Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!하여간 어떤이의 말이 내가 너희에게 짐을 지우지는 아니하였을지라도 공교한 자가 되어 궤계로 너희를 취하였다 하니
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Ma sia pure che io non vi sono stato di peso; però, scaltro come sono, vi ho preso con inganno
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Mas seja assim; eu não vos fui pesado; mas, sendo astuto, vos tomei com dolo.
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Men lad så være, at jeg ikke har været eder til Byrde, men jeg var træsk og fangede eder med List!
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Men la så være at jeg ikke var eder til byrde, men jeg var listig og fanget eder med svik!
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Soit! je ne vous ai point été à charge; mais, en homme astucieux, je vous ai pris par ruse!
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Tuy rằng tôi chưa từng làm lụy cho anh em, nhưng tôi là người khôn khéo, đã dùng mưu kế mà bắt lấy anh em!
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Tuy_rằng tôi chưa từng làm lụy cho anh_em , nhưng tôi là người khôn_khéo , đã dùng mưu_kế mà bắt lấy anh_em !
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Εστω ομως, εγω δεν σας κατεβαρυνα, αλλα πανουργος ων, σας επιασα με δολον.
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Нехай же буде так, що я не отягчив вас; та може, бувши хитрим, підступом обдирав вас?
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!Положим, что сам я не обременял вас, но, будучи хитр, лукавством брал с вас.
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!тъй като търсите доказателство, че в мене говори Христос, Който спрямо вас не е немощен, но е силен между вас;
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!אך אם כן הוא ואני לא הכבדתי עליכם אולי כאיש ערום במרמה לכדתי אתכם׃
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!فيلكن. انا لم اثقل عليكم لكن اذ كنت محتالا اخذتكم بمكر.
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!罷 了 、 我 自 己 並 沒 有 累 著 你 們 、 你 們 卻 有 人 說 、 我 是 詭 詐 、 用 心 計 牢 籠 你 們
Öyle olsun, ben size yük olmadım. Ama kurnaz biri olduğumdan sizi hileyle elde etmişim!罷了 、 我自己 並沒 有 累 著 你 們 、 你 們卻 有 人 說 、 我 是 詭詐 、 用心 計牢籠 你 們
Sistemin kararı ise; "Yazın okulları açamazsın." Biliyor musunuz, hep merak etmişimdir;Le système décide que vous ne pouvez pas ouvrir les écoles en été.
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:그때서야 전 알았습니다. 제 삶에 대한 완전한 조종권을 가지고 있다고 생각했던 제가 실은 단 세가지 밖에 컨트롤 하지 못한다는 것을 말입니다.
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Uvědomila jsem si, že já, která si myslela, že plně ovládá svůj život, ovládám jenom tři věci:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Zdałam sobie sprawę że ja, która myślałam, że panuję nad swoim życiem, panuję tylko nad trzema rzeczami:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Συνειδητοποίησα τότε ότι εγώ που νόμιζα ότι είχα τον πλήρη έλεγχο της ζωής μου έλεγχα μόνο τρια πράγματα:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Тогава осъзнах че, аз която мислех,че имам пълен контрол над живота са, имах контрол само над три неща:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:אז הבנתי שאני שחשבתי שיש לי שליטה מוחלטת על חיי, יכולתי לשלוט רק על שלושה דברים:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:ادركت عندها انني، من ظننت ان لي سيطرة كاملة على حياتي اسيطر فقط على ثلاثة اشياء:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:人生の主導権は自分にあると考えていた私は 3つしかコントロールできないのだと知りました 思考や心
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Bien sûr, je me suis toujours demandé ce qui se passerait s'il embrassait l'avion en premier.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Bineînţeles că întotdeauna m-am întrebat ce s-ar fi întâmplat dacă şi-ar fi sărutat mai întâi avionul.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Ich fragte mich natürlich immer, was wohl passieren würde, wenn er den Flieger zuerst küssen würde.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Ik vroeg me altijd af wat er zou gebeuren als hij het vliegtuig eerst gezoend had.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.물론 저는 항상 궁금했습니다. 비행기에 먼저 키스하면 어떻게 될까
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Ovviamente mi sono sempre chiesto cosa sarebbe successo se avesse baciato prima l'aereo.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Por supuesto siempre pensé: ¿qué habría pasado de haber besado su aeroplano primero?
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Tất nhiên tôi luôn tự hỏi chuyện gì có thể xảy ra nếu anh ta hôn chiếc máy bay trước.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Zawsze się zastanawiałem co by się zdarzyło gdyby pocałował najpierw samolot.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Φυσικά, πάντα απορούσα, τι θα συνέβαινε αν φιλούσε το αεροπλάνο πρώτα.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.А мне всегда было интересно, что бы случилось, поцелуй он сначала самолёт.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.Разбира се, винаги се чудех какво би се случилo, ако първо целуне самолета.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.אני תמיד תהיתי מה היה קורה אילו היה מנשק את המטוס קודם.
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.بالتاكيد لطالما تساءلت ماذا كان سيحدث لوقام بتقبيل الطائرة اولا
Tabii ben her zaman merak etmişimdir, önce uçağı öpse n'olurdu diye.「彼が機体にキスしたらどうなるだろう?」 (笑)
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Doufám, že jsem vás přesvědčil, že mozek je důležitý a že se vyvinul proto, aby řídil pohyb.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Dúfam, že som vás presvedčil, že takýto je mozog, a že sa vyvinul, aby riadil pohyb.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Espero ter-vos convencido de que o cérebro existe e evoluiu para controlar o movimento.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Ich konnte Sie hoffentlich überzeugen, dass das Gehirn da ist und sich entwickelt hat, um Bewegung zu steuern.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Ik hoop dat ik jullie overtuigd heb dat de hersenen er zijn en evolueerden om bewegingen te controleren.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.J'espère que je vous ai convaincus que le cerveau est là et a évolué pour contrôler le mouvement.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.제가 당신의 뇌가 움직임을 조절하기 위해 진화해왔다는 확신을 당신에게 주었길 바랍니다.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Mam nadzieję, że przekonałem was, że mózg wyewoluował po to, by kontrolować ruch.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Sper că v-am convins că rolul creierului e să controleze mișcarea.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Spero di avervi convinto che il cervello esiste e si è evoluto per controllare il movimento.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Έστι ελπίζω να σας έπεισα ότι ο εγκέφαλος υπάρχει και εξελίχθηκε για να ελέγχει τις κινήσεις.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Надеюсь, я убедил вас, что мозг эволюционировал для контроля движений.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Надявам се, че ви убедих, че мозъка съществува и се развива, за да контролира движението.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.Тому я сподіваюся, мені вдалося переконати вас, що мозок є і еволюціонував, щоб контролювати рух.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.אני מקוה ששיכנעתי אתכם שהמוח קיים והתפתח כדי לשלוט בתנועה.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.لذا آمل أن أكون قد قمت باقناعكم بأنّ الدماغ موجود ويتطوّر للتحكّم في الحركة.
Umarım beynin orda olduğuna sizi ikna etmişimdir, ve hareketlerimizi kontrol etmek için evrildiğine.ということを納得いただけたでしょうか その仕組みを理解するのは知的挑戦です
Ve umarım sizi diş taşının değeri hakkında... ...ikna etmişimdir.Dan saya harap saya telah meyakinkan Anda akan nilai dari kalkulus dental.
Ve umarım sizi diş taşının değeri hakkında... ...ikna etmişimdir.Doufám, že jsem vás přesvědčila o hodnotě zubního kamene.
Ve umarım sizi diş taşının değeri hakkında... ...ikna etmişimdir.E eu espero tê-los convencido do valor do cálculo dental.