Hayal hayatlarımızın her yönünü etkilemektedir.Imagination affects every aspect of our lives.
Yeni vergi girişinin tüm ekonomiyi etkilemesi bekleniyor.The introduction of the new tax is expected to affect the entire economy.
İlerleyen yaşı onun görme yeteneğini etkilemeye başlıyor.His old age is beginning to affect his eyesight.
Ebeveynler çocuklarını dürüstlük ve sıkı çalışmanın önemi üzerine etkilemeye çalışıyorlar.Parents try to impress upon their children the importance of honesty and hard work.
Neden onu etkilemek için çalışmalılar?Why should they try to influence him?
Tom sadece Mary'yi etkilemek için yaptı.Tom did it just to impress Mary.
Kim etkilemeye çalışıyor?Who are you trying to impress?
O, arkadaşlarını etkilemeye çalışır.He tries to impress his friends.
Tom bir kızı etkilemeye çalıştı.Tom tried to impress a girl.
Tom patronunu etkilemeye çalıştı.Tom tried to impress his boss.
Tom yeni müdürü etkilemeye çalışıyor gibi görünüyor.Tom seems to be trying to impress the new manager.
Ben kimseyi etkilemeye çalışmıyorum.I'm not trying to impress anyone.
Tom Mary'nin onu etkilemeye çalıştığını hissedebiliyordu.Tom could sense that Mary was trying to impress him.
Tom'un kimi etkilemeye çalıştığı açık değil.It's not clear who Tom was trying to impress.
Sanırım Tom seni etkilemeye çalışıyor.I think Tom is trying to impress you.
Bunun dostluğumuzu etkilemeyeceğini umuyorum.I hope this won't affect our friendship.
Gerçekten Tom'u etkilemek istiyorum.I really want to impress Tom.
Onu etkilemeyi denedi.He tried to impress her.
O onu etkilemeye çalıştı.She tried to impress him.
Ben yalnızca onu etkilemeye çalışıyordum.I was just trying to impress him.
Tom'u etkilemem gerekiyor.I need to impress Tom.
Tom'u etkilemeliyim.I need to impress Tom.
Seni etkilememe izin verme.Don't let me influence you.
Seni etkilemek istiyordum.I wanted to impress you.
Sizi etkilemek istedim.I wanted to impress you.
Sadece Tom'u etkilemeye çalışıyordum.I was just trying to impress Tom.
Amerika Birleşik Devletleri, silahlarıyla dünyayı etkilemeye çalışır.The United States tries to impress the world with its weapons.
Tom'un beni etkilemeye çalıştığını düşündüm.I thought Tom was trying to impress me.
Ben sadece etkilemeye çalışıyordum.I was just trying to impress you.
Tom'u etkilemeye çalışıyordum.I was trying to impress Tom.
Beni etkilemene gerek yok!You don't need to impress me!
O neden beni etkilemek ister ki?Why would he want to impress me?
Neden onu etkilemek ister ki?Why would he want to impress her?
Beni etkilemeye mi çalışıyorsun?Are you trying to impress me?
Tom'u etkilemek kolay.Tom is easy to impress.
Alkol onun konuşmasını etkilemeye başlıyor.The alcohol is beginning to effect his speech.
Tom otobanda çok hızlı araba kullanarak Mary'yi etkilemeye çalıştı ama işe yaramadı.Tom tried to impress Mary by driving very fast on the Autobahn, but it didn't work.
Tom çok hızlı araba kullanarak Mary'yi etkilemeye çalıştı.Tom tried to impress Mary by driving very fast.
Tom, Mary'yi etkilemeyi denedi.Tom tried to impress Mary.
Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.The unstable security situation in Syria also affects Turkey.
Beni etkilemekten asla vazgeçmiyorsun.You never cease to impress me.
Tom arkadaşlarını etkilemeye çalıştı.Tom tried to impress his friends.
Seni etkilemeye çalışmıyorum.I'm not trying to impress you.
Bahse girerim onu seni etkilemek için yazdığımı düşünüyorsun.I bet you think I'm just writing that to impress you.
Tom neden Mary'yi etkilemeye çalışıyor?Why would Tom want to impress Mary?
Tom'u etkilemeye çalışmıyorum.I'm not trying to impress Tom.
Tom'u etkilemeye çalışıyorum.I'm trying to impress Tom.
Beni etkileyebilirsin ama Tom'u asla etkilemeyeceksin.You may impress me, but you'll never impress Tom.
Neden Tom beni etkilemek istiyor?Why would Tom want to impress me?
Tom hiç kimseyi etkilemeye çalışmıyor.Tom isn't trying to impress anyone.
Tom kimi etkilemeye çalışıyor?Who's Tom trying to impress?
Tom etkilemek için oldukça zor bir adam.Tom is a pretty hard guy to impress.
Tom etkilemek için oldukça sert bir adam.Tom is a pretty tough guy to impress.
Tom'u etkilemeyi nasıl başardın?How did you manage to impress Tom?
Onu ne kadar etkilemeye çalışırsan çalış o sadece seni görmezden gelir.No matter how much you try to impress her, she just ignores you.
Bu onu hiç etkilemez.This doesn't affect him at all.
Beni etkilemek zorunda değilsin.You don't have to impress me.
Tom babasını etkilemek için çok çalışıyor.Tom has been trying hard to impress his father.
Beni etkilemek ister misin?Do you want to impress me?
Tom Mary'yi etkilemek için yeterince iyi dans edemeyeceğini biliyordu.Tom knew that he wouldn't be able to dance well enough to impress Mary.