etme ile cümle

etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Minnettarlığımı ifade etmek istiyorum.I'd like to express my gratitude.
Öğrenciler raporlarını okul yılının sonunda teslim etmeliler.Students are supposed to turn in reports at the end of the school year.
Öğrenciler arabayı itmek için yardım etmemizi istedi.The students wanted us to help push the car.
Okuldan eve döndüğünde mutfakta annesine yardım etmeye başladı.When she returned home from school, she began to help her mother in the kitchen.
Çalışmalarını ihmal etmen senin aptallığın.It is silly of you to neglect your studies.
Yabancılarla alay etme.Don't make fun of foreigners.
Yabancıların Japoncadaki hatalarıyla alay etmeyin.Don't make fun of foreigners' mistakes in Japanese.
Yurt dışında seyahat etmek çok ilginçtir.Traveling abroad is very interesting.
Yabancı bir ülkeyi ziyaret etmek pahalı olmalı.Visiting a foreign country must be expensive.
Açılış törenine çok misafir davet etmeyi planlıyorum.I plan to invite a lot of guests to the opening ceremony.
Yurt dışına seyahat etmek ister misiniz?Would you like to travel abroad?
Yurt dışına seyahat etmek benim en sevdiğim şeylerden biridir.Traveling abroad is one of my favorite things.
Yurt dışında seyahat etme fırsatım oldu.I had a chance to travel abroad.
Sen devreyi kontrol etmeden önce gücü kapatman gerekir.You must switch off the power before checking the circuit.
Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi.His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.
Şirket insanların gönüllü olarak istifa etmeleri için yalvardı.The company appealed for people to take voluntary resignation.
Muhasebeci hatayı kabul etmezdi.The accountant would not concede the mistake.
Ebeveynlerimize itaat etmeliyiz.We should obey our parents.
Biz çaresizlik duygusu ile baş etmek zorunda kalacağız.We will have to get over the feeling of helplessness.
Biz yoksullara yardım etmeliyiz.We should help the needy.
Biz hastalığın yayılmasını kontrol etmeliyiz.We should check the spread of the disease.
Ona hemen yardım etmek zorundayız.We must help him immediately.
Onun örneğini takip etmeliyiz.We should follow his example.
Ona yardım etmemiz gerektiği sonucuna vardık.We came to the conclusion that we should help him.
Cenazeyi ona teslim etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yoktu.We could not but give him up for dead.
Bir demiryolu inşa etmek için sözleşme yaptık.We contracted to build a railway.
Dua etmek için hepimiz diz çöktük.We all knelt down to pray.
Doğruyu yanlıştan ayırt etmek zorundayız.We have to distinguish right from wrong.
Yaşadığımız sürece çalışmaya devam etmeliyiz.We must continue to study as long as we live.
Hız limitine dikkat etmeliyiz.We should observe the speed limit.
Biz çok dikkatli hareket etmeliyiz.We've got to move very carefully.
Trafik işaretlerine dikkat etmeliyiz.We must pay attention to traffic signals.
Her zaman başkalarına hizmet etmeye çalışmalıyız.We must always try to serve others.
Biz birbirimizi terk etmeyeceğimiz konusunda bir pazarlık yaptık.We made a bargain that we wouldn't forsake each other.
Tutkularımızı kontrol etmeliyiz.We must control our passions.
Asla kabul etmeyeceğiz.We will never agree.
Acele etmemize gerek yok.There is no need for us to hurry.
Kara gün için tasarruf etmek zorundayız.We have to save for a rainy day.
Sonunda onu polise teslim etmeye karar verdik.We finally decided to give him over to the police.
Enerji kaynaklarımızı israf etmemeliyiz.We mustn't waste our energy resources.
Önceden bütün tehlikeleri yok etmeye çalıştık.We tried to eliminate all danger beforehand.
Gezimizin amacı, yeni bir fabrikayı ziyaret etmektir.The purpose of our trip is to visit a new factory.
Arkadaşlığımız devam etmedi.Our friendship did not last.
Bizim başarımız onun bize yardım edip etmemesine bağlı.Our success depends on whether he helps us or not.
Biz bu yeni koşullara planımızı adapte etmeliyiz.We must adapt our plan to these new circumstances.
Bütün bagajımızı tasnif etmek uzun bir süre aldı.It took quite a while to sort out all our luggage.
Bizim personelimiz yardım etmeye isteklidir.Our staff is eager to help you.
Personellerimiz size yardım etmekte istekli.Our staff is eager to help you.
Onu ikna etmemiz zor.It is difficult for us to persuade him.
Doktor aşırı egzersiz olduğu için koşuyu terk etmemi tavsiye etti.The doctor advised me to leave off jogging because it was excessive exercise.
Zamanda geçmişe seyahat etmenin imkansız olduğu düşünülüyor.It is considered impossible to travel back to the past.
Telafi etmek için asla çok geç değil.It's never too late to make amends.
Son pişmanlık fayda etmez.It is no use crying over spilt milk.
Bilimci araştırmaya devam etmekte ısrar etti.The scientist insisted on proceeding with the research.
Teknoloji insanlığa hizmet etmedikçe kendi içinde anlamsızdır.Technology is in itself meaningless unless it serves mankind.
Aile üyeleri birbirlerine karşı rekabet etmemelidir.Family members should not compete against each other.
Ailemi ziyaret etmek için birkaç gün izin alabilir miyim?May I take a few days off to visit my family?
Evi inşa etmek onların iki yılını aldı.It took them two years to build the house.
Ev işine yardım etmek zorunda kaldım.I had to help with the housework.
O, evinin sarsıldığını hisseder etmez bahçeye koştu.As soon as he felt his house shake, he rushed out into the garden.

İlgili Sayfalar