Teknoloji insanlığa hizmet etmedikçe kendi içinde anlamsızdır.Technology is in itself meaningless unless it serves mankind.
Biz onun üzüntüsünü fark etmedik.We didn't notice her sorrow.
Ne tuhaf, hiçbirimiz hatayı fark etmedik.Strange to say, none of us noticed the mistake.
Onu sen icat etmedikçe Tanrı yoktur.There is no God, unless you invent Him.
Sonunda, itiraf etmedik.In the end, we did not confess.
Ona yardım etmedik, bu yüzden bunu kendi başına yaptı.We did not help him, so he made it by himself.
Tek kelime etmedik!We haven't spoken a word!
Bu kadar ayyuka çıktığımızı fark etmedik.We didn't realize we were being so loud.
Sen bize yardım etmedikçe biz sana yardım edemeyiz.We can't help you unless you help us.
Fark etmedik.We didn't notice.
Biz bunları sipariş etmedik.We didn't order these.
Biz hiçbir şey sipariş etmedik.We didn't order anything.
Onu biz inşa etmedik.We didn't build it.
Tom'un kaçmasına yardım etmedik.We didn't help Tom escape.
Biz evimizi satmayı hayal etmedik.We wouldn't dream of selling our house.
Biz geçen gençliğimizi fark etmedik.We didn't notice our passing youth.
Tom ve Mary'nin Avustralya'yı hiç ziyaret etmediklerinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom and Mary have never visited Australia.
Öğrencilerim sonunda daha önce hiç fark etmedikleri şeyleri görüyorlar.My students are finally seeing things they never noticed before.
Henüz bir şey kabul etmedik.We haven't agreed to anything yet.
Biz herhangi bir şeyi kabul etmedik.We haven't agreed to anything.
Onların benden nefret edip etmedikleri benim bile umurumda değil.I don't even care if they hate me.
Neden onlara yardım etmedik?Why didn't we help them?
Onlara yardım etmeyi kabul etmedik.We didn't agree to help them.
Biz onların kaçmasına yardım etmedik.We didn't help them escape.
Biz onun kaçmasına yardım etmedik.We didn't help him escape.
Biz onu tercih etmedik.We didn't choose her.
Tom'a yardım etmeyi kabul etmedik.We didn't agree to help Tom.
Neden Tom'a yardım etmedik?Why didn't we help Tom?
Biz şikayet etmedik.We didn't complain.
Sen bana yardım etmedikçe bunun hepsini yaptıramayacağım.I won't be able to get all of this done unless you help me.
Biz onun hakkında şikayet etmedik.We didn't complain about it.
Biz hiç şikayet etmedik.We didn't complain at all.
Biz kazanmayı hak etmedik.We didn't deserve to win.
Sen oraya seyahat etmedikçe başka bir ülkeye iltica edemezsin.You cannot defect to another country unless you can travel there.
Biz henüz pes etmedik.We haven't given up yet.
Henüz çok başarı elde etmedik.We haven't achieved much yet.
İşi henüz kimseye teklif etmedik.We haven't offered the job to anyone yet.
Aslında onu test etmedik.We haven't actually tested that.
Dışarı çıkmaya zahmet etmedik.We didn't bother going out.
Biz asla yeniden müzakere etmedik.We've never re-negotiated.
Biz sizi terk etmedik.We haven't abandoned you.
Günün sonunda o kadar yorulduk ki birbirimize başka bir kelime bile etmedik.At the end of the day we were so tired that we didn't say another word to each other.
Sen bana yardım etmedikçe onu yapamam.I can't do that unless you help me.
Tom bana yardım etmedikçe onu yapamam.I can't do that unless Tom helps me.
Evi asla terk etmedik.We never left the house.
Binayı hiç terk etmedik.We never left the building.
Asya'ya hiç gitmedik, Afrika'yı da ziyaret etmedik.We have never been to Asia, nor have we visited Africa.
Tom, ona yardım etmedikçe bunu yapmayacağını söylüyor.Tom says he won't do that unless you help him.
Tom ve ben birbirimizle dans etmedik.Tom and I didn't dance with each other.
Boston'u henüz ziyaret etmedik.We haven't visited Boston yet.
Boston'u ziyaret etmedik.We didn't visit Boston.
Birlikte seyahat etmedik.We didn't travel together.
Tom ona yardım etmedikçe bunu yapmayacağını söyledi.Tom said he won't do that unless I help him.
Tom ve Mary'nin birlikte seyahat etmediklerini biliyorum.I know that Tom and Mary didn't travel together.
Tom, ona yardım etmedikçe bunu yapmayacağını söyledi.Tom said that he wouldn't do that unless I helped him.
Bana yardım etmedikçe bunu yapmaya istekli değilim.I'm not willing to do that unless you help me.
Sanırım Tom'un ona yardım etmedikçe bunu yapmayacağını biliyorsun.I think you know Tom isn't going to do that unless you help him.
Tayvan'ı ziyaret etmedik.We haven't visited Taiwan.
Ne yazık ki imkanımız varken onu ziyaret etmedik.It's a pity we didn't visit him when we had the chance.
Tom burada ne arıyor? Onu davet etmedik.What's Tom doing here? We didn't invite him.