Ana içeriğe geç
Sözlük

etmezsin ile cümle

etmezsin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sağlığını kaybedene kadar onun değerini fark etmezsin.You don't realize its value until you have lost your health.
Sen bir beş para etmezsin.You're a hoot.
Bu çok sinsi bir hastalık. Çok geç olana kadar onu fark etmezsiniz.That's a very insidious disease. You don't notice it until it's too late.
Tom o kadar sessizdir ki etrafta olduğunu hiç fark etmezsin.Tom is so quiet you never know he's around.
Bir şeyin değerini onu kaybedinceye kadar asla fark etmezsin.You never realize the value of something till you lose it.
Bir insan fikirlere kendi silahlarıyla saldırmalı: Fikirlere bir tüfekle ateş etmezsin.One should attack ideas with their own weapons: You do not shoot at ideas with a rifle.
Sen fakirlere yardım etmezsin.You don't help the poor.
Sen hiç kimseye asla teşekkür etmezsin.You never thank anybody.
Niçin benim isteğimi kabul etmezsin.Why don't you accede my request?
- Hem sıcaklık, hem de yön elde etmezsiniz.And that's why it's called a scalar field.
Asla nefret etmezsiniz.You never hate someone.
Kümenizde olmayan bir vektör elde etmezsiniz. .You don't somehow end up with a vector that's outside of your set.
Olduğunu fark etmezsiniz bile.And you didn't even notice it happened.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.At least I can admit I cheated in university; most of you won't.
Yani verimlilik için optimize etmezsiniz, dolar başına düşen güç için optimize edersiniz.So you don't want to optimize for efficiency, you want to optimize for power per dollar.
Sen de--itiraf etmezsin ama-- sen de bu şekilde inmek için çabalayanlardan biri misin?Are you among those -- you're not going to commit -- are you among those trying to do it?
Şikayet etmezsiniz, sadece oradan ayrılırsınız.You don't complain, you just leave.
Ve akşamları; hala mı akıl etmezsiniz?Or at night. Then how is it you do not understand?
Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettiğime.Nor do you worship who I worship,
Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.Oppress none and no one will oppress you.
Muhtaçları doyurmaya teşvik etmezsiniz.Nor do you urge one another to feed the poor,
Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz.Nor will you worship who I worship:
Ve ahiret yurdu, çekinenler için elbette daha hayırlıdır, hala mı akıl etmezsiniz?And undoubtedly the abode of the Hereafter is better for the pious; so do you not have sense?
Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz."He could discern the fragrance of Prophet Yusuf’s shirt from far away.)
Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.And if ye repent, then yours shall be your capital sums; ye shall neither wrong nor be wronged.
Zaten siz, ancak Allah'ın hoşnutluğunu istemekten başka (bir amaçla) infak etmezsiniz.Any charity you give shall be for the sake of God.
Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz.Any charity you give shall be for the sake of God.
Zaten siz Allah rızasını aramaktan başka bir gaye ile infak etmezsiniz.Any charity you give shall be for the sake of God.
Zihnin hasta olduğu vakit tedavisi için neden acele etmezsin?Como nunca mais adoecer Porque é que as pessoas engordam?
Ama insanlar deniyor. Sen de--itiraf etmezsin ama-- sen de bu şekilde inmek için çabalayanlardan biri misin?Eşti printre cei care încearcă să o realizeze?
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.Chắc là bạn sẽ không xây nhà với thứ này, và các bạn cũng không thử thuyết giảng và viết bảng với thứ này.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.이 분필로 집을 짓지는 않지요. 물론, 이 석회암으로 강의중에 칠판에 쓰려고도 하지않지요.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.Nem építenének ebből az anyagból épületet, és nem próbálnának előadást tartani és ezzel a táblára írni.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.Nepostavili byste z ní budovu a s tímhle byste se nepokoušeli psát po tabuli.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.Uno no construiría un edificio de esto, y no intentaría dar una clase y escribir en una pizarra con esto.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.Vous ne construiriez pas un immeuble avec ce truc et vous n'écririez pas sur un tableau avec ça.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.З цього не вийде збудувати будинок, і не вийде провести лекцію, та написати щось на дошці оцим.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.Из мела дом не построишь, а известняком не доске писать и пытаться не стоит.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.Не бихте построили сграда от това и не бихте се опитвали да изнасяте лекция и да пишете на черна дъска с това.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.לא הייתם בונים בניין מהחומר הזה, ולא הייתם מנסים לכתוב בהרצאה משהו על הלוח עם זה.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.لن تقوم ببناء بناية من هذه الأشياء، ولن تقوم بتقديم محاضرة وتحاول الكتابة على السبورة بهذه.
Bununla bir bina inşa etmezsiniz, bununla da ders vermeye ve tahtaya yazı yazmaya çalışmazsınız.石灰岩で黒板に文字を書いて授業をすることはできません これが違いです しかし同じなのです
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Alespoň umím přiznat, že jsem na výšce podváděl; většina z vás ne.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Al menos yo puedo admitir que hice trampa en la Universidad; la mayoría de Uds no.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Au moins, je peux admettre que j'ai triché à l'université; la plupart d'entre vous ne le feront pas.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Azt is bevallom, hogy csaltam az egyetemen is, a többség viszont nem.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Cel puțin eu pot să recunosc că am trișat la universitate; cei mai mulți dintre voi n-ar face asta.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Ich gebe wenigstens zu, dass ich die Universität betrogen habe, die meisten tun das nicht.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Ik kan tenminste toegeven dat ik gesjoemeld heb op de universiteit; de meeste van jullie niet.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Ít nhất tôi có thể thú nhận đã gian lận ở trường Đại học, điều mà hầu hết phủ nhận.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Ja przynajmniej mogę się przyznać; większość z was tego nie zrobi.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.적어도 저는 대학에서 부정행위를 했다고 인정합니다. 대부분의 사람들은 그렇게 못하죠.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Mas confesso que copiei na universidade. a maioria não o fará.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Per lo meno posso ammettere di aver imbrogliato all'università,
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Τουλάχιστον παραδέχομαι ότι αντέγραφα στο πανεπιστήμιο. Oι πιο πολλοί από σας δεν το παραδέχονται.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Поне мога да си призная, че съм преписвал в университета; повечето от вас не биха си признали.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Принаймні я можу визнати, що я плутував в університеті, більшість з вас не може.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.Сейчас я должен признаться, что списывал в университете, чего не делали большинство из вас.
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.לפחות אני מסוגל להודות שרימיתי באוניברסיטה, רובכם לא
En azından ben üniversitede kopya çektiğimi itiraf edebiliyorum; çoğunuz etmezsiniz.على الأقل يمكنني الان ان أعترف أنني غششت في الجامعة ، معظمكم لا يستطيع ذلك
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod