etme ile cümle

etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to make up for lost time.
Kabul edip etmeyeceğimi ya da reddedip etmeyeceğimi bilmiyorum.I don't know whether to accept or refuse.
Ben tanıtım için onunla rekabet etmek zorunda kaldım.I had to compete with him for promotion.
Dünyanın her yerine seyahat etmek istiyorum.I want to travel all over the world.
Matsushima'yı ziyaret etmeden önce on yıl Sendai'de yaşadım.I had lived in Sendai for ten years before I visited Matsushima.
Geçen hafta tapınağı ziyaret etmeye niyetlenmiştim.I had intended to visit the temple last week.
Kaybı telafi etmek için çok çalıştım.I worked hard to compensate for the loss.
Kaybı telafi etmek zorundaydım.I had to make up for the loss.
Büyük şehirleri ziyaret etmekten hoşlanmam.I don't like visiting big cities.
Kayıp zamanı telafi etmek için acele ettim.I hurried to make up for the lost time.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmam gerekiyor.I must study hard to make up for lost time.
Ben Nagasaki çevresinde onlara rehberlik etmek için onlarla birlikte gittim.I went with them so that I could guide them around Nagasaki.
Hastanede arkadaşımı ziyaret etmeliyim.I must visit my friend in the hospital.
Hastanedeki arkadaşımı ziyaret etmeliyim.I must visit my friend in the hospital.
Teklifi kabul etmesine şaşırdım.I'm surprised that he accepted the offer.
Bana yardım etmesi için ona güveniyordum.I was banking on him to help me.
Onun bana yardım etmesini bekliyorum.I expect him to help me.
Onunla dans etmeyi kendime yediremedim.I could not bring myself to dance with him.
Ben ona biraz para teklif ettim ama o bunu kabul etmedi.I offered him some money, but he would not take it.
Ona arabamı nereye park etmem gerektiğini sordum.I asked him where I should park my car.
Ona ayakkabılarımı tamir etmesini rica ettim.I asked him to mend my shoes.
Ona bir uyarı verdim, o buna hiç dikkat etmedi.I gave him a warning, to which he paid no attention.
Onu ikna etmeye çalıştım ama o dinlemeyecek.I've tried reasoning with him but he just won't listen.
Masumiyetimle ilgili onu ikna etmeye çalıştım.I tried to convince him of my innocence.
Sanırım ona yardım etmemek daha iyi.I think it's better not to lend him a hand.
Bana yardım edip etmeyeceğini ona sordum.I asked him if he would help me.
Ona bana yardım etmesini rica ettim.I asked him to help me.
İşinde ona yardım etmeyi kabul ettim.I agreed to help him in his work.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.I tried to repair his damaged prestige.
Onun ifadesinin doğruluğundan şüphe etmeye başladım.I began to doubt the accuracy of his statement.
Onlara odayı terk etmelerini emrettim.I ordered them to leave the room.
Onu yolcu etmek için havalanına gittim.I went to the airport to see him off.
Onu ziyaret etmek için hastaneye gittim.I went to the hospital to visit him.
Öneriyi kabul etmesi için onu ikna ettim.I persuaded him into accepting the offer.
Onu ikna etmeye çalıştım ama boşuna.I tried to persuade him, but in vain.
Sigara içmekle ilgili tehlikeler hakkında onu ikna etmede güçlük çektim.I had difficulty convincing her of the dangers of smoking.
Ona evlenme teklif etmeye karar verdim.I have made up my mind to propose to her.
Ona minnettarlığımı ifade etmek isterim.I would like to express my gratitude to her.
Onu mutlu etmek istiyorum.I want to make her happy.
Onu ikna etmek biraz zaman aldı.It took me some time to persuade her.
Uçakla seyahat etmek istiyorum.I want to travel by airplane.
Hava yolu ile seyahat etmeyi tercih ediyorum.I prefer to travel by air.
Ben hava yoluyla seyahat etmeyi sevmiyorum.I don't like traveling by air.
Şikayet etmekten başka çarem yok.I can't help but complain.
Kyoto İstasyonu'na babamı yolcu etmeye gittim.I have been to Kyoto station to see my father off.
Kyoto İstasyonu'na babamı yolcu etmek için gittim.I have been to Kyoto station to see my father off.
Babamı yolcu etmek için Kyoto İstasyonu'na gittim.I have been to Kyoto station to see my father off.
Babamı yolcu etmek için Kyoto Garı'na gittim.I have been to Kyoto station to see my father off.
Babamı yeni bir araba alması için ikna etmeye çalıştım.I tried to argue my father into buying a new car.
Anneme yardım etmem gerekiyor.I have to help Mother.
Onu annemi memnun etmek için söyledim.I said that to please my mother.
Raporu daktilo etmeyi bitirdim.I've finished typing the report.
Onu tebrik etmek için arkadaşımı aradım.I telephoned my friend to congratulate him.
Önümüzdeki çarşambaya kadar raporumu teslim etmem gerekiyor.I have to hand in my report by next Wednesday.
Seyahat etmeyi severim.I like traveling.
Trenle seyahat etmeyi severim.I like to travel by train.
Konuyu değiştirmeye çalıştım, ancak siyasetten söz etmeye devam ettiler.I tried to change the subject, but they went on talking about politics.
Beni ikna etmeye çalışmanın faydası yok.It is no use trying to deceive me.
Beni partiye davet etmeniz büyük nezaket.It is very kind of you to invite me to the party.
Beni rahatsız etmeyi bırak.Stop bothering me!

İlgili Sayfalar