Adam: Askerler, bu kadar uzunlukta sopalarla bizleri itiraf etmemiz için dövüyorlar.لقد ظلوا يخبروننا، " قولوا الحقيقة!" بينما يضربوننا.
Adam: Askerler, bu kadar uzunlukta sopalarla bizleri itiraf etmemiz için dövüyorlar.殴るたびに 「白状しろ!」と怒鳴っていた
Ah Evet Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!예.
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aigoo, ale aj keď sa musím ponáhľať, tak nemám peniaze!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aigoo, även om jag behöver gå väldigt fort så har jag inga pengar!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aigoo, maar ookal moet ik echt snel gaan Ik heb geen geld!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aigoo, ma devo andare in fretta e non ho soldi!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aigoo, mais même si je dois m'en aller rapidement, je n'ai pas d'argent !
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aigoo, obwohl ich mich wirklich beeilen muss, hab ich überhaupt kein Geld!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aigoo, trebuie sa plec dar nu am bani !
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Aygoo, ale mimo iż muszę jak najszybciej... to... nie mam pieniędzy
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Bože, ale já si musím vážně pospíšit a nemám žádné peníze!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Mặc dù em phải đi ngay, nhưng em không có đồng nào!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Αϊγκού, αλλά παρόλο που πρέπει να φύγω γρήγορα δεν έχω λεφτά!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Айгу, наистина бързам, но нямам никави пари!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!Айгу, хоть я и правда очень спешу, но у меня совершенно нет денег!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!אויש, אבל למרות שאני חייב ללכת מהר, אין לי כסף!
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!ايقوو ، ولكن على الرغم من أنني يجب أن أذهب حقا بسرعة ليس لدي مال
Aigoo, Gercekten acele etmeme ragmen hic param yok!これ一度だけ 貸してもらえませんか?
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.El a fost un model masculin deosebit care m-a inspirat să încep să dansez.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.부모님들은 저를 지지해주셨습니다.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Mijn ouders waren ervoor gewonnen.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Mis padres estaban dispuestos a apoyarme.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Moji rodičia ma veľmi podporovali.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Rodzicie też mnie wspierali.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Οι γονείς μου ήθελαν να πάω.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Мои родители были за меня.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.להתחיל לרקוד. הורי תמכו בי מאוד.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.لأبدأ الرقص. والداي كانا متحمسين جدا من أجلي للمتابعة.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.何事も 何度でも試すよう 応援してくれました
( alaycı bir uslupla) " Teoride kabul etmemizi istedikleri , "mutlak cehalet" in bir zanaatkar olduğudur."우리가 다뤄야 하는 이론에서, 완전히 무지한 자가 제작자이다.
( alaycı bir uslupla) " Teoride kabul etmemizi istedikleri , "mutlak cehalet" in bir zanaatkar olduğudur."Na teoria com a qual temos de lidar, o artífice é a Ignorância Absoluta,
( alaycı bir uslupla) " Teoride kabul etmemizi istedikleri , "mutlak cehalet" in bir zanaatkar olduğudur."В теории, с которой мы вынуждены работать, Абсолютное Невежество это творец.
( alaycı bir uslupla) " Teoride kabul etmemizi istedikleri , "mutlak cehalet" in bir zanaatkar olduğudur."בתיאוריה עימה עלינו להתמודד, הכלי שלנו הוא בורות מוחלטת;
( alaycı bir uslupla) " Teoride kabul etmemizi istedikleri , "mutlak cehalet" in bir zanaatkar olduğudur."في النظرية التي يجب ان نتعامل معها ، التجاهل الصرف هو أفضل نحات
( alaycı bir uslupla) " Teoride kabul etmemizi istedikleri , "mutlak cehalet" in bir zanaatkar olduğudur.それゆえ 全システムの基本原理はこう明言できる
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.하나님에게 큰 믿음일 가지며 자식들을 사랑하는 가운데 지원금을 전혀 받으려고 하지 않으셨습니다.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.האמינה עמוקות באלוהים, אהבה את ילדיה ולעולם לא היתה מקבלת צדקה.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.لديها إيمان قوي بالله، أحبت أطفالها ولم تقبل مطلقاً بالإعانات.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.施しは絶対受け取りません でもそれは 市場での機会があったからです
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.A myslím si, že nám to tiež pomáha predstaviť si, aké je byť niekto iný.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Dar mai cred și că ne ajută să ne imaginăm cum ar fi să fim altcineva.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Acho que quando lemos sobre as torturas horríveis que eram comuns na Idade Média, pensamos:
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Ale též, dle mě, nám to pomáhá představit si, jaké to je být v kůži někoho jiného.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.De abba is, hogy ez segít elképzelni milyen lehet valaki másnak lenni.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.있게 만들어줍니다. 다른 하나는 미디어의 발전이 우리로 하여금 타인처럼 되는게 어떤걸까 생각하도록 도운다는겁니다. 여러분이
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Pero también, creo que nos ayuda a imaginar lo que sería ser alguien más.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Quando leggi di queste torture orribili che erano comuni nel Medioevo, pensi:
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.Ещё, по-моему, это помогает представить себя на месте кого-то другого.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.במעגלים הולכים וגדלים. אבל לדעתי זה גם עוזר לנו לדמיין איך זה להיות מישהו אחר.
Ama ayrıca sanırım bu, başka biri olmanın nasıl olduğunu tasavvur etmemize de yardım ediyor.犠牲者をかわいそうだと思わなかったのかと
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.아, 그래도 새벽 3시에 전화해서 프린터 고쳐달라고는 하지 마세요.
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.Aber rufen Sie mich nicht alle um 3 Uhr nachts an und fragen, ob ich Ihren Drucker einrichten kann.
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.Después no me llamen todos a las 3 a.m. pidiéndome que les arregle la impresora.
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.E non chiamatemi alle tre di notte per chiedermi di aggiustarvi la stampante.
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın. (Gülüşmeler)Các bạn đừng gọi vào ba giờ sáng để nhờ tôi sửa máy in đấy nhé (Tiếng cười)
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.Oh, ne m'appelez pas tous à 3 h du matin pour me demander de réparer votre imprimante!
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.Si va rog sa nu ma sunati la 3 a.m. rugandu-ma sa va repar imprimanta.
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.Tylko błagam, nie dzwońcie o 3 nad ranem żebym wam naprawił drukarkę.
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.И не звоните мне в три часа ночи с просьбой починить вам принтер.