Tom ve Mary birbirinden nefret etmişti.Tom and Mary were disgusted with each other.
Tom, o ve Mary'nin kavga etmiş olduklarını söyledi.Tom said that he and Mary had had a fight.
Tom fark etmiş gibi görünmez.Tom doesn't seem to have noticed.
Tom tamamen hayret etmiş değildi.Tom wasn't totally surprised.
Biz neredeyse Tom'u ikna etmiştik.We almost had Tom convinced.
Tom belki bunu hak etmiştir.Perhaps Tom had it coming.
Tom firar etmiş olmalı.Tom must've escaped.
Tom'un evinin önünde park etmiş beyaz bir minibüs var.There's a white van parked in front of Tom's house.
Otoparkta düzinelerce araba park etmişti.Dozens of cars are parked in the car park.
O korkudan altına etmiş.He's scared shitless.
Senin için yaptıklarımızı taktir etmiş gibi görünmüyorsun.You don't seem to appreciate what we've done for you.
Tom şu ana kadar bana gerçekten yardım etmiş tek kişidir.Tom is the only one who ever really helped me.
Tom tüm hayatı boyunca Harvard'a gitmeyi hayal etmişti.Tom had dreamed of going to Harvard all his life.
Biri bizi buraya kadar takip etmiş olmalı.Somebody must've followed us here.
Evinin önüne park etmiş kırmızı bir kamyonet var.There's a red pickup truck parked in front of your house.
Tom ne olduğunu rapor etmiş olmalı.Tom must've reported what happened.
Tom mücadele etmiş olmalı.Tom must've put up a fight.
O, bana telefon etmiş.He has phoned me.
Tom dışarıda park etmiş koyu mavi bir araba fark etti.Tom noticed a dark blue car parked outside.
Senin evinin önündeki park yerine park etmiş büyük bir siyah kamyon var.There's a big black truck parked in your driveway.
Yangın musluğunun önünde park etmiş sarı bir okul otobüsü vardı.There was a yellow school bus parked in front of the fire hydrant.
Biz evlendiğimiz zaman, anne ve babalarımız çoktan vefat etmişti.When we got married, our parents had already passed away.
Benim yerime park etmişsin.You're parked in my space.
Tom caddenin karşısında park etmiş.Tom is parked across the street.
Tom onu arkada bırakmaktan nefret etmiş olmalı.Tom must've hated leaving it behind.
Tom aceleyle şehri terk etmiş gibi görünüyor.Tom seems to have left town in a hurry.
Eğer senin hasta olduğunu bilseydim, seni hastanede ziyaret etmiş olurdum.If I'd known you were sick, I would have visited you at the hospital.
Tom Mary için çiçekler almaya niyet etmişti ama unuttu.Tom had intended to buy flowers for Mary, but he forgot to.
Bunu yaptığım için kendimden nefret etmiştim.I hated myself for doing that.
Tom ülkeyi terk etmiş gibi görünüyor.Tom seems to have left the country.
Tom şunlardan birini sipariş etmiş olabilir.Tom may have ordered one of those.
Tom zaten bir pizza sipariş etmiş olabilir.Tom may have already ordered a pizza.
Onlarla konuşmayı ümit etmiştim.I'd hoped to speak with them.
Onunla konuşmayı umut etmiştim.I'd hoped to speak with him.
Tom bizi takip etmiş olabilir.Tom might've followed us.
Tom onları takip etmiş olabilir.Tom might've followed them.
Birisi onları takip etmiş olabilir.Somebody might've followed them.
Birisi beni takip etmiş olabilir.Somebody might've followed me.
Birisi onu takip etmiş olabilir.Somebody might've followed him.
Senin evinin önünde park etmiş araba Tom'un.The car parked in front of your house is Tom's.
Tom Mary ile kavga etmiş olabilir.Tom may have had a fight with Mary.
Şu anda evinin önünde park etmiş üç araba var.There are now three cars parked in front of your house.
Tom bile Mary'nin duygularını incittiğini fark etmiş gibi görünmüyordu.Tom didn't even seem to realize he'd hurt Mary's feelings.
Tom Mary'nin orada olduğunu fark etmiş gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to notice that Mary was there.
Tom bile Mary'nin orada olduğunu fark etmiş gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to even notice that Mary was there.
Tüm katılımcılar kabul etmiş gibi görünüyordu.All the participants seemed to agree.
Araba yolunda park etmiş bir konvertibl var.There's a convertible parked in the drive.
Biri benim yerime park etmiş.Someone parked in my spot.
Hükümet cehaleti ortadan kaldırmak için ortak çabalar sarf etmiştir.The government has made joint efforts to eradicate illiteracy.
Benim tavrım onları ikna etmişti.My manner had convinced them.
"Merhaba." "Merhaba, ben Tom. Sipariş etmiş olduğum koli için arıyorum.""Hello." "Hi, this is Tom. I'm calling about the package I ordered."
Tom çoktan terk etmiş olabilir.Tom may have left already.
Sadece bir iş sahibi olmak beni mutlu etmiş olacak.I'll just be glad to have a job.
Gece boyunca tavşanlar Tom'un bahçesini yok etmişti.Overnight the rabbits had obliterated Tom's garden.
Dün Tom'u aramaya niyet etmiştim.I had intended to call Tom yesterday.
Belki de kavga etmişlerdir.Maybe they had a fight.
Belki de Fadıl'la kavga etmişti.Maybe she had a fight with Fadil.
Tom'u bize yardım etmeye ikna etmiş olduğunu sanıyordum.I thought you had convinced Tom to help us.
Fadıl, evinin önüne park etmiş yabancı bir araba gördü.Fadil saw an unfamiliar car parked in front of his house.
Tom, Mary'den onu gıdıklamasını rica etmiş.Tom asked Mary to stop tickling him.