ABD Anayasası bu makamı açıkça herhangi bir organa tahsis etmemiştir.美國官方對此書的觀點沒有表態。
Bu düşünceye keşişlerin çoğu katılmış; ama azınlık kabul etmemiş.一些路德派教徒认同这种观点,但大多数并不赞成。
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.其國未入幕中,不逞之罪彌天。
Onunla tanışıklığı olan birçok çocuk kekelemesini hatırlarken, yetişkinlerin çoğu bunu fark etmemiştir.許多他友人的小孩記住了他的口吃,但是成年人卻沒有注意到。
Amerika Birleşik Devletleri federal devlet olarak böyle bir yasayı kabul etmemiştir.但联合国、美国等并未承认这个新的联邦国家。
Ödül sahiplerine daha sonra madalya ve diplomaları verilmiş, ancak para ödülünü kabul etmemişlerdir.他们虽然后来收到了奖牌和获奖证书,但没有收到奖金。
Her ne kadar ne bütün gezegenlere ne de Güneş’e yolculuk etmemiş olsak da, bunların kütlelerini biliyoruz.비록 우리가 행성들이나 태양에 직접 탐사해보지는 않았지만 우리는 그 질량들을 안다.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.우리는 그분을 배신할 수 없습니다.
Başlangıçta yetkililer uçakta 295 kişi olduğunu söylemişlerdi; üç bebeği dahil etmemişlerdi.처음에 당국은 295명이라고 밝혔지만, 이는 같이 타고 있던 3명의 유아를 헤아리지 않은 것이다.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemişti.이 약속은 둘 다 지키지 않았다.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.독일군은 계속 국경을 넘어와 레닌그라드를 계속 공격하라고 압박하고 있었다.
Albay Vidoje Blagojeviç, kendisi hakkında verilmiş olan 18 yıl hapis cezasını temyiz etmemiştir.블라고예비치 대령은 비인륜전 행위로 18년형을 선고받았다.
Bir iddiaya göre ise intihar etmemiş; öldürülmüştür.이후 유배되어 풀려나지 못하고 그곳에서 사망하였다.
"İyi ki pes etmemişim".더 나은 세상 위해 창업 “Never, never give up”.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.갈등을 벌이는 것을 지적하였다.
Bu diriliş uzun süre devam etmemiştir.그러나 그러한 경향이 오래 계속되지는 않았다.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.הגרמנים תכננו שאנו נחצה את הגבול הישן ושנמשיך את התקיפה ללנינגרד.
Çocuğu gizlice doğuran Peggy bu olaydan asla Pete'i haberdar etmemiştir.פגי ששלחה את תינוקה לאימוץ לא מספרת על כך לפיט.
Ancak, hayatının kalan kısmında hakarete uğramışlığı devam etmemiştir.אולם נראה כי הוא לא נשאר מגונה בשארית חייו.
2005'te Rolling Stone dergisine Morrison "Bu herifler bana devam etmemi sağlayan ilhamı verdiler.בשנת 2005 הוא אמר בראיון לרולינג סטון ש"האנשים הללו היו ההשראה שלי להמשיך הלאה.
Isaac o günden sonra bir daha asla Rousseau'yu ziyaret etmemiştir.מאותו היום גוסינסקי לא חזר לרוסיה.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.לכך לא יכול העם להסכים.
Ancak ailesi orada yaşamayı kabul etmemiş.הוריו לא התנגדו להחלטתו לנסוע לשם.
Ama bunun ortak bir tuvalet olduğunu fark etmemiştir.הוא אכן לא ידע שריקודו סודי.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.מין זה אינו בסכנת הכחדה באף מדינה בה הוא שוכן.
Wednesday, hiç Division 4'te mücadele etmemiştir.עם זאת הדיוויזיה אף פעם לא נלחמה כיחידה אחת.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemiştir.ההסכם לא מולא במלואו על ידי שני הצדדים.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Цяло десетилетие той не се отказва от нея.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Романите на Карл Май всъщност не са популярни в САЩ.
