İsviçre'yi ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Svizzera.
Korsika'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Corsica.
Malta'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato Malta.
Makedonya'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Macedonia.
Macaristan'ı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato l'Ungheria.
Polonya'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Polonia.
Çek Cumhuriyeti'ni ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Repubblica Ceca.
Slovakya'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Slovacchia.
Slovenya'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Slovenia.
Hırvatistan'ı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Croazia.
Estonya'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato l'Estonia.
Litvanya'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Lituania.
Letonya'yı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato la Lettonia.
Lihtenştayn'ı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato il Liechtenstein.
Lüksemburg'u ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato il Lussemburgo.
Kıbrıs'ı ziyaret etmedik.Non abbiamo visitato Cipro.
Nebukadnezar'ın önünde, ona, secde etmedikçe, hiç kimse duramazdı.Il ritorno di Tesser non giovò al Novara, le cui sorti erano già delinate.
İbâdet etmedikleri için ayrıca ceza göreceklerdir.Chi non sarà trovato avrà l'immunità anche lui.
Ancak hükümet böyle bir yolu tercih etmediklerini ve seçim sürecinin devam edeceğini açıklamışlardır.Conclude con la consapevolezza che mai avverrà questa camminata e questa conversazione col Presidente.
Hareketli bir cisim, üzerine net bir kuvvet etki etmedikçe hızını değiştirmeyecektir (ivmelenmeyecektir).Веди их ускоренным шагом — и без остановок на равнение!
Ama biz de kesinlikle itiraz etmedik.Я сказал, что у меня нет возражений.
Ama biz de kesinlikle itiraz etmedik.ولسنا معارضة بحال من الأحوال ..
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.يؤخذ منها عدم قبول شهادة المجهول حتى يُزَكَّى.
İbâdet etmedikleri için ayrıca ceza göreceklerdir.De wet stelt bovendien geen straffen voor het niet betalen.
Şehir halkından 800 kişi müslüman olmayı kabul etmedikleri için idam edildi.Zamordowali 800 mieszkańców, którzy nie chcieli przejść na islam.
Buna da, sırf Federasyon zor durumda kalmasın diye itiraz etmedik.Spowodował m.in. brak powstania Federacji.
Ama biz de kesinlikle itiraz etmedik.Det gick dock inte utan motstånd.
İyice yakınlık peyda etmedikçe kimsenin arkadaşlığına güvenme.Neberte si jako důvěrníky nikoho kromě lidí z vás!
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Trebuie să mai fii atent ca nimeni să nu te urmărească, atunci când introduci parola.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Ne közeledj senkihez szexuálisan, hacsak nem kapsz erre jelzést.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.Έστω και χωρίς την απαιτούμενη αναγνώριση.
"Zafer zafer değildir, yenilen düşman yenilgiyi kabul etmedikçe".«Seieren er seierrik om den som er overvunnet ikke betrakter seg som det.»
Ses kaydının sonunda Jones sözlerine şöyle son verir: “Bizler intihar etmedik.テープの最後で、ジョーンズは「我々は敗北はしなかった。
Başka bir açıklasında Barzani, PKK'yı terörist olarak kabul etmediklerini belirtmiştir.他の発表では、バルザニ議長はPKKをテロ組織とはみなさないと言うことを述べている。
Fakat Sonora bunu kabul etmedikten sonra Nick barda oturmayı tercih eder.それでも引き下がらないジャックに対して、キャランはバーで会うことを伝える。
İbâdet etmedikleri için ayrıca ceza göreceklerdir.但若不參加也無處罰的規定。
Ücretli depolama planı, Microsoft veya kullanıcı hizmetini iptal etmedikçe otomatik olarak her yıl yenilenir.마이크로소프트나 사용자가 서비스를 취소하지 않는 한 이 플랜은 매년 자동으로 갱신된다.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.화폐로 인정되지 않을 경우는 논외의 대상이다.
İbâdet etmedikleri için ayrıca ceza göreceklerdir.그런데 체포하여 고발하지 아니하였으니 징계하지 않을 수 없습니다.
Videoyu izledikten sonra katılımcılara sıra dışı bir şey fark edip etmedikleri soruldu.לאחר הצפייה נשאלו הנבדקים האם שמו לב למשהו יוצא דופן בסרטון.
Neden Tom'a yardım etmedik?Защо не помогнахме на Том?
Bu tartışmadaki hiçbir katılımcının genel görelilik’in yanlış olduğunu iddia etmediklerini anlamak önemlidir.Pomembno je razumeti, da nihče od udeležencev v tem sporu ne trdi, da je splošna teorija relativnosti napačna.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Nebandykite kuo nors pasinaudoti seksualiai, nebent matote aiškų signalą.
Onu biz inşa etmedik.Mes to nestatėme.
Onu biz inşa etmedik.Mes jo nestatėme.
Onu biz inşa etmedik.Mes jos nestatėme.
Ama bu, onların duygularını ifade etmedikleri ya da duygusuz oldukları anlamına gelmez.No signifique que ellos no muestren sus emociones ni sean emocionales,
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.Non abbiamo comprato ciò che ci mantiene in vita... ...o che rende la vita degna di essere vissuta.
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.Nós não adquirimos nenhuma das coisas que realmente nos mantêm vivos ou faz da vida algo agradável.
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.Nu am câstigat aerul. Nu ne-am câstigat nasterea.
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.School zou iets moeten zijn waar je van houdt. Het leven is iets waar je van zou moeten houden.
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.Vi förtjänade inte några av dem saker som verkligen håller oss levande eller som gör livet bra.
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.Δεν κερδίσαμε κανένα από τα πράγματα που μας κρατάνε ζωντανούς ή που κάνουν τη ζωή ωραία.
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.Училището би трябвало да бъде нещо което обичаме. Животът би трябвало да бъде нещо което обичаме.
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.לא הרווחנו שום דבר מהדברים שבאמת
Bizi hayatta tutan veya hayatı güzel yapan şeylerin hiç birini aslında çalışarak hak etmedik.私たちが働いて作ったものではありません。 空気も、自分の命も、
Böylece Alisa'nın deneyimini izole etmedik.Alisas Erfahrung ist jedoch kein Einzelfall.
Böylece Alisa'nın deneyimini izole etmedik.Alisa staat niet alleen met haar ervaring.
Böylece Alisa'nın deneyimini izole etmedik.Alisa tapasztalata egyáltalán nem egyedülálló.
Böylece Alisa'nın deneyimini izole etmedik.Deci experienţa Alisei nu e izolată.