Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Jeg skulle acceptere identiteten, som andre ville give mig.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.저는 정체성을 받아들이라고 들어왔습니다. 바로 다른 사람들이 저에게 준 정체성을요.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Me dijeron que aceptara la identidad que otros me darían.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Měl jsem přijmout identitu, kterou mi přidělili ostatní.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Mi fu detto di accettare l'identità che gli altri mi avrebbero attribuito.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Minua kehoitettiin hyväksymään tämä identiteetti, jonka muut antavat minulle.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Mir wurde gesagt, ich muss die Identität akzeptieren, die andere mir geben werden.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Mi se spunea să-mi accept identitatea pe care mi-o vor da alții.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.On me disait d'accepter l'identité que d'autres me donneraient.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Powiedziano mi, żebym przyjął tożsamość narzuconą mi przez innych.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Tôi được bảo phải chấp nhận cái danh tính mà người khác gán cho tôi.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Μου είπαν να δεχτώ την ταυτότητα που οι άλλοι θα μου δώσουν.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Казаха ми, да приема идентичността, която другите ще ми дадат.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.Меня убеждали смириться с тем образом, который мне подберут другие люди.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.אמרו לי לקבל את הזהות שאחרים יתנו לי.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.قيل لي أن أتقبل الهوية التي سيمنحني اياها غيري.
Başkalarının bana verdiği kimliği kabul etmem söylendi bana.僕は他人から与えられたアイデンティティーを 受け入れよと教わった でも なんで そんなに簡単に 夢をあきらめるのか?
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Barnets vårdnadshavare gör ansökan för det minderåriga barnets del.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.El tutor legal del menor realizará la solicitud en su lugar.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Lapsen huoltaja tekee hakemuksen alaikäisen lapsen puolesta.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Le tuteur de l’enfant fait la demande de la part de l’enfant mineur.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Заявление от имени несовершеннолетнего ребёнка подаёт его опекун.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.يحرر ولي أمر الطفل الطلب بالنيابة عن الطفل.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Du må blive her lidt endnu, Izumi.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Du måste finnas kvar ett tag till, mrs Izumi.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Izumi, sinun on jaksettava vielä.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Mrs. Izumi, não pode ceder ainda.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Pani Izumi, nie może pani jeszcze odejść.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Signora Izumi, lei deve continuare a vivere.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Sra. Izumi, no se rinda.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Κυρία Ιζούμι, μην παραιτηθείτε ακόμη.
Bayan Izumi, henüz pes etmemelisiniz.Госпожа Идзуми, вам нельзя падать.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Abbiamo l'ordine di scortare la signorina Winry.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Debemos escoltar a la Srta. Winry.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Eskortujemy pannę Winry.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Somos responsáveis por escoltar Miss Winry.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Tehtävämme oli saattaa Winry kotiin.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Vi ska eskortera ms Winry.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Vi skal eskortere Winry.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Έπρεπε να συνοδεύσουμε τη δίδα Γουίνρι.
Bayan Winry'ye eşlik etmemiz istendi.Нам было поручено сопровождать мисс Винри.
Bay Oh burada olduğunu ve seni ziyaret etmemi söyledi.Le manager Oh m'a dit que tu étais ici et il m'a amené.
Bay Oh burada olduğunu ve seni ziyaret etmemi söyledi.Oh titkár mondta, hogy itt vagy és idehozott.
Bay Oh burada olduğunu ve seni ziyaret etmemi söyledi.السيد اوه اخبرني انك هنا وطلب مني ان اتي
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.아마도 이러한 일들이 지구 반대편에서 일어나서 그런 것일 수도 있습니다. 아무도 관심을 갖지 않는 지역에서 말입니다.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Może dlatego, że działo się to na drugim końcu świata, gdzie nikt nie zwracał uwagi.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Nguyên nhân có thể là vì những sự kiện đó đã xảy ra ở phía bên kia thế giới khi không có ai chú ý.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Podría ser porque esos eventos ocurrieron en el otro lado del mundo donde nadie prestaba atención
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Може би защото тези събития се случвали от другата страна на света и никой не им обръщал внимание.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.ייתכן וזה כך משום שאירועים אלו התרחשו בצד השני של העולם היכן שאף אחד לא התייחס אליהם.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.ربما كان هذا بسبب أن تلك الإحداث كانت تجري في الجانب الآخر من العالم حيث لم يلتفت إليها أحد.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.誰も関心を払っていなかった 世界の裏側で起きていたのでしょう しかし ウイルスは確かに
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.Có lẽ điều mà thế giới cần lúc này đó là nhận ra chúng ta cũng như những loài chim.
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.Co možná svět potřebuje je, abychom byli jako ptáci.
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.Forse ciò di cui ha bisogno il mondo adesso è che realizziamo che siamo come gli uccelli.
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.아마 세계가 지금 필요한것은 우리가 새들과 같다는 것을 깨닳아야 한다는것 일것 입니다.
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.Misschien heeft de wereld nodig dat we beseffen dat we als vogels zijn.
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.Może powinniśmy uświadomić sobie że jesteśmy jak ptaki.
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.Poate că ceea ce îi trebuie lumii acum este ca noi să înţelegem că suntem la fel ca păsările.
Belki de dünyanın şu an ihtiyacı olan kuşlar gibi olduğumuzu fark etmemiz.Quizás lo que ahora necesita el mundo es que nos demos cuenta que somos como los pájaros.