Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country.
Onu mutlu etmek oldukça zordur.He is rather hard to please.
O, köyü terk etmek zorunda kaldı.He had to leave the village.
O, Londra'ya hareket etmek üzeredir.He is about to leave for London.
İstifa etmekten başka seçeneği yoktu.He has no choice but to resign.
Bana yardım etmek için yolundan ayrıldı.He went out of his way to help me.
Bütün gün şikâyet etmekten başka bir şey yapmadı.He does nothing but complain all day long.
O, kar etmek için bunu yaptı.He has done this for profit.
O, büyükbabasını yolcu etmek için istasyona gitti.He went to see his grandfather off at the station.
O günlerce yiyeceksiz idare etmek zorunda kaldı.He had to go without food for days.
O, üzerine ev inşa etmek amacıyla arsayı aldı.He bought the land for the purpose of building a house on it.
Sana yardım etmekten mutlu olacak.He will be pleased to help you.
Sadece ,sana yardım etmekten çok hoşnut olacak.He will be only too glad to help you.
Onu memnun etmek zordur.He is hard to please.
Onu memnun etmek zordu.He was hard to please.
O, görevini ihmal etmekle suçlandı.He was blamed for neglect of duty.
Planı kabul etmek aptalcaydı.He was foolish to agree to the plan.
O, deneyim eksikliğini telafi etmek için çok çalıştı.He worked hard to make up for his lack of experience.
Karısını memnun etmek için elinden geleni yaptı.He bent over backward to please his wife.
Karısını memnun etmek için her türlü çabayı gösterdi.He bent over backward to please his wife.
O,çocukken,annesine yardım etmek için sıkı çalıştı.Child as he was, he worked hard to help his mother.
Çocuğunu mutlu etmek için çok çalıştı.He worked hard to make his child happy.
Bizi ona haksızlık etmekle suçladı.He accused us of wronging him.
Bana yardım etmek için buraya geldi.He came here to help me.
O, diğerlerine yardım etmek için çok şey yapıyor.He does much to help others.
O, ona yardım etmek için gönüllü oldu.He volunteered to help her.
İşini şikâyet etmekten başka bir şey yapmadı.He did nothing but complain about his job.
O kendi adına hareket etmektedir.He is acting on his own behalf.
O, kayıp zamanı telafi etmek için acele etti.He hurried on to make up for lost time.
Başbakan olarak istifa etmek zorunda kaldı.He was forced to resign as prime minister.
Daveti kabul etmek için çok isteksiz.He is very reluctant to accept the invitation.
O, tanıklık etmek için çağrıldı.He was called to give evidence.
Durumu fark etmek onun biraz zamanını aldı.It took him a while to realize the situation.
O evini finanse etmek için bankadan ödünç para aldı.He borrowed money from the bank to finance his home.
O, beni davet etmek için yeterince nazikti.He was kind enough to invite me.
Bize yardım etmekle çok kibar davrandı.He was so kind as to help us.
O, memnun etmek için isteklidir.He is eager to please.
Kanuna aykırı park etmekten, ona 5.000 yen ceza verdiler.They fined him 5,000 yen for illegal parking.
Sabahtan akşama kadar şikayet etmekten başka bir şey yapmaz.He does nothing but complain from morning till night.
O ani hastalığı nedeniyle yurt dışına seyahat etmekten vazgeçti.He gave up traveling abroad because of his sudden illness.
O çiftlikte babasına yardım etmek için yeterince güçlüydü.He was strong enough to help his father on the farm.
O onların kararına kendini teslim etmek zorunda kaldı.He had to submit himself to their decision.
Ona yardım etmek için elinden geleni yaptı.He did his best to help her.
O, hava yoluyla yurtdışına seyahat etmekten hoşlanıyor.He likes travelling abroad by air.
Ona her şeyi oldukları gibi kabul etmek öğretildi.He's been taught to accept things as they are.
O, beni yolcu etmek için Nikko'dan bütün yolu geldi.He came all the way from Nikko to see me off.
O yarın mutfakta annesine yardım etmek zorunda olacak.He will have to help his mother in the kitchen tomorrow.
O, arkadaşını yolcu etmek için istasyona gitti.He went to the station to see his friend off.
Biz dua etmek için diz çöktük.We knelt down to pray.
O, sonunda istifa etmek zorunda bırakıldı.He was finally forced to resign.
Ne zaman geleceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when they will come.
Onlar ikinci bir fabrika inşa etmek için yeterli sermayeye sahip.They have enough capital to build a second factory.
Onların işleri fareler ve sıçanları yok etmektir.Their job is to exterminate rats and mice.
Ben onlara yardım etmek zorunda kalacağım.I will have to help them.
Onlar bize yardım etmek için geldiler.They came to our assistance.
Onlar yeni bir okul binası inşa etmek için bir proje oluşturdu.They formed a project to build a new school building.
Onlar arabalarını tamir etmek zorundalar.They have to repair their car.
Mültecilere yardım etmek için para topluyorlar.They are appealing for money to help refugees.
Kurbanlara yardım etmek için bir şeyler yapmamızı istediler.They called on us to do something to help the victims.
Onlar şikâyet etmekten başka bir şey yapmıyorlar.They do nothing but complain.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod