Ana içeriğe geç
Sözlük

etkiler ile cümle

etkiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bazı değişikliklerin olumlu etkileri olabilir (örneğin gıda üretimi).Ορισμένες μεταβολές μπορούν να έχουν θετικά αποτελέσματα (όπως η παραγωγή τροφής, για παράδειγμα).
Bazıları belirttiğim gibi, olası yan etkiler.Alcuni di essi sono quelli che ho già detto: i potenziali effetti collaterali.
Bazıları belirttiğim gibi, olası yan etkiler.Einige haben, wie ich es nenne, potentielle Nebenwirkungen.
Bazıları belirttiğim gibi, olası yan etkiler.חלק מהם הם מה שאמרתי: תופעות לוואי אפשריות.
Belki çok geç ve yakalama etkiler göreceksiniz gereksiz silah dışarı ve işe yaramadı어쩌면 너무 늦은 캡처 효과는 찾을 수 있습니다 쓸모없는 무기 다 아웃 그리고 해결하지 못 했어
Belki çok geç ve yakalama etkiler göreceksiniz gereksiz silah dışarı ve işe yaramadıMogoče veliko prepozno in zajemanje
Belki çok geç ve yakalama etkiler göreceksiniz gereksiz silah dışarı ve işe yaramadıאולי הרבה יותר מדי מאוחר וללכוד השפעות הן נשק חסר תועלת תמצא החוצה וזה לא יצא לפועל
Belki çok geç ve yakalama etkiler göreceksiniz gereksiz silah dışarı ve işe yaramadıربما بعد فوات الأوان بكثير والتقاط الآثار هي أسلحة غير مجدية ستجد خارج وأنه لم ينجح في مسعاه
Belki çok geç ve yakalama etkiler göreceksiniz gereksiz silah dışarı ve işe yaramadı効果はあなたが見つける役に立たない武器である 外に そして、それはうまくいきませんでした 彼にして返す
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Cred că eu caut și vorbesc despre efectele psiho-sociale ale inegalității.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Es geht mir um die psychosozialen Effekte der Ungleichheit.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Ik kijk naar en praat over de psychosociale effecten van ongelijkheid.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Jag tror att jag ser på och talar om den psykosociala effekten av ojämlikhet.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Jeg tror, jeg ser og taler om de psykosociale effekter af ulighed.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Je pense que j'examine et je parle des effets psychosociaux de l'inégalité.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.제가 생각하기에 불평등의 심리학적인 효과에 대해 보고 있고 말하고 있습니다
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Myslím, že sa pozerám a hovorím o psychosociálnych dopadoch nerovnosti.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Myslím, že tu ukazuji a mluvím o psychosociologických efektech nerovnosti.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Penso que estou a observar os efeitos psicossociais da desigualdade, e a falar sobre eles.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Saya pikir saya melihat dan berbicara tentang dampak psikososial dari ketimpangan.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Siento que estoy observando y hablando acerca de los efectos psico-sociales de la desigualdad.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Sto considerando e parlando degli effetti psico-sociali della disparità.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Szerintem most az egyenlőtlenség pszichoszociális hatásairól beszélek.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Tôi nghĩ tôi đang nhìn vào và nói về ảnh hưởng tâm lý xã hội của sự bất bình đẳng.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Uważam, że to, czemu się przyglądam i o czym opowiadam, to psychospołeczne skutki nierówności.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Νομίζω ότι ερευνώ και μιλώ για τα ψυχοκοινωνικά αποτελέσματα των ανισοτήτων.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Зростає роль суспільної оцінки людини і страх перед цією оцінкою.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Мисля, че гледам и говоря за психо-социалния ефект на неравенството.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.Мне кажется, речь тут везде идёт о психосоциальных последствиях неравенства.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.אני חושב שאני מסתכל ומדבר על האפקטים הפסיכו-חברתיים של אי שוויון.
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.أنا أعتقد أنني أتحدث وأنظر الى التأثيرات النفسية المصاحبة لعدم العدالة الإجتماعية
Bence, eşitsizliğin psikososyal etkilerine bakıp bunlarla ilgili konuşuyorum.格差の心理社会的な影響があるのだと思います 優越感や劣等感 評価の高低
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.C'est mon avis, que vous pouvez avoir un impact énorme sur ces enfants.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Darauf will ich hinaus, dass man eine große Wirkung auf Kinder haben kann.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Dat is mijn punt: je kan een grote impact hebben op deze kinderen.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Đó là ý kiến của tôi, đó là bạn có thể tạo ảnh hưởng lớn trên những đứa trẻ này
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.É isso que acho que podemos ter um efeito enorme nestas crianças.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Esa es mi idea, que se puede causar un gran efecto en estos niños.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Jadi itulah maksud saya, Anda dapat memberikan dampak besar pada anak-anak ini.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.제 요점은 여러분들 또한 이런 아이들에게 큰 영향을 끼칠 수 있다는 겁니다.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Quindi questo è il mio punto, che si può avere un grande effetto sui bambini.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Szóval az a lényeg, hogy nagy hatást lehet gyakorolni ezekre a gyerekekre.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.To je moja pointa.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Zmierzam do tego, że można mieć duży wpływ na te dzieci.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Αυτό είναι το θέμα, ότι μπορείτε να έχετε μια μεγάλη επίδραση σε αυτά τα παιδιά.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Так и мы можем повлиять на этих детей.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.Това искам да кажа може да окаже голям ефект върху тези деца.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.אז הנקודה שלי היא, שיכולה להיות לכם השפעה רבה על הילדים האלה.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.لذا هذه هي فكرتي, أنه يمكنك التأثير بشكل كبير على هؤلاء الأطفال.
Benim düşüncem şu ki, bu çocuklar üstünde çok büyük etkiler yaratabilirsiniz.大きな影響を与えられるということです 似たような事ですが 数年前に
Benin küresel ısınmanın canlı çeşitliliği üzerindeki etkilerini saptayan bir dizaynım var지구온난화가 생명의 다양성에 미치는 영향을 연구하는 것과
Benin küresel ısınmanın canlı çeşitliliği üzerindeki etkilerini saptayan bir dizaynım varהתכנית שלי להתחקות אחר ההשפכה של ההתחממות הגלובלית על מגוון צורות החיים,
Benin küresel ısınmanın canlı çeşitliliği üzerindeki etkilerini saptayan bir dizaynım varهو مشروعي الذي يتتبع تأثير أرتفاع الحرارة على التنوع الإحيائي ,
Benin küresel ısınmanın canlı çeşitliliği üzerindeki etkilerini saptayan bir dizaynım varイトュリの森は、炭素を取り込む役割があります
(b) İklim değişikliğinin etkileri, adaptasyon ve senaryolar• b) Dopad klimatických změn, přizpůsobování se těmto změnám a vývoj scénářů
(b) İklim değişikliğinin etkileri, adaptasyon ve senaryolar(b) Impacturile schimbării climatice, adaptare şi scenarii
Bildiğiniz gibi, besin zincirine giren bir toksin, biz de dahil olmak üzere, her şeyi etkiler.E come sapete, una volta che una tossina è dentro la catena tutti ne vengono colpiti, noi compresi.
Bildiğiniz gibi, besin zincirine giren bir toksin, biz de dahil olmak üzere, her şeyi etkiler.És mint tudjuk, amint egy toxin bekerül a táplálékláncba, az mindent befolyásol, minket beleértve.
Bildiğiniz gibi, besin zincirine giren bir toksin, biz de dahil olmak üzere, her şeyi etkiler.그리고 아시다시피, 독이 먹이 사슬에 들어있으, 우리르 포함해서, 모든 것이 영향을 받습니다.
Bildiğiniz gibi, besin zincirine giren bir toksin, biz de dahil olmak üzere, her şeyi etkiler.Și știți că din momentul în care o toxină ajunge în lanțul trofic, totul este afectat, inclusiv noi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod