Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:의도적으로 이곳 국가들의 정체성을 인정하지 않았습니다.
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:Stalin cố tình không muốn những nước này mang một ý nghĩa gì cả.
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:Stalin non voleva che questi paesi "funzionassero".
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:Szándékosan nem akarta, hogy értelmük legyen.
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:Σκοπίμως ήθελε να μη βγάζουν νόημα αυτές οι χώρες.
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:Их границы преднамеренно бессмысленны.
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:Той нарочно не искал тези страни да имат смисъл.
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:הוא במכוון לא רצה שיהיה היגיון בחלוקת המדינות הללו.
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:وهو عن عمد لم يريد تلك الدول أن تمثل شيئاَ .
Stalin bu ülkelerin bir anlam ifade etmemesini özellikle istedi:民族が入り混じるようにすることで
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?A není to docela zvláštní, že za to nepožadoval žádnou odměnu?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?E non è un po' strano che non abbia richiesto un pagamento per questo?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?És nem furcsa egy kicsit, hogy mindezért nem kért fizetést?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?Et n'est-il pas un peu étrange qu'il ne demandait pas d'être payer pour cela?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?I czy to nie dziwne, że nie żądał zapłaty?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?그리고 이걸 위해 아무런 보수를 받지 않았다는 건 정말 이상하지 않나요?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?Och är det inte lite märkligt att han inte krävde någon betalning för detta?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?Și nu este puțin straniu că nu a cerut vreo răsplată pentru asta?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?Und ist es nicht seltsam, dass er dafür keine Bezahlung verlangen sollte?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?Và không lạ lùng sao khi mà ông này không đòi tiền lương gì cả?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?¿Y no es un poco extraño que no pidiera ningún pago a cambio?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?Και δεν είναι λίγο περίεργο που δε ζήτησε καμιά πληρωμή γι αυτό;
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?И не е ли малко странно, че той дори не е поискал да му се заплати за това?
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?והאם זה לא מעט משונה שהוא לא דרש שום תשלום על כך,
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?لكن اليس غريبا انه لم يطالب بأي مقابل
Ve bunun için hiçbir ücret talep etmemesi ilginç değil mi?求めないのも おかしい話です 唯一求めたものが-
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Bărbatul îi spune pisicii să nu-i treacă prin cap să iasă din cutie.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.De man zegt aan de kat: waag het niet om buiten het kader te denken.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Der Mann sagt also zu der Katze: "Wag es ja nicht, quer zu denken."
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Donc, le gars dit au chat, n'essaye jamais d'être d'original.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.El tipo le está diciendo al gato: "no te atrevas a pensar fuera de lo convencional".
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.여기서 남자는 고양이한테 말하고 있어요. 감히 다른 생각을 하지 마라.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Một gã đàn ông đang nói với chú mèo, tôi không muốn chú mày sáng tạo trong suy nghĩ (think outside the box).
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Portanto, o tipo diz ao gato para não se atrever a pensar "fora da caixa".
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Quindi, il ragazzo sta dicendo al gatto, non ti permettere di pensare in modo non convenzionale.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Ten facet mówi kotu, żeby nie ważył się "robić" poza szablonem.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Ο τύπος λέει στη γάτα, μη τυχόν και τολμήσει να σκεφτεί έξω από το κουτί.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.И така, мъжът казва на котката: не си позволявай да мислиш извън кутията.
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.Человек говорит коту: "Не смей выходить за рамки этой коробки".
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.האיש אומר לחתול, "אל תעיז לחשוב מחוץ לקופסה."
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.اذن، يقول الرجل للقط، إياك أن تجرؤ على التفكير خارج الصندوق
Yani, adam kediye kutunun dışında düşünmeye cüret etmemesini söylüyor.飼い主が猫に決まった場所にしか 絶対するなと 言っているわけです 実は私はこの猫に似ていたんです
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Atau merengek, Dan bilang padanya bahwa semuanya akan baik-baik saja...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Eller gnälla, och säga till honom att det är och allt ska bli bättre...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Hay rên rỉ, và bảo cậu ấy là không sao, mọi chuyện rồi sẽ ổn...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Oder heulen, und ihn sagen das alles in Ordnung ist und alles besser werden wird...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Of te zeuren, En hem vertellen dat het in orde is en dat alles beter zal gaan...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...O piagnucolando? E dicendogli che tutto andrà meglio...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Ou en le plaignant, et en lui disant que tout va bien et que les choses vont s'arranger...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Sau plangandu-te, Si spunandu-i ca totul va fi bine...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...Или ноешь, и говоришь ему, что все хорошо и все изменится к лучшему...
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...?או להתבכיין ... ואומרת לו שזה בסדר ושהכל יסתדר
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...,أم بالتذمر ...و إخباره بأن الظامر على ما يرام و أن الأمور ستتحسن
Yoksa sızlanarak, ona merak etmemesini, her şeyin iyi olacağını söyleyerek mi...大丈夫よ・・上手くいくわよって こんな事言ってるのかしら