Zina etmeyeceksin.Jangan berzina.
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.Và Đức Vua sẽ không bao giờ rời khỏi đây".
Kral ise burayı asla terk etmeyecek." cevabını vermişti.そして、国王陛下はロンドンをお離れになりません」と述べて、これを拒否した。
Matta 5:27-29 "'Zina etmeyeceksin' dendiğini duydunuz.マタイによる福音書 マタイ 5:27 - 『姦淫するな』と言われていたことは、あなたがたの聞いているところである。
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.あえて王になることもありません」と諫めたという。
Arnavutluk Emek Partisi bu buyruğu hiçbir zaman kabul etmeyecektir.”阿拉伯人是享受不到這個權利的”。
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.’武王不从。
Zina etmeyeceksin.不了義教。
Sonuçta balon rastlantısal yönlere itileceği için ortalama olarak çok fazla hareket etmeyecektir.但通常而言,气球对于他们的其吸引力并不会消失。
Dolayısıyla arama motorları, yapay bir referansı kabul etmeyecektir.所以搜索引擎不会认为它们是语义相关的。
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.그리고 왕은 결코 조국을 떠나지 않을 것이다.”라며 받아들이지 않았다.
"Ordu tek bir adım bile ricat etmeyecektir."군사가 적어 신라를 깨뜨릴 수 없겠습니다.
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.אני לא אעזוב ללא המלך, והמלך לעולם לא יעזוב."
Bizimle kıyas kabul etmeyecek kadar fazla sayıda Türkle çarpışıyorduk.באים עשרות מיליוני נוצרים שרוצים לעמוד לצידנו.
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.А кралят никога няма да си тръгне.“.
Atina kuşkusuz bunu kabul etmeyecekti.Атина не предприема никакви действия.
Matta 5:27-29 "'Zina etmeyeceksin' dendiğini duydunuz.За него се казва в Йоан 19:25-27, че е присъствал непосредствено при разпятието.
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.A kráľ nikdy neodíde."
Zina etmeyeceksin.Pažadais sotus nebūsi.
Veda etmeyecek misin?Neatsisveikinsi?
'Aman Tanrım, biliyor musun, bu hayat benim ben olmama müsade etmeyecek'Ce n'est pas juste ! C'est ce que ta tête te raconte.
'Aman Tanrım, biliyor musun, bu hayat benim ben olmama müsade etmeyecek'No sucedió en la vida pasada. No sucedió en la vida antes de esto.
'Aman Tanrım, biliyor musun, bu hayat benim ben olmama müsade etmeyecek''Ó Bože, tento život mi nedovolí byť mnou.'
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Aber versprich mir, die Hütte nicht zu verlassen wenn ich weg bin.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Ale obiecaj, że nie wyjdziesz z chaty, kiedy mnie nie będzie.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Ale slib, že nepopustíš chýši, když budu pryč.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Dar promite-mi că n-ai să ieşi din colibă cât sunt plecat.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.De ígérd meg, hogy a kunyhóból nem lépsz ki nélkülem.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Mais promets-moi de ne pas quitter la hutte quand je serai parti.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Ma promettimi che non uscirai dalla capanna.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Mas promete-me que não sais da cabana, enquanto eu estiver fora.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Men lova att du inte lämnar stugan när jag är borta.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Mutta lupaa pysytellä tuvassa sillä aikaa kun olen poissa.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Nhưng hãy hứa là không rời lều khi ta đi.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin. Orman çok tehlikeli bir yer.約束する ラーマ 愛してるわ
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Pero prométeme que no te irás de la cabaña mientras estoy fuera.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Tapi berjanjilah untuk tidak meninggalkan pondok kita saat aku pergi.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Но ми обещай, че няма да напускаш колибата, докато ме няма.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.Но пообещай, что не будешь выходить из хижины, пока меня не будет.
Ancak bana söz ver, ben yokken kulübeyi terk etmeyeceksin.אבל תבטיחי לי שלא תעזבי את הבקתה בזמן היעדרותי.
Artık seyahat etmeyecek misin öyleyse?Alors, tu n'as plus besoin de reprendre la route ?
Artık seyahat etmeyecek misin öyleyse?Так ты больше не уедешь?
Azimuth çizgileri hareket etmeyecekler.Mueva este, oeste a través del cielo, en el oeste.
Bana yardım etmeyecek misin?Ich weiß nicht, aber wir müssen ihn finden.
Bana yardım etmeyecek misin?Ne boste mi pomagal?
Bana yardım etmeyecek misin?Nem nekem segíteni?
Bana yardım etmeyecek misin?Nu vrei să mă ajuţi?
Bana yardım etmeyecek misin?Pomůžete mi?
Bana yardım etmeyecek misin?Vous ne voulez pas m'aider ? Mais bien sûr, je vais vous aider
Bana yardım etmeyecek misin?Zal niet je me helpen?
Bana yardım etmeyecek misin?Няма ли да ми помогне?
Bana yardım etmeyecek misin?О мой брат и я.
Bana yardım etmeyecek misin?Про мій брат і я.
Baska bir ders, mantiksiz seyleri goz ardi etmeyeceksin.Außerdem, du sollst das Irrationale nicht missachten.
Baska bir ders, mantiksiz seyleri goz ardi etmeyeceksin.Aussi, vous ne mépriserez pas l'irrationnel.
Baska bir ders, mantiksiz seyleri goz ardi etmeyeceksin.Aztán: "ne fitymáld le az irracionalitást"!
Baska bir ders, mantiksiz seyleri goz ardi etmeyeceksin.De asemenea, să nu nesocotești iraționalul.
Baska bir ders, mantiksiz seyleri goz ardi etmeyeceksin.En till lärdom är att du inte skall bortse från det irrationella.
Baska bir ders, mantiksiz seyleri goz ardi etmeyeceksin.Inoltre, "Non ignorerai l'irrazionale".
Baska bir ders, mantiksiz seyleri goz ardi etmeyeceksin.Juga, janganlah mengabaikan kaum yang tidak rasional.