Tom'u Fransızca öğrenmesi için teşvik ettim.I encouraged Tom to learn French.
Tom'u daha çok çalışması için teşvik ettim.I encouraged Tom to study harder.
Ben bazı yardımım olabileceğini hesap ettim.I figured I could be of some help.
Ben senin burada olacağını hesap ettim.I figured you'd be here.
Onu hediye ettim.I gave it away.
Tom'u onu yapmaya ikna ettim.I had to persuade Tom to do that.
Onu yetersiz şekilde idare ettim.I handled it poorly.
Onu uygun şekilde idare ettim.I handled it properly.
Tom'dan ilk önce nefret ettim.I hated Tom at first.
İlk karşılaştığımızda Tom'dan nefret ettim.I hated Tom when we first met.
Ben ona onun yardımı için teşekkür ettim.I thanked her for her help.
Yardımı için ona teşekkür ettim.I thanked him for his help.
Tom'un istifasını kabul ettim.I've accepted Tom's resignation.
Gelecek hafta sonu Tom'a yardım etmeyi kabul ettim.I've agreed to help Tom next weekend.
Ben her zaman karanlıktan nefret ettim.I've always hated the dark.
Ben her zaman senden nefret ettim.I've always hated you.
Ben sıvıyı analiz ettim.I've analyzed the liquid.
Ben kaydı analiz ettim.I've analyzed the recording.
Tom'a bize katılmasını rica ettim. Umursamayacağını umuyorum.I've asked Tom to join us. I hope you don't mind.
Tom'a bize katılmasını rica ettim. Umarım senin için sakıncası yoktur.I've asked Tom to join us. I hope you don't mind.
Kayıtları kontrol ettim.I've checked the records.
Sensiz idare ettim.I've done OK without you.
Yıllarca bunu hayal ettim.I've dreamed about this for years.
Birçok insana yardım ettim.I've helped many people.
Tom'u akşam yemeğine davet ettim.I've invited Tom to dinner.
Tom'u bize katılması için davet ettim.I've invited Tom to join us.
Bir yapı fark ettim.I've noticed a pattern.
Tom'un kaçmasına yardım ettim.I helped Tom escape.
Tom'a bir kez yardım ettim.I helped Tom once.
Tom'a ev ödevinde yardım ettim.I helped Tom with his homework.
O raporu yazmak için yardım ettim.I helped write that report.
Ben her şeyi hayal ettim.I imagined the whole thing.
Tom'u ve eşini partimize davet ettim.I invited Tom and his wife to our party.
Tom'u akşam yemeği için davet ettim.I invited Tom over for dinner.
Tom'u bu gece akşam yemeğine davet ettim.I invited Tom to dinner tonight.
Tom'u öğle yemeğine davet ettim.I invited Tom to lunch.
Bunun olacağını tahmin ettim.I predicted this would happen.
Bu yerden her zaman nefret ettim.I've always hated this place.
Tom'un genellikle kapısını kilitlemediğini fark ettim.I've noticed that Tom doesn't usually lock his door.
Az önce terfi ettim.I just got promoted.
Ben az önce Tom'u terk ettim.I just left Tom.
Ben sadece Tom olduğunu fark ettim.I just noticed it was Tom.
Ben sadece bir şey fark ettim.I just noticed something.
Ben Tom'un Mary'den daha yaşlı olduğunu fark ettim.I just realized Tom is older than Mary.
Bunu neden yaptığımı kendime sormaya devam ettim.I kept asking myself why I'm doing this.
Ben Tom'la buluşacağımı ummaya devam ettim.I kept hoping I'd meet Tom.
Bacaklarım acıyor olmasına rağmen bisikletime binmeye devam ettim.I kept riding my bicycle even though my legs were hurting.
Ben az çok işi berbat ettim.I kind of messed up.
Elimden geldiğince erken terk ettim.I left as soon as I could.
Bira aceleyle terk ettim.I left in kind of a hurry.
Karımı terk ettim.I left my wife.
Tom'un şivesiyle alay ettim.I made fun of Tom's accent.
Otobüsü takip ettim.I followed the bus.
Bundan Tom'a söz ettim.I mentioned it to Tom.
Arka tarafa park ettim.I parked around back.
Tom'un, sağ ayağında küçük bir dövme olduğunu fark ettim.I noticed that Tom had a small tattoo on his right foot.
Onu ben de fark ettim.I noticed that, too.