Şu anda canım dans etmek istemiyor.I don't feel like dancing right now.
Bu gece canım dans etmek istemiyor.I just don't feel like dancing tonight.
Sohbet etmek için bir araya toplandılar.They gathered together to have a chat.
Bana önerdiklerini kabul etmekten başka seçeneğim yok.I have no choice but to accept what they offer me.
Tom insanlara hakaret etmekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy insulting people.
Tom'u bize yardım etmesi ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to help us.
Porno web sitelerini ziyaret etmekten hoşlanıyor musunuz?Do you like visiting porn websites?
Tom, Mary'yi onunla çıkmaya ikna etmekte zorlanıyor gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to be having any trouble convincing Mary to go out with him.
İnsanlar dua etmek için neden diz çöküyorlar?Why do people kneel down to pray?
Seni bize yardım etmeye ikna etmek ne kadar sürecek?What's it going to take to convince you to help us?
Uzun süredir sana çıkma teklif etmek istiyordum.I've wanted to ask you out for a long time.
Dua etmek dışında yapacak hiçbir şey yok.There is nothing more to do except to pray.
Çiçekler teşekkür etmek ya da üzgün olduğunu söylemek için yararlı olabilir.Flowers can be useful to say thank you or sorry.
Tom yardım etmek için orada bulunmamış olsaydı ne olurdu?What would've happened if Tom hadn't been there to help?
Ne olacağını tahmin etmek zor değil.It's not hard to guess what's going to happen.
Yaşamak mücadele etmektir.To live is to fight.
O, takıma liderlik etmek için seçildi.She has been chosen to lead the team.
Seni ziyaret etmek için randevu almak zorunda mıyım?Do I have to schedule an appointment to see you?
Afedersiniz. Sizi rahatsız etmek istememiştim.Sorry. I didn't mean to bother you.
Tom'u ayrılmaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to leave.
Leyla Fadıl'ı memnun etmek için hemen hemen her şeyi yapardı.Layla would do practically anything to please Fadil.
Fadıl kiz kız kardeşi Dania'ya yardım etmek istedi.Fadil wanted to help his twin sister, Dania.
Fadıl, Dania'yı kontrol etmek için her zaman kalpsiz korkutma taktiklerini kullandı.Fadil always used his heartless scare tactics to control Dania.
Dania yıllarca istismar ve sadakatsizlikle baş etmek zorunda kaldı.Dania had to cope with years of abuse and infidelity.
Fadıl kasabayı terk etmek üzereydi.Fadil was about to leave town.
Fadıl, Dania'yı sevmeye devam etmek istiyordu.Fadil wanted to continue to love Dania.
Tom Mary'yi ziyaret etmek için geldi.Tom came to visit Mary.
Ben hep Tom'a yardım etmek istedim.I always wanted to help Tom.
Fadil herkesi kontrol etmek istedi.Fadil wanted to control everybody.
Fadil herkesi kontrol etmek isteyen bencil bir aptaldı.Fadil is a self-centered idiot that wants to control everybody.
Tom Mary'ye yardım etmek için hiçbir şey yapmazdı.Tom wouldn't do anything to help Mary.
Tom, Mary'ye yardım etmek için hiçbir şey yapmazdı.Tom wouldn't do anything to help Mary.
Tom'u şarkı söylemeye ikna etmek zor olacak.It'll be hard to convince Tom to sing.
Tom'u para bağışı yapmaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to donate money.
Tom'u onu yapmamaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom not to do that.
Tom'un bize yardım etmek istemediği açıktı.It was clear that Tom didn't want to help us.
Bu duvarı inşa etmek ne kadar sürer?How long will it take to build this wall?
Bu duvarı inşa etmek ne kadar alır?How long will it take to build this wall?
Tom yardım etmek için hiçbir şey yapmazdı.Tom wouldn't do anything to help.
Tom'un piyanoyu taşımasına yardım etmek zorundayım.I have to help Tom move the piano.
Tom'un saygısızlık etmek istemediğine eminim.I'm sure that Tom didn't mean to be disrespectful.
Dans etmek beni tekrar genç hissettiriyor.Dancing makes me feel young again.
Tom için yaptıklarınız için sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for what you've done for Tom.
Sanırım Tom'a yardım etmek için bir şey yapmam gerek.I think I need to do something to help Tom.
Henüz pes etmek istemiyorum.I don't want to give up yet.
Yardım etmek isteyen bazı arkadaşlarım var.I have some friends who want to help.
Hava hakkında şikayet etmek hoşuma gidiyor.I like to complain about the weather.
Sana yardım etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım.I'll do whatever I can to assist you.
Sanırım mücadele etmekten başka seçeneğim yok.I guess I have no choice but to fight.
Onu not etmek zorundayım.I have to make a note of that.
Analiz etmek zor.It's difficult to analyze.
Seni memnun etmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to please you.
İşime devam etmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to keep my job.
Acele etmek zorundaydım.I had to hurry.
Seni mutlu etmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to make you happy.
Bir ara seni ziyaret etmek için Boston'a gelmem gerek.I should come to Boston to visit you sometime.
Bizim için yaptıklarınız için size teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for what you've done for us.
O ailelere yardım etmek için yapabileceğimiz birçok şey var.There are lots of things we could do to help those families.
Müşterilerimizi memnun etmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to keep our customers satisfied.
Tom kimseye hakaret etmek istemedi.Tom didn't mean to insult anybody.