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.Официалната версия е, че изпълнителят не го смята за достатъчно добър.
Ancak 15 Ocak 2015 tarihinde, İtalyan yayıncı RAI bu teklfii kabul etmemiştir.На 15 януари 2015 година телеканалът отказва да приеме конкурса по финансови причини.
Swindon ise daha önce hiç en üst düzey futbol liginde mücadele etmemişti.Ел Маестро никога не е играл футбол професионално.
Albüm çok büyük satış rekoru elde etmemiştir ve çok ses getirmemiştir.Албумът не се купува много добре и няма голям успех.
Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse, Türk'e yurtluk etmemiş kıta yoktur.Разположено на кръстопът и близо до града, то не е могло да остане без турци.
Ona yardım etmemiz için geliyor.Идва, за да му помогнем.
Tom'a yardım etmemizi ister misin?Искаш ли да помогнем на Том?
Tom'a yardım etmemiz gerekiyor mu?Нужно ли е да помогнем на Том?
Bununla birlikte kendi oğlunun Bulgar Gönüllü Ordusu için askere gitmesine müsaade etmemiştir.[1]Но забранява на сина си да се запише доброволец в Българското опълчение.
Onun kim olduğunu merak etmemiştim ama onu hemen kanıksadım.Nisam uopće bio željan saznati tko je ona, već sam ju odmah uzeo zdravo za gotovo.
Ayrıca bu sözleşmeyi imza etmemiş ülkeler hükümler tarafından bağlanmamaktadır.Nadležnosti koje Ugovorima nisu dodijeljene Uniji, zadržavaju države članice.
1917 Ekim Devrimi’nden sonra, birçok arkadaşının aksine, yurdunu terk etmemiştir.Oktobarska revolucija 1917. nije puno izmjenila njegov položaj.
Pavlik ailesini ihbar etmemiş ve olağan bir kavgadan sonra öldürülmüşlerdir.Po jednoj verziji Pavlik nije prijavio svog oca, a bio je ubijen uslijed slučajnog prepiranja.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.Práve preto nechcel, aby to vedela verejnosť.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Nemusí ísť o rozpor.
Şehri terk etmemiş olanlar evlerinde salgının bitmesini beklemeye başladı.Tí, čo zostali doma, pocítili následky.
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.Chátranie kaštieľa však napriek tomu neustalo, pretože nový vlastník sa o údržbu majetku nestaral.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.Kakorkoli, lokalni prebivalci tega ne odobravajo.
Ama bunun ortak bir tuvalet olduğunu fark etmemiştir.Ni namreč vedel, da se mu je v škornje vsulo praprotno seme.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Njeno življenje je raziskovala kar 30 let.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.V njegovem pisanju lahko razlikujemo tri različna obdobja.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Susidarė prieštaringa situacija.
Wednesday, hiç Division 4'te mücadele etmemiştir.Niekada nedalyvavo elito diviziono kovose.
Mischa Barton'ın uyuşturucu kullanması nedeniyle devam etmemiştir.Brajenas Molko niekada neslėpė to, kad vartojo narkotikus.
Sanki bir çanta dolusu parayla orada oturuyordum ve kimse gelip de almaya tenezzül etmemişti.Po akmeniu pakasti pinigai: ne vienas drąsuolis ėjo jų ieškoti, bet niekas nerado.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemişti.Abi pusės buvo kompromisu nepatenkinti.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.Tačiau grįžti į gimtasiąs žemes jam neleido.
Devam etmemizi öneriyorum.Siūlau mums tęsti.
Her ne kadar ne bütün gezegenlere ne de Güneş’e yolculuk etmemiş olsak da, bunların kütlelerini biliyoruz.Kuigi inimkond pole reisinud kõikidele planeetidele ega Päikesele, on nende massid teada.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.Tuleb eristada kaht probleemi.
Hafif hareket etmemizi sağlar.See tagab sujuva liikumise.