Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Acele etmek gereksiz.There is no rush.
Sipariş etmek istediğiniz şeye karar verdiniz mi?Have you decided what you want to order?
Öğrenciler kitaptan bir alıntıyı analiz etmek zorundalar.The students have to analyze an excerpt from the book.
Senin haklı olduğunu itiraf etmek zorundayım.I have to admit that you're right.
Benimle alay etmekten vazgeç!Stop making fun of me!
Evlilik öncesi bekâretimden feragat etmektense ölmeyi tercih ederim.I would rather die than relinquish my virginity before marriage.
Komutan herkesin gemiyi terk etmek zorunda olduğuna karar verdi.The commandant decided that everyone had to leave the ship.
Hayal etmek zor.It's hard to imagine.
Sana yardım etmek için her zaman buralarda olmayacağım.I won't always be around to help you.
Raporları pazartesi günü teslim etmek zorundayız.We have to turn in reports on Monday.
Bugün raporumu teslim etmek zorundayım.I have to turn in my report today.
Alışveriş etmek için şehir merkezine gidiyoruz.We're going downtown to go shopping.
Tom'un soyadını telaffuz etmek kolay değildir.Tom's last name isn't easy to pronounce.
Yardım etmek için gönüllü olduğuna minnettarım.I'm grateful you volunteered to help.
Tom'un garajı temizlemesine yardım etmek için bir gönüllüye ihtiyacım var.I need a volunteer to help Tom clean the garage.
Tom teşekkür etmek üzerydi ama Mary döndü o söyleyemeden gitti.Tom was about to say thanks, but Mary turned and left before he could.
Keşke biz Boston'dayken sizi ziyaret etmek için zamanımız olsaydı.I wish we'd had time to visit you while we were in Boston.
Tom, Mary'nin gelir vergisini hesaplamasına yardım etmek için burada.Tom is here to help Mary figure out her income taxes.
Tom bize yardım etmek için gelmeseydi çok şaşırırdım.I'd be very surprised if Tom didn't come to help us.
Hem Tom hem de Mary birbirlerini mutlu etmek istediler.Tom and Mary both wanted to make each other happy.
Yardım etmek için yapabileceğim bir şey olmalı eminim.I'm sure there must be something I can do to help.
Yapılması gerekenleri bitirmene yardım etmek için buradayım.I'm here to help you finish what needs to be done.
Tom Mary'yi mutlu etmek için ne yapmak zorunda olduğunu biliyor.Tom knows what he has to do to make Mary happy.
Keşke yardım etmek için zamanımız olsa ama yok.I wish we had the time to help, but we don't.
Sana yardım etmek için zaman bulabilirim.I might be able to find the time to help you.
Sen Tom'a yardım etmek zorundasın ya da o ölecek.You've got to help Tom or he's going to die.
Tom Mary ile seyahat etmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to travel with Mary.
Üzgünüm, yardım etmek için yapabileceğim bir şey yok.I'm sorry, there's nothing I can do to help.
Sana yardım etmek için yeterli zamanım olduğundan emin değilim.I'm not sure I have enough time to help you.
Arabasını tamir etmek için Tom'un anahtarlarımı ödünç almasına izin verdim.I let Tom borrow my wrenches to fix his car.
Randevumu iptal etmek zorunda kalacağım.I'm going to have to cancel my appointment.
Tom onun yardımı için Mary'ye teşekkür etmek istiyor.Tom would like to thank Mary for her help.
Yardım etmek isteyen kimse yok gibi görünüyor.There seems to be no one willing to help.
Randevumu iptal etmek zorunda kaldığım için üzgünüm.I'm sorry I had to cancel my appointment.
Sizi rahatsız etmek istemedim.I didn't mean to make you uncomfortable.
Tom'a yardım etmek için bir şey yapmak zorundasın.You've got to do something to help Tom.
Yardım etmek için ne yapabileceğime bakacağım.I'm going to see what I can do to help.
Onlar bize yardım etmek için yeterince güçlü değildi.They weren't strong enough to help us.
Tom'un yardım etmek için istekli olacağından eminim.I'm sure Tom would be willing to help.
Tom'un bize yardım etmek için gönüllü olup olmadığını göreceğiz.I'll see if Tom is willing to help us.
Tom Mary'ye çıkma teklif etmek istedi.Tom wanted to ask Mary out on a date.
Keşke yardım etmek için bir şey yapabilsem.I wish I could do something to help.
Buraya geldiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for coming here.
Neden eşlik etmek zorunda olduğumu anlamıyorum.I don't see why I had to come along.
Tom'u kalması için ikna etmek zorundasın.You've got to convince Tom to stay.
Tom'u ikna etmek o kadar zor olmayacak.Tom won't be that hard to convince.
Tom'u ikna etmek o kadar kolay olmayacak.Tom won't be that easy to convince.
Üzgünüm, randevumuzu iptal etmek zorunda kaldım.I'm sorry I had to cancel our date.
Daha sonra seni kontrol etmek için döneceğim.I'll be back to check on you later.
Sana yardım etmek için çok istekliyim.I'm more than willing to help you.
Bunu tamir etmek için bir yol bulacağım.I'll figure out a way to fix this.
Şikayet etmek işe yaramayacak.It won't do any good to complain.
Bundan Tom'a söz etmek zorunda kalacağım.I'll have to mention this to Tom.
Programı kontrol etmek zorunda kalacağım.I'll have to check the schedule.
Keşke bize yardım etmek için Tom burada olsa.I wish Tom were here to help us.
Yardım etmek için elimden geleni yapacağım.I'll do whatever I can to help.
Neden yardım etmek zorunda olduğumuzu anlamıyorum.I don't see why we had to help.
Tom yardım etmek için isteksiz görünüyor.Tom appears unwilling to help.
Tom'a yardım etmekle ilgileniyorum.I'm interested in helping Tom.
Neden sana yardım etmek istiyorum?Why would I want to help you?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod