Ana içeriğe geç
Sözlük

etkileri ile cümle

etkileri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Todo constituye una mezcla de influencias tan singulares e idiosincráticas como la mujer misma.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Vytvárajú celú zmes vplyvov, ktoré sú rovnako individuálne a osobité, ako samotná žena.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Wszystko to stanowi mieszaninę wpływów tak indywidualnych i specyficznych jak sama kobieta.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Ze vormen een mengeling van invloeden die even individueel en eigenaardig zijn als de vrouw zelf.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Αποτελούν ένα μίγμα επιρροών τόσο μοναδικό και ιδιοσυγκρασιακό όσο και η ίδια η γυναίκα.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Вони створюють суміш впливів настільки своєрідних та індивідуальних як сама жінка.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Те образуват смесица от влияния, толкова индивидуални и особени, колкото самата жена.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Это составляет набор воздействий, столь же индивидуальных и уникальных, как и сама женщина.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.כל זה יוצר תערובת של השפעות שהיא אינדיבידואלית וייחודית כמו האם עצמה.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.تشكل جميعها خليطا من التأثيرات بنفس القدر و الخصوصيّة التي تؤثر في المرأة نفسها.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.その妊婦と同じくらい 個性的で特有なものです 胎児はこれらを全て
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Ale wpływ jaki na siebie wywierają jest głęboki i wymierny.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Dar se influenteaza unul pe altul intr-un mod profund si semnificativ.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.De mély és mérhető hatással vannak egymásra.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Ils s'influencent entre eux de façon profonde et mesurable.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.그러면서도 서로에게 심오하면서도 다양한 방법으로 영향을 끼칩니다.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Maar ze hebben op diepgaande en meetbare manieren invloed op elkaar.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Ma essi si influenzano l'un l'altro in modi profondi e misurabili
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Men de influerer hinanden på en så markant og målbar måde.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Men de påverkar varandra på djupgående och mätbara sätt.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Mereka saling mempengaruhi dengan cara yang mendalam dan terukur.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Navzájem se hluboce a znatelně ovlivňují.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Nhưng họ ảnh hưởng lẫn nhau thao nhiều cách thâm thúy và đo được.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Pero se influyen mutuamente de manera profunda y apreciable.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Sie beeinflussen einander auf eine tiefe und spürbare Weise.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Αλλά επηρεάζουν ο ένας τον άλλον με πρωτοφανείς και μετρήσiμους τρόπους.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.И они сильно и заметно влияют друг на друга.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Но те си влияят взаимно по дълбок и измерим начин.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.Таким чином вони сильно впливають один на одного.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.אבל הם משפיעים אחד על השני בצורה משמעותית ומדידה.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.ولكن يؤثرون ببعضهم البعض بطرق عميقه وقيمة .
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.これがエルスワーズワラムを生んだ文化です
Birincisi teknolojimizin çevre üzerindeki etkilerini ve çevremizi daha iyi anlamak.Az egyik, hogy megértsük technológiánk hatását a környezetre, és hogy jobban megértsük a környezetet.
Birincisi teknolojimizin çevre üzerindeki etkilerini ve çevremizi daha iyi anlamak.첫 번째는, 우리의 기술이 생태계에 미치는 영향과 생태계를 더 잘 이해하기 위한 방법을 찾는 것 입니다.
Birincisi teknolojimizin çevre üzerindeki etkilerini ve çevremizi daha iyi anlamak.Unu, să înţelegem impactul tehnologiilor noastre asupra mediului, şi cum să înţelegem mediul mai bine.
Birincisi teknolojimizin çevre üzerindeki etkilerini ve çevremizi daha iyi anlamak.Первая: изучить влияние нашей технологии на окружающую среду и способы лучшего \понимания окружающей среды.
Birincisi teknolojimizin çevre üzerindeki etkilerini ve çevremizi daha iyi anlamak.האחד, להבין את השפעת הטכנולוגיה שלנו על הסביבה, והבנה טובה יותר של הסביבה.
Birincisi teknolojimizin çevre üzerindeki etkilerini ve çevremizi daha iyi anlamak.الأول، لفهم أثر تقنياتنا على البيئة ولفهم البيئة بطريقة أفضل.
Birincisi teknolojimizin çevre üzerindeki etkilerini ve çevremizi daha iyi anlamak.環境に与える影響を把握し 環境をより深く理解する手法を見つけること 二つ目は 人工生命を作る過程を経て
Böylece, etkileri uzun sürede ortaya çıkıyor diye başkalarının bir şeyler yapmasını beklemeyeceklerdi.사람들이 그 지역 환경에서 어떤 일을 하기를 기다리고 있는 것이 아닙니다. 그 효과는 오랜 시간이 지나야 나타나기 때문이죠.
Böylece, etkileri uzun sürede ortaya çıkıyor diye başkalarının bir şeyler yapmasını beklemeyeceklerdi.מאז הציפיה שאנשים יעשו דברים בסביבה הקרובה בגלל ההשפעה שיש להם על הטווח הרחוק.
Böylece, etkileri uzun sürede ortaya çıkıyor diye başkalarının bir şeyler yapmasını beklemeyeceklerdi.أفضل من أن يفعل ذلك أناس أخرون في محيطك بسبب التأثير الطويل المدى.
Böylece, etkileri uzun sürede ortaya çıkıyor diye başkalarının bir şeyler yapmasını beklemeyeceklerdi.身の回りを気持ちよく保つほうが 行動してもらえるのです そして 農場の経験を思い出すと
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Dan ia meneliti masalah dampak kesehatan dari pembakaran kayu dibandingkan dengan arang.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Ele estudou o problema dos impactos na saúde da queima de madeira em vez de carvão.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Hij bekeek de gevolgen voor de gezondheid van brandend hout versus houtskool.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.그 친구가 나무를 태울 때와 숯을 태울 때 야기되는 건강 문제를 비교해봤죠.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Şi el a cercetat problema impactului asupra sănătăţii pe care îl are arderea lemnului versus cea a mangalului.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Und er hat das Problem der gesundheitlichen Auswirkungen von verbrennendem Holz und Kohle verglichen.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Và anh ta xem xét vấn đề ảnh hưởng đến sức khỏe từ việc đốt sử dụng củi so với than.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Y él ha considerado los problemas del impacto en la salud de prender leña versus prender carbón.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Έλεγξε το βαθμό των προβλημάτων υγείας που προκύπτουν από την καύση ξύλου αντί του κάρβουνου αυτού.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Він дослідив проблему впливу на здоров'я від спалювання деревини замість вугілля.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Он обратил внимание на то, как влияет на здоровье сжигание дерева и сжигание угля.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.Той разгледа проблема със здравословните ефекти от горене на дърво в сравнение с въглища.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.והוא בחן את בעיית ההשלכות הבריאותיות של שריפת עץ לעומת פחם. ומצא שבכל רחבי העולם,
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.وقام بفحص المشاكل الصحية الناجمة من حرق الحطب مقارنة بحرق الفحم.
Bu arkadaşım kömür yerine odun yakmanın sağlığa etkileri problemine eğildi.健康被害を研究調査しました 彼の分析結果によれば
Bu baskı, iklim değişikliğinin etkileriyle muhtemelen giderek daha da kötüleşecektir.Daraus ergeben sich spezielle Anforderungen für eine integrative und grenzüberschreitende Zusammenarbeit.
Bu bitkinin köklerinden demlenen çay strese iyi gelen ve rahatlatıcı etkileri için içilebilir.A növény gyökeréből főzött tea szorongásoldó, nyugtató hatású.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod