Yardım etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.We're going to do everything we can to help.
Burayı terk etmek üzereyiz.We're about to leave here.
Sadece yardım etmek için buradayız.We're just here to help.
Kasabayı terk etmek zorunda olacağız.We'll have to leave town.
Tom olmadan terk etmek zorunda olacağız.We'll have to leave without Tom.
Seni kontrol etmek için daha sonra döneceğiz.We'll be back to check on you later.
Hızlı hareket etmek zorunda kalacağız.We'll have to act fast.
Tom'a yardım etmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to find a way to help Tom.
Şimdi hareket etmek zorundayız.We have to move now.
Derhal tahliye etmek zorundayız.We have to evacuate immediately.
Sadece sana yardım etmek istedik.We just wanted to help you.
Buraya park etmek için izin aldık.We got permission to park here.
Biz yardım etmek için geldik.We came to help.
Tahliye etmek için hâlâ zamanımız var.We still have time to evacuate.
Yardım etmek için çok meşgul olabileceğini düşündüm.I thought you might be too busy to help.
Acele etmek için herhangi bir büyük neden var gibi görünmüyor.It doesn't look like there's any big reason to hurry.
Tom bana dans etmek isteyip istemediğimi sordu.Tom asked me if I wanted to dance.
Ne sipariş etmek istiyorsunuz?What would you like to order?
Çok hızlı şekilde hareket etmek zorundayız.We have to move very quickly.
Senin gibi insanlara yardım etmek benim işim.It's my job to help people like you.
Tom'a yardım etmek için bir şey yapabilir miyiz?Can we do anything to help Tom?
Tom'un bize yardım etmek için burada olduğunu göremiyor musun?Can't you see Tom is here to help us?
Bana yardım etmek için bir şey yapamaz mısın?Can't you do anything to help me?
Tom'un bize yardım etmek için gönüllü olduğundan oldukça eminim.I'm pretty sure Tom's willing to help us.
Tom'u bizimle gitmesi için ikna etmek zorundayız.I have to persuade Tom to go with us.
Onu telafi etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım.I'll do all I can to make up for it.
Yardım etmek için daha fazla ne yapabileceğimi bilmiyorum.I don't know what more I can do to help.
Yardım etmek istediğim için sana geldim.I came to you because I want to help.
Sanırım bu umut etmek için çok fazlaydı.I guess it was too much to hope for.
Boston'u terk etmek zorunda kaldım.I had to leave Boston.
Kabul etmekten başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to agree.
Bize yardım etmek zorundasın.You have to help us.
Ebeveynlerim beni yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling alone.
Tom'a yardım etmek istesem bile yardım edemedim.Even though I wanted to help Tom, I wasn't able to.
Tom'la flört etmek böyle iyi bir fikir değildi.Dating Tom wasn't such a good idea.
Onu tamir etmek zorundasın.You've got to fix it.
Onlara yardım etmek zorundasın.You've got to help them.
Bunu kontrol etmek zorundasın.You've got to check this out.
Bana yardım etmek zorundasın.You've got to help me out.
Raporu Fransızcaya çevirmeme yardım ettiğin için sana teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank you for helping me translate the report into French.
Bize teşekkür etmek zorunda değilsin.You don't have to thank us.
Kaçmama yardım etmek zorundasın.You have to help me escape.
Terk etmek üzeresin gibi görünüyor.It looks like you're about to leave.
Sana yardım etmek için yapabileceğim bir şey olmadığını anlamak zorundasın.You have to understand that there's nothing I can do to help you.
Tom dans etmekten nefret ediyor.Tom hates dancing.
Hoşnutsuzluğumu ifade etmek için yazıyorum.I write to express my discontent.
Yardım etmek için yapabileceğin bir şey yoktu.There was nothing you could've done to help.
Biz bunun için sana teşekkür etmek zorundayız, Tom.We have you to thank for that, Tom.
Ben hareket etmekten nefret ediyorum.I hate moving.
Sana yardım etmek için her şeyi yapardık.We'd do anything to help you.
Tom'a yardım etmek bizim işimiz.It's our job to help Tom.
Bunun için sana teşekkür etmek zorundayız.We have you to thank for it.
Tom sana yardım etmek istemiyor.Tom doesn't want to help you.
Ben bu şarkıyı Mary'ye ithaf etmek istiyorum.I'd like to dedicate this song to Mary.
İyileşme yönündeki ilk adım, bir sorunun olduğunu kabul etmektir.The first step toward recovery is admitting that you have a problem.
Tom'u kalmaya ikna etmek için söyleyebileceğim herhangi bir şey düşünebiliyor musun?Can you think of anything that I could say to convince Tom to stay?
Yardım etmek için elinden geleni yaptın.You did what you could to help.
Biz tekrar tekrar aynı hataları yapmaya devam etmek zorunda mıyız?Do we have to keep making the same mistakes over and over again?
Daha önceki erkek arkadaşın Tom bu öğleden sonra ziyaret etmek için geldi.Your former boyfriend Tom came to visit this afternoon.
Yardım etmek için ne yapabileceğimizi görelim.Let's see what we can do to help.