Kinematik, kuvvetleri hesaba katmadan hareketlerin etkileri ile uğraşır.Σε αντίθεση με τη Κινηματική που εξετάζει την κίνηση των σωμάτων χωρίς την επίδραση δυνάμεων.
Bu patlamaların etkileri bir felaketti.Τα αποτελέσματα του πολέμου αυτού ήταν καταστροφικά.
Bununla beraber bu etkiler çeşitli faktörlerden etkilenmektedir.Ωστόσο οι τιμές τους μπορεί να επηρεαστούν και από άλλους παράγοντες.
Bu da geri kalmış ülkelerin gelirini etkiler.Από εκεί προκύπτει και το εισόδημα των ελαχίστων πλέον κατοίκων.
Bu değişikliklerin 2012 seçimleri üzerinde etkileri oldu.Οι αλλαγές αυτές θα εφαρμοστούν από τις εκλογές του 2020 και έπειτα.
Nevruz olayı hem edebî, hem folklorik yönüyle toplumda çok büyük etkiler yaratmıştır.Η σχιζοφρένεια έχει μεγάλες επιπτώσεις τόσο στον άνθρωπο όσο και στην οικονομία.
Kakaoda bulunan flavonoidler de atardamar sağlığı için olumlu etkiler vardır.Το κακάο φαίνεται να είναι αφέψημα με ευεργετικές συνέπειες στην υγεία του ανθρώπου.
Bu onu dış etkilerden korur.Έτσι, απαλλάσσεται από τις ξένες ουσίες.
Üreme organlarını dıştan sararak onları dış etkilerden korur.Απομάκρυνση αρθρικών επιφανειών των οστών από τη θέση τους.
En çok eller, ayaklar ve yüzü etkiler.Εμφανίζονται παραμορφώσεις στα χέρια, τα πόδια και το πρόσωπο.
Tedavinin muhtemel yan etkilerinden biri Jarisch-Herxheimer reaksiyonudur.En af de potentielle bivirkninger ved behandlingen er Jarisch-Herxheimer-reaktion.
İlk olarak 1971'de tanımlanan bu olay, 1998 yılında feromonların etkileri ile açıklanmıştır.Denne effekt blev for første gang beskrevet i 1971, og muligvis forklaret ved feromoner i 1998.
Askeriyede geçirdiği kısa zamanında çok şey deneyimledi ve savaşın sarsıcı etkilerine tanıklık etti.I sin korte tid i militæret oplevede han meget og var vidne til krigens konsekvenser.
Evrim, organizmaların şekil ve davranışlarını her yönden etkiler.Evolution påvirker alle aspekter for formen og adfærd af organismer.
Simülasyon alternatif durumların ve hareket tarzlarının nihai gerçek etkilerini göstermek için kullanılabilir.Simulation kan bruges til at vise de endelige effekter af alternative tilstande og mulige handlinger.
Ama yozlaştırıcı dış etkilere karşı oldukça duyarlıdırlar.Disse typer er ikke specielt følsomme overfor ydre påvirkninger.
Sıcak çikolatayı yapmak için kullanılan kakaonun içindeki kafein de sağlık için olumsuz etkileri de olabilir.Koffein, der er i kakaoen, og som findes i varm chokolade, kan have negative effekter på helbredet.
Bunlar en sık olarak deri, kemik ve karaciğeri etkiler ancak her yerde oluşabilir.De påvirker typisk hud, knogler og lever men kan forekommer overalt.
Bu krizin etkileri günümüzde de devam etmektedir.Eftervirkningerne af den kamp kan stadig føles i dag.
Okul çağındaki çocuklarda yatışma yan etkisinin sınıfta öğrenmeye etkileri olmaktadır.Sedative bivirkninger hos børn i skolealderen har en negativ effekt på indlæring.
Kriz, birçok komşu ülkenin ekonomileri üzerinde ciddi etkiler yarattı.Finanskrisen havde en række eftervirkninger i de lande, den ramte.
Sarımsağın aşırı tüketiminin bazı yan etkileri olabilir.En kraftig begrænsning af kulhydratindtaget kan have bivirkninger.
Sosyal etkilerin davranışa olan etkisi ilgiye göre daha güçlü olmalıdır.Kvaliteten af den sociale engagement synes at være mere indflydelsesrig end tidsforbrug.
Elastikiyet (Ekonomi), Ekonomide farklı değişkenlerin birbirine etkileri için kullanılan bir terim.Elasticitet (økonomi) – et mål for forholdet mellem relative ændringer i afhængige variable.
Yüksek seviyelere ulaştığında g kuvvetlerinin etkileri yıkıcı sonuçlar doğurabilir.Ved at "slå smut" i den øvre atmosfære, vil g-påvirkningerne blive acceptable.
Bu etkilere gelgit bileşenleri denir.Denne effekter kaldes kornmærker.
Farklı durumlar için ortaya atılmış benzer etkiler de mevcuttur.Derfor reagerer vi også forskelligt, når det kommer til visse situationer.
