Ana içeriğe geç
Sözlük

etmeyecek ile cümle

etmeyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Yanılacaklar, fakat çok fazla da bir şey fark etmeyecektir.הם יהיו טועים, אבל זה למעשה לא ממש ישנה הרבה.
Yanılacaklar, fakat çok fazla da bir şey fark etmeyecektir.ومع أنّهم سيكونون مخطئيين، لن يكون هذا الأمر مهما
Yanılacaklar, fakat çok fazla da bir şey fark etmeyecektir.最終的に 私はこう考えているのです
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Comme on ne leur offre pas assez, ils refusent de partir.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Como lhes oferecem pouco, não saem dali.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.결코 만족하지 않으며, 따라서 어디로도 움직이지도 않습니다.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Nedostávají dost dobrou nabídku, a tak se nehodlají pohnout.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.No les dan lo suficiente, así que no se mudarán.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Non ricevono abbastanza, quindi non si muovono.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Nu primesc destul, deci nu se vor mișca.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Póki nie dostaną tyle, ile chcą, nie zamierzają ustąpić.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Sie bekommen nicht genug und ziehen daher nicht aus.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Ze krijgen niet genoeg, dus blijven ze.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Им мало предлагают, и они не уступают.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.Не преговарят. Не получават достатъчно, значи няма да се размърдат.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.הם אינם מקבלים מספיק, כך שאינם מתכוונים לזוז.
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.لم يحصلوا على مبلغ كاف، لذا لن يتزحزحوا من اماكنهم
Yeterince almiyorlar, dolayisiyla hareket etmeyecekler.有利な取引ができるまで待っているのです
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Además, nadie los hubiese seguido, excepto un puñado de hombres y mujeres de convicción y valor.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Bagaimanapun, tidak akan ada yang mengikuti mereka, kecuali beberapa pria dan wanita yang percaya dan berani.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Dù sao đi nữa, không ai theo họ cả, ngoại trừ một ít đàn ông và phụ nữ có niềm tin và lòng can đảm.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Hoe dan ook, niemand zou hen gevolgd zijn, behalve een handvol mannen en vrouwen vol overtuiging en moed.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.그렇지만 그런 사람들을 따르는 것은, 용기와 신념을 가진 소수 외에는 아무도 없었죠.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Tak czy owak nikt by za nimi nie podążał, poza garstką mężczyzn i kobiet z przekonaniem i odwagą.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Úgyszólván senki se követte volna őket, leszámítva néhány bátor és megvádolt férfit és nőt.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Без това никой не би ги следвал, с изключение на шепа мъже и жени, съратници по убежденеие и храброст.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Всё равно никто бы не пошёл за ними, кроме малой горстки верных и храбрых людей.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.Так чи інакше, ніхто не слідував за ними, за виключенням кількох переконаних і мужніх чоловіків та жінок.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.בכל מקרה, אף אחד לא היה צועד בעקבותיהם, מלבד קומץ גברים ונשים בעלי אמונה ואומץ.
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.ودون اي حاجة لوجود اتباع او مريدين فقط كل ما كانوا يملكه هؤلاء الرجل وتلكم النسوة هو الشجاعة والاصرار
Zaten, inançlı ve cesaretli bir avuç erkek ve kadın dışında onları kimse takip etmeyecekti.信念と勇気を持った 一握りの人たちだけでした 随分あとになって
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin.Älä tee huorin.
‹‹Zina etmeyeceksin.Älä tee huorin.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Aţi auzit că s'a zis celor din vechime: ,,Să nu preacurveşti.``
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Avete inteso che fu detto: Non commettere adulterio
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Các ngươi có nghe lời phán rằng : Ngươi chớ phạm_tội tà_dâm .
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Các ngươi có nghe lời phán rằng: Ngươi chớ phạm tội tà dâm.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz."Habéis oído que fue dicho: No cometerás adulterio
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Hallottátok, hogy megmondatott a régieknek: Ne paráználkodjál!
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.I har hørt at det er sagt: Du skal ikke drive hor.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.I have hørt, at der er sagt: Du må ikke bedrive Hor.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.I haven hört att det är sagt: 'Du skall icke begå äktenskapsbrott.'
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Ihr habt gehört, daß zu den Alten gesagt ist: "Du sollst nicht ehebrechen."
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz."Kalian tahu bahwa ada ajaran seperti ini: Jangan berzinah
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.또 간음치 말라 하였다는 것을 너희가 들었으나
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Ouvistes que foi dito: Não adulterarás.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Počuli ste, že bolo povedané starým: Nezcudzoložíš.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Slišali ste, da je rečeno starim: „Ne prešeštvuj“.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Slyšeli jste, že řečeno jest od starých: Nezcizoložíš.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Słyszeliście, iż rzeczono starym: Nie będziesz cudzołożył;
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Te olette kuulleet sanotuksi: `Älä tee huorin`.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Vous avez appris qu`il a été dit: Tu ne commettras point d`adultère.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Ηκουσατε οτι ερρεθη εις τους αρχαιους, μη μοιχευσης.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Вы слышали, что сказано древним: не прелюбодействуй.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Чували ви, що сказано старосьвіцьким: Не чини перелюбу.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.Чули сте, че е било казано: “Не прелюбодействувай”.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.שמעתם כי נאמר לקדמונים לא תנאף׃
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.قد سمعتم انه قيل للقدماء لا تزن.
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.你 們 聽 見 有 話 說 、 『 不 可 姦 淫 。
‹‹ ‹Zina etmeyeceksin› dendiğini duydunuz.你 們聽見 有 話說 、 『 不 可 姦淫 。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod