Kulüp içinde yola artık onunla devam etmemek gerektiği söylenmeye başlandı.I brevet meddelades hon om att bandet inte ville jobba med henne längre.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Але скільки б Джеррі не дратував його, Том цього не помічає.
Fakat Çağatay Hanına yerlerini belli etmemek için devamlı hareket etmek zorundaydılar.Тому всюди, де він з'являвся, забороняли дзвонити у дзвони.
Bilim çevreleri bu canlının varlığını kabul etmemektedir.Наука заперечує існування таких світів.
Bu bakımdan bencil olmak, başkalarını dert etmemek bir yaşam biçimi hâline getirilmelidir.Все це цілком природно, тому боятися подібних відчуттів не варто.
Kulüp, 2010 yılından beri amatör liglerde mücadele etmemekte.Od roku 2010 hraje jenom v amatérských ligách.
Bu değerlere internet bağlantı hızı da etki etmemektedir.Rychlost internetu to příliš neovlivní.
Abby'den hoşlanmakta fakat bunu itiraf etmemektedir.Ea îl place pe Buster, dar nu o recunoaște.
Telif haklarını da ihlal etmemek adına bu isimdeki bir harfi değiştirerek Susperia haline getirdiler.Pentru a nu crea confuzie și-au schimbat numele în Cascada.
Eşini özlemekte fakat eşi kendisini ziyaret etmemektedir.Hazaviszi, ám felesége ezt nem nézi jó szemmel.
Fransa olaylardaki sorumluluğunu kabul etmemektedir.Mindezidáig Magyarország nem válaszolt Franciaország kéréseire az ügyben.
Hitler ise bu görüşü kesinlikle kabul etmemektedir.Hitler magáénak vallotta Y gondolatot.
Eğik yazılan ülkeler artık Avrupa Şampiyonası'nda mücadele etmemektedir.Korábban megrendezett, ma már az Európa-bajnokságon nem szereplő versenyszám.
Ortodoks Yahudilik hiçbir şekilde karışık evliliği kabul etmemektedir.A zsidó törvények tiltották a vegyes házasságokat.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Tuona yönä naisiksi pukeutuneet miehet eivät suostuneetkaan lähtemään poliisien mukaan.
Günümüzde bu mesleklerin bir kısmını artık icra etmemektedirler.Nykyisin kukaan ei enää osaa tätä...
Ortodoks Yahudilik hiçbir şekilde karışık evliliği kabul etmemektedir.Juutalaisuus suhtautuu hyvin kielteisesti seka-avioliittoihin.
Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir.Se tulee olla kirkasta, väritöntä ja sen tulisi sisältää kivennäisaineita.
Bugüne geldiğimizde, önemli bilim insanlarının çoğu, "X Gezegeni"ni kabul etmemektedir.Nykyään suurin osa tähtitieteilijöistä uskoo, ettei Planeetta X:ää ole.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Hän yrittääkin keinoja kaihtamatta syöstä Danielin vallasta.
Bu tanım çok soyut olup somut uygulamalar üzerinde anlayış geliştirmeye yardım etmemektedir.Täytyy olla täysin tylsämielinen ollakseen ymmärtämättä sitä.
Ancak bunu kamuoyunda açıkça ifade etmemek gerekir" dediği belirtildi.Θα ήθελα να πω σε αυτόν " Μη λέτε τέτοια πράγματα δημοσίως καθώς δεν είναι αλήθεια.
Ancak Herodot Pers harekatına komuta eden generalin adından söz etmemektedir.Ο Αρτάπανος δεν αναφέρεται ονομαστικά στην ιστορία του Ηροδότου για τη μάχη.
Konutunu terk etmemek.Ναό της ενορίας μας.
Önce hapse atılan Kahir, tahttan feragat etmemekte direnmesi üzerine gözlerine mil çekilerek kör edildi.Vi så hans stjerne da den gikk opp ved morgengry, og er kommet for å hylle ham.»
Ama tanrı yalan söylemeyeceği için kahinin sözlerinin doğruluğundan şüphe etmemek durumundadır.Bruken av ornament ble diktert av deres ønske om at ingenting skulle distrahere dem fra Guds ord.
Ancak Amerikalı yetkililer bunu kabul etmemektedir.USA nekter imidlertid å gjøre det samme.
Ancak Yahudilik İsa'yı mesih olarak kabul etmemektedir.I jødedommen anerkjenner man ikke Jesus som Messias.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Mereka yang berpakaian sebagai wanita pada malam itu menolak diperiksa oleh polisi.
Ancak günümüzde bazı tarihçiler Grek kamplarındaki bu ayrışmayı kabul etmemektedirler.Meskipun demikian, beberapa sejarawan modern menolak gagasan adanya ketidakpatuhan di perkemahan Yunani.
Müspet hareket etmek ve olumsuz hareket etmemek.Berinteraksi secara langsung dan tidak.
Ancak Herodot Pers harekatına komuta eden generalin adından söz etmemektedir.Akan tetapi, Herodotos tampaknya tidak menyebutkan nama komandan Persia lainnya dalam kampanye ini.
Ancak baskın güç diğer güçleri yok etmemektedir.Kemampuan alaminya adalah menghancurkan Gift lain.
Janning, mahkemenin yetkisini kabul etmemekte ve böyle yaparak resmi bir şekilde protesto etmek istemektedir.Nazaruddin menyatakan tidak akan banding pada putusan ini dan ikhlas menerima putusan hakim.
Kapıkulu askerleri zaten bu yeni akça ile ulufe almayı kabul etmemekteydiler.Có lẽ các đồng chí chưa cần gửi sư đoàn đó đi ngay.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.ジェリーがこれのマネをして、トムを恐怖に陥れる。
İyi veya kötü olmaları geçerlilik üzerinde etki etmemektedir.善・悪とも暴れると手が付けられない。
Ancak, bu jetler ışıktan hızlı hareket etmemektedir.しかし、これらのジェットは光速よりも速く運動しているわけではない。
Çoğu geleneksel Tevrat uzmanlığı Eyüp'ün varlığından şüphe etmemektedir.柴谷方良は /'/ の存在を疑っている。
İki takım taraftarları, geçmişten gelen nedenlerle birbirlerinden haz etmemektedir.その再会によって、ふたりは自分たちの過去に直面せざるをえなくなる。
Fakat eğitim öğretim devam etmemektedir.しかし教師を続けることはあきらめていない。
Ama diğer taraftan örtmeyen insanı da kötü kadın ilan etmemek gerekiyor."そして「心から人を救う覚悟の持たぬ者に、ヒーローを名乗る資格は無い!
Müspet hareket etmek ve olumsuz hareket etmemek.移動、行動不可。
Konutunu terk etmemek.家庭を顧みない。
Eşini özlemekte fakat eşi kendisini ziyaret etmemektedir.妻帯者だが妻は未登場。
Youtube'daki erişim engeli devam etmemektedir.ネットワーク機能はYouTube非対応。
Kolej MJur ve LLB adaylarını kabul etmemektedir.學院不接受MJur 和LLB。
Ancak bunu kamuoyunda açıkça ifade etmemek gerekir" dediği belirtildi.當然,我必須非常清楚的澄清我們不是共產主義者,這非常清楚」 。
Fakat hiçbiri bu haccın son hedefinin Kudüs'e gitmek olduğunun açıkça belirtildiğini ifade etmemektedir.当时的记载未曾提及有意出发前往耶路撒冷。
Abby'den hoşlanmakta fakat bunu itiraf etmemektedir.喜歡甘地但並沒對他告白。
Ama tanrı yalan söylemeyeceği için kahinin sözlerinin doğruluğundan şüphe etmemek durumundadır.没有私心,才不会受骗上当;敢说真话,就不会轻信谎言。
Humboldt göreve atanmasıyla yüzleştiğinde görevi kabul edip etmemekte tereddüt etmiştir.” 洪堡接到了他的委任后他犹豫是否接受这个委任。
Youtube'daki erişim engeli devam etmemektedir.YouTube上的黎明將帶妳走
Konutunu terk etmemek.不復慮出家。
Bilim çevreleri bu canlının varlığını kabul etmemektedir.죄인은 이러한 권력의 존재에 대해 인식을 하지 못한다.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.음모를 세워 톰을 처형으로 이끌다.
Tabii bu başarıda Lulu'nun unutulmaz şarkısının payını da göz ardı etmemek gerekir.그러나 나는 '광주'의 참상은 영원히 잊지 못할 것이다.
4 ile 33 arasındaki yüksek derecelere devam edip etmemek üyelerin kendi inisiyatiflerindedir.참고로 3기 4~13회 방영분에서는 이야기 진행상 등장하지 않는다.
Fransa, tarihinde bir soykırım olduğunu kabul etmemektedir.אנו לא אומרים זאת לנוצרים מכיוון שזהו יום סודי.
Fakat çok otoriter tarihçiler bunu kabul etmemektedirler.ההיסטוריונים הכלכליים לא מקבלים זאת.