Dikkat etmeme eğilimin var.Ai tendința de a nu acorda atenție.
Tom bize endişe etmememizi söyledi.Tom ne-a spus să nu ne îngrijorăm.
Eşini özlemekte fakat eşi kendisini ziyaret etmemektedir.Hazaviszi, ám felesége ezt nem nézi jó szemmel.
Jim Brooks, Fox kanalıyla yaptığı sözleşmede kanalın şovun içeriğine müdahale etmemesi koşulunu kabul ettirdi.Jim Brooks tárgyalt egy olyan szerződésről a Foxszal, mely szerint az nem szólhat bele a műsor tartalmába.
Eller hareket etmemelidir.Az ízületet nem szabad mozgatni.
Fransa olaylardaki sorumluluğunu kabul etmemektedir.Mindezidáig Magyarország nem válaszolt Franciaország kéréseire az ügyben.
Hitler ise bu görüşü kesinlikle kabul etmemektedir.Hitler magáénak vallotta Y gondolatot.
Eğik yazılan ülkeler artık Avrupa Şampiyonası'nda mücadele etmemektedir.Korábban megrendezett, ma már az Európa-bajnokságon nem szereplő versenyszám.
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.A tagok nem fogyasztanak alkoholt.
Ortodoks Yahudilik hiçbir şekilde karışık evliliği kabul etmemektedir.A zsidó törvények tiltották a vegyes házasságokat.
Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir.Semmiféle olyan anyagot nem tartalmazhat, amely a játékosok testi épségét veszélyezteti.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Tuona yönä naisiksi pukeutuneet miehet eivät suostuneetkaan lähtemään poliisien mukaan.
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.Lääkitystä ei tule lopettaa omatoimisesti.
Günümüzde bu mesleklerin bir kısmını artık icra etmemektedirler.Nykyisin kukaan ei enää osaa tätä...
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.Alkoholin kanssa sitä ei pidä ottaa.
Ortodoks Yahudilik hiçbir şekilde karışık evliliği kabul etmemektedir.Juutalaisuus suhtautuu hyvin kielteisesti seka-avioliittoihin.
Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir.Se tulee olla kirkasta, väritöntä ja sen tulisi sisältää kivennäisaineita.
Bugüne geldiğimizde, önemli bilim insanlarının çoğu, "X Gezegeni"ni kabul etmemektedir.Nykyään suurin osa tähtitieteilijöistä uskoo, ettei Planeetta X:ää ole.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Hän yrittääkin keinoja kaihtamatta syöstä Danielin vallasta.
Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir.Mahdollisiin näyttelijöihin ei saa koskea.
Bu tanım çok soyut olup somut uygulamalar üzerinde anlayış geliştirmeye yardım etmemektedir.Täytyy olla täysin tylsämielinen ollakseen ymmärtämättä sitä.
Petros, 593'teki Priscus'un aksine bu düzene itaat etmeme girişiminde bulunmadı.Ο Πέτρος δεν προσπάθησε να μην υπακούσει όπως ο Πρίσκος το 593.
Eller hareket etmemelidir.Τα χέρια δεν κινούνται.
Max Payne 'in Dreamcast uyarlama planları vardı, fakat konsolun devam etmemesinden dolayı iptal etmişlerdir.Υπήρχαν σχέδια για έκδοση του Max Payne σε Dreamcast, αλλά ματαιώθηκαν.
Ancak bunu kamuoyunda açıkça ifade etmemek gerekir" dediği belirtildi.Θα ήθελα να πω σε αυτόν " Μη λέτε τέτοια πράγματα δημοσίως καθώς δεν είναι αλήθεια.
Ancak Herodot Pers harekatına komuta eden generalin adından söz etmemektedir.Ο Αρτάπανος δεν αναφέρεται ονομαστικά στην ιστορία του Ηροδότου για τη μάχη.
Konutunu terk etmemek.Ναό της ενορίας μας.
Ron ve Hermione birbirlerinden hoşlanmaktadır fakat belli etmeme çalışırlar.Ron og Hermione kommer på tværs af hinanden og nægter at tale med hinanden.
Neden iptal etmemeyi seçtim?Hvorfor skal vi synge den?.
Sonunda onu rahatsız etmemeye karar verip, konsere dört kişi gittiler.Fire minutter inde i anden halvdel blev det besluttet, at han ikke kunne fortsætte koncerten.
Önce hapse atılan Kahir, tahttan feragat etmemekte direnmesi üzerine gözlerine mil çekilerek kör edildi.Vi så hans stjerne da den gikk opp ved morgengry, og er kommet for å hylle ham.»
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.Drikk alkohol med måte.
Ama tanrı yalan söylemeyeceği için kahinin sözlerinin doğruluğundan şüphe etmemek durumundadır.Bruken av ornament ble diktert av deres ønske om at ingenting skulle distrahere dem fra Guds ord.
Ancak Amerikalı yetkililer bunu kabul etmemektedir.USA nekter imidlertid å gjøre det samme.
Ancak Yahudilik İsa'yı mesih olarak kabul etmemektedir.I jødedommen anerkjenner man ikke Jesus som Messias.
Eller hareket etmemelidir.Lårene skal være muskuløse.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Akhirnya mereka menyembahnya sebagai sekutu selain Allah.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Mereka yang berpakaian sebagai wanita pada malam itu menolak diperiksa oleh polisi.
Mümkün olduğunca hareket etmemesi gereklidir.Ini harus dihindari sebisa mungkin.
Ancak günümüzde bazı tarihçiler Grek kamplarındaki bu ayrışmayı kabul etmemektedirler.Meskipun demikian, beberapa sejarawan modern menolak gagasan adanya ketidakpatuhan di perkemahan Yunani.
Müspet hareket etmek ve olumsuz hareket etmemek.Berinteraksi secara langsung dan tidak.
Ancak Herodot Pers harekatına komuta eden generalin adından söz etmemektedir.Akan tetapi, Herodotos tampaknya tidak menyebutkan nama komandan Persia lainnya dalam kampanye ini.
Devlet ekonomik hayata müdahale etmemelidir.Pemerintah tidak ikut campur tangan secara langsung dalam kegiatan ekonomi.
Ancak baskın güç diğer güçleri yok etmemektedir.Kemampuan alaminya adalah menghancurkan Gift lain.
Janning, mahkemenin yetkisini kabul etmemekte ve böyle yaparak resmi bir şekilde protesto etmek istemektedir.Nazaruddin menyatakan tidak akan banding pada putusan ini dan ikhlas menerima putusan hakim.
Kapıkulu askerleri zaten bu yeni akça ile ulufe almayı kabul etmemekteydiler.Có lẽ các đồng chí chưa cần gửi sư đoàn đó đi ngay.
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.Đồng nhi đừng bài bạc rượu chè.
Oyunun temel kuralına göre oyuncular, topa el veya kolla müdahale etmemelidir.Ngoại trừ thủ môn, các cầu thủ khác đều không được cố ý dùng tay hoặc cánh tay để chơi bóng.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.いや、彼らはこれを知らないから、アッラーではないものをアッラーと呼ぶのだ。
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.ジェリーがこれのマネをして、トムを恐怖に陥れる。
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.酒に酔ってはいけない。
İyi veya kötü olmaları geçerlilik üzerinde etki etmemektedir.善・悪とも暴れると手が付けられない。
Ancak, bu jetler ışıktan hızlı hareket etmemektedir.しかし、これらのジェットは光速よりも速く運動しているわけではない。
Çoğu geleneksel Tevrat uzmanlığı Eyüp'ün varlığından şüphe etmemektedir.柴谷方良は /'/ の存在を疑っている。
İki takım taraftarları, geçmişten gelen nedenlerle birbirlerinden haz etmemektedir.その再会によって、ふたりは自分たちの過去に直面せざるをえなくなる。
Neden iptal etmemeyi seçtim?なぜ唄わない?
Eller hareket etmemelidir.本体は動かない。
Mümkün olduğunca hareket etmemesi gereklidir.出来るだけ対称にならないように建築されている。
Fakat eğitim öğretim devam etmemektedir.しかし教師を続けることはあきらめていない。
Ama diğer taraftan örtmeyen insanı da kötü kadın ilan etmemek gerekiyor."そして「心から人を救う覚悟の持たぬ者に、ヒーローを名乗る資格は無い!