Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Y si alguna esposa tiene esposo no creyente, y él consiente en vivir con ella, no lo abandone
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.και γυνη ητις εχει ανδρα απιστον, και αυτος συγκατανευει να συνοικη μετ' αυτης, ας μη αφινη αυτον.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Всеки нека си остава в това звание, в което е бил призван във вярата.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.и жена, которая имеет мужа неверующего, и он согласен жить с нею, не должна оставлять его.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.І котора жінка мав чоловіка, ще не вірує, а йому любо жити з нею, нехай не відпуска його.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.ואשה כי יהיה לה בעל אשר איננו מאמין ורצונו לשבת עמה לא תעזבנו׃
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.والمرأة التي لها رجل غير مؤمن وهو يرتضي ان يسكن معها فلا تتركه.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.妻 子 有 不 信 的 丈 夫 、 丈 夫 也 情 願 和 他 同 住 、 他 就 不 要 離 棄 丈 夫
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.妻子 有 不信 的 丈夫 、 丈夫 也 情願 和 他 同住 、 他 就 不要 離棄 丈夫
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nawet sobie nie wyobrażałam, że to może potrwać aż 14 lat.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.다시 함께 살게 되기까지 14년이라는 세월이 걸릴 줄은 상상도 하지 못했습니다.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.14年も要するとは想像しませんでした 家族から離れた子供が中国で 暮らすのは過酷なことでした
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.En olisi voinut kuvitella, että veisi 14 vuotta päästä asumaan yhdessä.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ich hätte mir nie gedacht, dass es 14 Jahre braucht, um wieder zusammenzuleben.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ik had nooit kunnen denken dat het 14 jaar zou duren om herenigd te worden.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Jag kunde aldrig ha föreställt mig att det skulle ta 14 år innan vi återsåg varandra.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Jeg kunne aldrig have drømt at det ville tage 14 år før vi kunne bo sammen.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Je n'aurais jamais imaginé que cela prendrait 14 ans pour vivre ensemble.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikdy by mě nenapadlo, že bude trvat 14 let, než budeme znovu spolu.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikdy by som si nepomyslela, že bude trvať 14 rokov, kým znova uvidím svoju rodinu.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikoli si nisem predstavljala, da bom prebila 14 let z njimi.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Non avrei mai potuto immaginare che ci sarebbero voluti 14 anni per vivere insieme.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nu mi-aș fi putut imagina că va dura 14 ani până să fim iar împreună.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nunca podría haber imaginado que tomaría 14 años volver a vivir juntos.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Saya tidak pernah membayangkan bahwa akan memerlukan waktu 14 tahun untuk bisa berkumpul lagi.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Sosem gondoltam volna, hogy csak 14 év múlva fogunk újra együtt élni.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ποτέ δε μπορούσα να φανταστώ ότι θα περνούσαν 14 χρόνια για να ζήσουμε μαζί.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.І навіть уявити не могла, що мине 14 років, перш ніж ми знову будемо разом.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Не си представях обаче, че ще отнеме 14 години за да се съберем отново заедно.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Я и представить себе не могла, что мы воссоединимся только через 14 лет.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.לא העליתי על דעתי שיעברו 14 שנים לפני שנחזור לחיות ביחד.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.ما كنت لأتخيل أبداً بأنه سيمضي 14 عاماً قبل أن نعيش معاً
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Ella fue corriendo hacia ellos en la playa una mañana y les dijo: "Mamá, papá, tenemos que irnos de la playa".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."En morgen på stranden løber hun op til dem og siger, "Mor, far, vi skal væk fra stranden."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Fuge la ei pe plajă într-o dimineață și le spune: "Mama, tata, trebuie să plecăm de pe plajă."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Jedno dopoledne k nim přiběhla a povídá: "Mami, tati, musíme z pláže pryč."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."어느 날 아침 부모에게 달려와서는 "엄마, 아빠, 해변에서 빨리 떠나야 해요."라고 말했죠.
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Một buổi sáng nọ, em đã chạy ào đến nói với bố mẹ: "Bố, mẹ, chúng ta phải đi khỏi bãi biển ngay".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Pewnego ranka przybiegła do rodziców mówiąc: "Musimy zejść z plaży".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Uma manhã, ela corre para eles na praia e diz: " Mãe, Pai, temos que sair da praia."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Una mattina corre verso di loro, sulla spiaggia, e dice, "Mamma, papà, dobbiamo andarcene."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Un matin, elle court vers eux sur la plage et en disant " Maman, Papa, il faut partir de la plage "
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Ze rent op een ochtend naar hen toe op het strand en zegt: "Mam, pap, we moeten weg van het strand."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Έτρεξε ένα πρωί στην παραλία και τους είπε, "Μαμά, μπαμπά, πρέπει να φύγουμε από την παραλία".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Една сутрин, на плажа, тя изтича до тях и каза: "Мамо, татко, трябва да се махнем от плажа."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Она подбегает к ним на пляже однажды утром, и говорит: "Мама, папа, нам надо уходить с пляжа".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."היא רצה אליהם על החוף בוקר אחד ואומרת, "אמא, אבא, אנחנו צריכים להסתלק מהחוף."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."ركضت إليهم على الشاطئ صباح أحد الأيام ولتقول: "أمي، وأبي، يجب أن نغادر الشاطئ."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."「ママ パパ ビーチから出よう」 と言いました 両親が「どうして? 着いたばかりじゃない」と言うと
Biz bazen belirli fikirlere sahip oluruz ve gidip bu fikirlerin doğru olup olmadığını kontrol etmemiz gerekir.Czy nie wygląda nudno, czy nie cierpi na tym treść, czy wypełnia całą przestrzeń.
Biz bazen belirli fikirlere sahip oluruz ve gidip bu fikirlerin doğru olup olmadığını kontrol etmemiz gerekir.Daca este plictisitor sau daca este gresit continutul sau daca nu este umplut tot spatiul.
Biz bazen belirli fikirlere sahip oluruz ve gidip bu fikirlerin doğru olup olmadığını kontrol etmemiz gerekir.그런 다음 가서 우리의 생각이 맞는가 아닌가, 재미가 없는가 아닌가, 내용물이 잘못된 것인가 아닌가,
Biz bazen belirli fikirlere sahip oluruz ve gidip bu fikirlerin doğru olup olmadığını kontrol etmemiz gerekir.ולאחר מכן נראה אם צדקנו. אם זה משעמם, אם נראה שזה לא נכון לתוכן,
Bize .69 veriyor. Bu sonucu elde etmemiz mantıklı çünkü 1'den küçük.Ne da 0.69 Care face sens ca asta sa fie mai mic decat 1.
Bize .69 veriyor. Bu sonucu elde etmemiz mantıklı çünkü 1'den küçük.يقودنا الى .69، وهذا منطقي لأنه اقل من 1
Bize, kendisini ormana giden toprak yolda takip etmemizi söyledi.Anh ta bảo chúng tôi đi theo trên con đường lầy lội vào rừng,
Bize, kendisini ormana giden toprak yolda takip etmemizi söyledi.Azt mondta, hogy kövessük egy földúton a dzsungelbe.
Bize, kendisini ormana giden toprak yolda takip etmemizi söyledi.Ci dice di seguirlo per una strada fangosa nella giungla.
Bize, kendisini ormana giden toprak yolda takip etmemizi söyledi.Disse-nos para o seguirmos por um caminho de terra batida para dentro da selva.
Bize, kendisini ormana giden toprak yolda takip etmemizi söyledi.Er bedeutete uns, ihm auf eine Schotterpiste in den Dschungel zu folgen.