Onlar onu şehrin en iyi doktoru olarak kabul ettiler.They accepted her as the city's best doctor.
Odanın boş olup olmadığını kontrol ettiler.They checked whether the room was empty.
Onlar ona ve eşine hakaret ettiler.They insulted him and his wife.
Ayrıca ülkeyi birleştirmeye yardım ettiler.They also helped unite the country.
Mağazaları ve fabrikaları imha ettiler.They destroyed stores and factories.
Silahlarını ve atlarını teslim ettiler.They surrendered their guns and horses.
Gizliden mal ihraç etmeye devam ettiler.They continued to export goods secretly.
Malları gizlice ihraç etmeye devam ettiler.They continued to export goods secretly.
Uzaktan, birbirlerine ateş ettiler.From a distance, they shot at each other.
Birbirlerini tehdit ettiler ve ele verdiler.They threatened and denounced each other.
Onlar ertesi sabah tekrar buluşmayı kabul ettiler.They agreed to meet again the next morning.
Hayatlarından memnun olduklarını ifade ettiler.They expressed satisfaction with their lives.
1847 yılında, onlar kendilerini bağımsız ilan ettiler.In 1847, they declared themselves independent.
Maryland, Baltimore'da tekrar buluşmayı kabul ettiler.They agreed to meet again in Baltimore, Maryland.
Onlar göçmen seli için bir son talep ettiler.They demanded an end to the flood of immigration.
İki nehrin bir araya geldiği bir bölgede bir kasaba inşa ettiler.They built a town in an area where two rivers met.
Harrison'ın okuyup yazamadığını iddia ettiler.They claimed that Harrison could not read or write.
Onlar daha fazla ödeme ve daha güvenli çalışma koşulları talep ettiler.They demanded more pay and safer working conditions.
Onlar Almanya'yı sert bir biçimde cezalandıracak bir antlaşma talep ettiler.They demanded a treaty that would punish Germany severely.
Amerikan askerleri haklı olduklarını iddia ettiler.The American troops held their ground.
Siyah Amerikalılar, ırkçılıktan dolayı acı çekmeye devam ettiler.Black Americans continued to suffer from racism.
Birçok Amerikalı Alaska'nın satın alınmasını protesto ettiler.Many Americans protested the purchase of Alaska.
İki taraf, sıcak yaz güneşinde saatlerce mücadele ettiler.The two sides struggled for hours in the hot summer sun.
Pilotlar, silahlarını test ettiler.The pilots tested their guns.
İki taraf günlerce müzakere ettiler.The two sides negotiated for days.
Polisler daha yüksek ücretler talep ettiler.The policemen demanded higher wages.
Hayal sırasında, insanlar rahat bir hayatı hayal ettiler.During the bubble, people dreamt of a life of leisure.
Acilen bir konuşma yapmamı rica ettiler.They asked me to make a speech on short notice.
Çocuklara sessiz olmalarını söyledim, fakat onlar gürültülü olmaya devam ettiler.I told the children to be quiet, but they just kept on being noisy.
Beni öldürmekle tehdit ettiler bu yüzden cüzdanımı onlara verdim.They threatened to kill me so I gave them up my wallet.
Tom ve Mary, yeni tekniği kullanarak dikkat çekici sonuçlar elde ettiler.Tom and Mary have achieved remarkable results using their new technique.
Onlar hızla evlerini terk ettiler.They left their house quickly.
1847 yılında onlar kendi bağımsızlıklarını ilân ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Ebeveynlerimin her ikisi de vefat ettiler.Both of my parents have passed away.
Polisler Tom'un lastiklerine ateş ettiler.The police shot Tom's tires out.
Onlar 1847'de kendi bağımsızlıklarını ilan ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Onlar sana ihanet ettiler.They betrayed you.
Onlar benimle burada buluşmayı kabul ettiler.They agreed to meet me here.
Evet, onlar onun iyi bir arkadaşı olan Doktor Mortimer'i ziyaret ettiler.Yes, they visited his good friend, Doctor Mortimer.
Geçen yıl onlar bir yazlık inşa ettiler.Last year they built a summer house.
Onlar vatanlarını terk ettiler.They abandoned their homeland.
Akbabalar ölü beden üzerinde çember şeklinde hareket ettiler.Vultures circled above the dead body.
Çocuklara sessiz kalmalarını emrettim, ama onlar gürültü yapmaya devam ettiler.I ordered the children to stay quiet, but they kept on making noise.
Onlar bir euro üzerine bir kavga ettiler.They had a fight over one euro.
Onlar zaten grevi iptal ettiler.They already called off the strike.
Yağmur yağıyordu. Ancak onlar yine de okul gezilerine devam ettiler.It was raining. However, they still went on their school trip.
Yağmur yağmasına rağmen okul gezilerine devam ettiler.Even though it was raining, they went on their field trip.
Onlar dün bir münakaşa ettiler.They had a spat yesterday.
Güneş battı, bunun üzerine paydos ettiler.The sun set, so they quit work.
Tom ve Mary, Kuzey Avrupa'yı ziyaret ettiler.Tom and Mary visited Northern Europe.
Tom ve Mary İskandinavya'yı ziyaret ettiler.Tom and Mary visited Scandinavia.
Onlar benim bakış açımı kabul ettiler.They adopted my point of view.
Onlar gemiyi terk ettiler.They abandoned the ship.
Onlar bize bir röportaj vermeyi kabul ettilerThey agreed to give us an interview.
Yerel çocuklar komşu bir kasabadan gelen rakip bir grupla kavga ettiler.The local boys got into a fight with a rival group from a neighboring town.
Onlar müziğin sesine göre dans ettiler.They danced to the sound of the music.
Hırsızlar müzeyi talan ettiler.Thieves plundered the museum.
Kitaplarını okumamızı tavsiye ettiler.They advise us to read their books.
Görevlerini yapmak için gayret ettiler.They endeavored in order to do their duty.
Arabayla seyahat ettiler.They traveled by car.