Benim uçuşumu yeniden teyit etmek istiyorum.I'd like to reconfirm my flight.
Dans etmek ister misiniz?Would you like to dance?
Gelecek yıl neler olabileceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling what may happen next year.
Kâr elde etmek için mücadele eden komisyoncular her zaman kitabına göre oynamıyorlar.Brokers struggling to make a profit don't always play by the book.
Yapabildiğim bütün şey ayakta durmaya devam etmekti.It was all I could do to keep standing.
Seyahat etmekten hoşlanır mısınız.Do you like to travel?
Seyahat etmek eğlencelidir.It's fun to travel.
Hiçbir şey seyahat etmekten hoş değildir.Nothing is more pleasant than traveling.
Turistler şafaktan önce şehri terk etmek zorunda kaldı.The tourists had to leave the town before dawn.
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
O müşteri şikâyet etmek için tekrar geri geldi.That customer came back to complain again.
İşçiler daha yüksek ücret talep etmek için birleşti.The workers united to demand higher wages.
Yaşlandığımda rahat etmek istiyorum.I want to live comfortably when I become old.
Yaşlı bir adamla alay etmek yanlıştır.It is wrong to make fun of an old man.
Biri sana yardım etmek için zahmete katlandığında bir teşekkür notu yazın.Write a thank-you note when someone goes out of his or her way to help you.
Yardım etmek istedim ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I wanted to help, but there was nothing I could do.
O kavga etmek için yanlış adamı seçti.He chose the wrong man to pick a fight with.
Sabahları ve akşamları hava soğur, bu yüzden nasıl giyineceğime dikkat etmek istiyorum.It gets cold in the mornings and evenings, so I want to take care how I dress.
O benimle sohbet etmektense Tatoeba'daki cümleleri tercüme etmeyi tercih ediyor.She would sooner translate sentences on Tatoeba than chat with me.
Fiyatlar düştüğünde hâlâ kâr elde etmek mümkündür.It is still possible to make a profit when prices are falling.
Dans etmektense şarkı söylemeyi tercih ederim.I would rather sing than dance.
O seyahat etmek istedi.She wanted to travel.
Seni terk etmek zorundayım.I have to leave you.
Bu fabrika CD çalarlar imal etmektedir.This factory manufactures CD players.
Arabayı tamir etmek çok paraya maloldu.It cost a lot of money to repair the car.
Bir çocuk olmasına rağmen, annesine yardım etmek için çok çalıştı.Even though he was a child, he worked hard to help his mother.
Tanrı olmasa onu icat etmek zorunda kalırız.If God did not exist, we'd have to invent him.
Sanırım ona yardım etmek için tüm çabalarım sadece benim zaman kaybım olacak.I think all my efforts to help her will just be a waste of my time.
Sanırım bir İngiliz için gerçek bir Amerikan aksanını taklit etmek zordur.I think it's very difficult for an Englishman to imitate a real American accent.
O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.That old man had been making homemade whiskey for fifty years.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak içki imal etmekteydi.That old man had been making moonshine for fifty years.
Acele etmek hataların yapılmasına yol açar.Hurrying leads to mistakes being made.
Chicago için rehberlik etmek istiyorum.I want a guide to Chicago.
Onu seyahati iptal etmeye ikna etmek zor oldu.It was difficult to persuade him to cancel the trip.
Bu geziyi iptal etmesi için onu ikna etmek zordur.It was hard to persuade him to cancel the trip.
Onu yolculuğu iptal etmesi için ikna etmek zordu.It was difficult to convince him to cancel the trip.
Ona itaat etmekten başka bir şey yapamıyorum.I can't do anything but obey him.
İtaat etmekten başka bir seçenek yoktu.There was no option but to obey.
Her şeyden önce, konukseverliğin için sana teşekkür etmek istiyorum.First of all, I would like to thank you for your hospitality.
Ben sana yardım etmekten mutlu olurdum.I'd be happy to help you.
Ne alışveriş etmek ne de anneme hoşça kal demek için zamanım vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Mary'yi de davet etmek istedin mi?Did you want to invite Mary, as well?
Depremi önceden tahmin etmek gerçekten mümkün mü?Is it really possible to predict an earthquake?
O, protesto etmek için ağzını açmadı.He didn't open his mouth to protest.
Bana yardım etmek için kimse gelmedi.No one came to help me.
Para takas etmek istiyorum.I would like to exchange money.
Kamu fonlarını israf etmekle suçlandı.He was accused of squandering public funds.
Avrupa'da, ziyaret etmek istediğim birçok ülke var.There are many countries in Europe that I'd like to visit.
Onlara yardım etmek için buradayızWe're here to help them.
Bu kenti, geri dönmemek üzere terk etmek istiyorum.I would like to leave this town and never come back.
Ben bu şehri terk etmek istiyorum ve asla geri gelmek istemiyorum.I would like to leave this town and never come back.
İyiyi ve kötüyü birarada kabul etmek zorundasın.You have to take the good with the bad.
O, ona yardım etmemizi rica etmek için geldi.He came to ask us to help him.
Bir sandviç sipariş etmek istiyorum.I would like to order a sandwich.
Anneme yardım etmek zorundayım.I have to help my mother.
Sahilde yürüyen güzel kadını fark etmekten kendimi alamadım.He couldn't help but notice the beautiful woman walking down the beach.
Ah! Tekrar unuttum! Bugün bir kitabı iade etmek için kütüphaneye gitmem gerekiyordu.Ah! I forgot again! I was supposed to go to the library to return a book today!
Dans etmekten usandım.I'm tired of dancing.
Yardım etmek için elimden gelen ne varsa yaparım.I will do everything in my power to help.
Bir köpek kulübesini tamir etmek için babamın çekicini ödünç aldım.I borrowed my father's hammer to build a dog house.