Retinoidlerin birçok çalışmada antikarsinojenik etkileri gösterilmiştir.Hos et flertal af patienterne er der fundet ændringer i de kognitive funktioner.
Bu resimlerinde de izlenimciliğin etkileri görülmektedir.Filmen drager også de politiske konsekvenser af den indsigt.
Mimarisinde Toltek etkileri açıkça görülmektedir.Her mærkes påvirkningen fra Dahl tydeligt i den maleriske behandling.
Ayrıca Hera kültünün günümüzde de görülebilinecek etkileri vardır.Det ville have konsekvenser som man endu nu i dag kan mærke.
Kuantum optiği, ışığın birimini foton alıp doğasını ve etkilerini ona göre inceler.Følg vejen ud til forbrændingsanlægget og nyd naturen og udsigten.
Nazilerin Arap dünyasındaki etkileri 1930'larda arttı.Marokkansk nationalisme udviklede sig i løbet af 1930-erne.
Diğer nitratların da benzer etkileri vardır.Forskellige cytokiner kan have samme effekt.
Çar II. Aleksandr, 1869'dan itibaren Finlandiya ülkesindeki etkilerini arttırdı.Alexander 2. udvidede endda de finske stænders rettigheder i 1869.
Anayasa metni çok çeşitli kaynaklardan etkiler taşımaktadır.Under Byen trækker inspiration fra meget forskellige kilder.
Demiryolunun etkileri çok çabuk görüldü.Jernbanens påvirkning var umiddelbar.
Bu etkiler Fresnel denklemleri ile tedavi edilir.Disse effektene blir behandlet av Fresnels ligninger.
Çalışmalarının 17. yüzyıl şiir ve draması üzerinde olağanüstü etkileri olmuştur.Hans verker hadde en enorm innflytelse på dramaet og poesien på 1700-tallet.
Mektuplar, Rus devrimci hareketinde büyük etkiler yarattı.Denne streiken hadde en enorm påvirkning på den revolusjonære bevegelsen i Russland.
Bununla beraber Viking akınları ortaya çıktığı zaman gayet önemli etkileri olmuştur.Derimot i Vikingtiden skjer det noe spesielt.
Bu da kültürün çeşitliliğini etkiler.Dette påvirket igjen kulturen.
Birlikte bu etkiler bir galaksinin bittiği ve diğerinin bağladığı yerin görünmesini zorlaştırır.I disse situasjonene kan det være vanskelig å snakke om hvor en galakse slutter og den andre begynner.
Bu da seçtiğimiz C kontürünü etkiler.Her er det et forhold C som spiller inn.
Montaj bandının etkileri onu iyice nefret ettirdi.Effektene av arbeiderne ved samlebåndene fikk ham til å føle avsky.
Fiziksel ergonomi bu etmenlerin insan üzerindeki özellikle zararlı etkilerine ağırlık verir.Dette gjør megafauna spesielt utsatt for menneskelig rovdrift.
Buna ek olarak, başka biyolojik yan etkiler olduğuna dair iddialar bulunmaktadır.Men disse påvirker direkte også en rekke andre biokjemiske prosesser.
Yatıştırıcı, kabız ve safra artırıcı etkileri vardır.Kroppstemperatur, puls og pusterate øker.
Bunun dışında sıcaklık da radyoaktiviteye etkiler.I tillegg vil dis og skydekke påvirke strålingen.
Rodop Dağları, Balkanlar’ın bu güneydoğu kesimindeki iklimi büyük oranda etkiler.Rodopifjellene ligger sørøst på Balkan, og dette påvirker klimaet i området i stor grad.
Bu işlem sonucu termal etkiler oluşur.Dette påtrykket bar frukter.
Bugün en belirgin etkiler başkent Asmara'daki İtalyan etkisidir.De eldste karformene viser en tydelig innflytelse fra den italienske keramikk i Faenza.
Diğer nitratların da benzer etkileri vardır.NB: Andre batterier har tilsvarende effekter.
Bunlar, beden sağlığını en iyi şekilde etkiler.Det er mest til å ivareta kroppslig hygiene.
Aldehitlerin çoğunun fizyolojik etkileri de vardır.Mange av disse har fysiologiske funksjoner.
Uygulamaya dair en kötü etkiler yoğun savaşlar döneminde yaşanmıştır.Gjør motstand mot ondskapen noen som helst virkning i slike usikre tider?
Ancak uzun süreli steroid kullanımının yan etkileri bilinmektedir.Det er forsket meget på langtidsvirkningene av ecstasy.
Her bir sistemdeki değişim kaçınılmaz olarak diğerlerini de etkiler.I andre tilfeller påvirker de genetiske forandringene også andre deler av kroppen.
Rakımın artmasının, basınç ve sıcaklık üzerinde etkileri vardır.Vinden har en utjevnende innvirkning på både trykk og temperatur.
Müziğinde hip hop, drum and bass ya da reggae gibi farklı türlerin etkileri bulunur.Musikalsk er hun også påvirket av blant annet marokkansk musikk, drum and bass og reggae.