Tom'u etkilememiz gerekiyor.We need to impress Tom.
Tom'u etkilemeye çalışıyoruz.We're trying to impress Tom.
Tom'u etkilemeye çalışıyorduk.We were trying to impress Tom.
Tom'u etkilemeye çalışmıyoruz.We're not trying to impress Tom.
Tom'u gerçekten etkilemek istiyoruz.We really want to impress Tom.
Tom'u nasıl etkileyeceğiz?How are we going to impress Tom?
Tom Mary'nin skorundan etkilendi.Tom was impressed by Mary's score.
Polis, Tom'u etkisiz hale getirdi ve onu kelepçeledi.The policemen subdued Tom and handcuffed him.
Bomba etkisiz hale getirilemezdi.The bomb could not be deactivated.
K-cuplar büyük bir çevresel etkiye sahiptir.K-cups have a large environmental impact.
Nötrinolar nadiren madde ile etkileşir.Neutrinos rarely interact with matter.
Onun etkileyici iş gövdesi onu bilimsel araştırmada bir lider yaptı.His impressive body of work made him a leader in scientific research.
Bazen küçük bir değişiklik büyük bir etkiye sahip olabilir.Sometimes, a small change can have a big effect.
Etkinlik çok iyi planlandı.The event was very well planned.
Tom'un ebeveynleri Mary'den çok etkilendi.Tom's parents were very impressed with Mary.
Bu çok etkileyici, değil mi?It's very impressive, isn't it?
Bu gerçekten oldukça etkileyici.It's really quite impressive.
Tom çok etkilenmiş görünüyordu.Tom seemed very impressed.
Ben Tom'u etkilemek zorundayım.I have to impress Tom.
İklim sağlığımız üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.The climate has a big effect on our health.
Bu ilacın yan etkilerinden bazıları nelerdir?What are some of the side effects of this drug?
Ondan hemen etkilendim.I was instantly attracted to her.
Alkol sizi aç karnına daha çabuk etkiler.Alcohol affects you more quickly on an empty stomach.
Tom arkadaşlarını etkilemek istiyordu.Tom wanted to impress his friends.
Ketojenik diyet, epilepsi için çok etkili bir tedavi olarak görünmektedir.The ketogenic diet appears to be a very effective treatment for epilepsy.
Bu konumdaki etkinliğiniz hakkında her şeyi biliyoruz.We know everything about your activity at this location.
Onu etkilemek istedim.I wanted to impress her.
Candlemass etkileyici bir İsveçli doom metal grubudur.Candlemass is an influential Swedish doom metal band.
Daha yoğun ve etkili çalışmamız gerekiyor.We need to work more intensively and effectively.
Kızgın bir müşterinin duygularını onaylama durumun yatıştırılmasında etkili bir yoldur.Validating an angry client's feelings is an effective way of defusing the situation.
Mary Tom'un etkisine yenik düştü.Mary succumbed to Tom's influence.
Tom'u etkilemek istedim.I wanted to impress Tom.
Yaşlı kadın doksan yaşında ama onun zihinsel yetenekleri etkileyici.The old woman is ninety years old, but her cognitive abilities are impressive.
Tom dürtü etkisiyle her gün cümleler yazar.Tom compulsively writes sentences every day.
Tom çok etkilenmedi.Tom was not very impressed.
Eğer biri seni beyaz kravat etkinliğine davet etseydi, ne giyeceğini bilir miydin?If someone invited you to a white tie event, would you know what to wear?
Olası yan etkileri nelerdir?What are the possible side effects?
O gerçekten etkiliydi.That was really effective.
Batıya doğru giden trafik inşaattan etkilenmeyecek.Westbound traffic won't be affected by the construction.
Bu beni etkileyecek mi?Will this affect me?
Koç Tom'un performansından etkilendi.The coach was impressed with Tom's performance.
Rakamlar etkileyici.The figures are impressive.
Tom'un şarkı söylemesinden ben bile etkilendim.Even I was impressed with Tom's singing.
Ben Tom'un raporundan etkilendim.I was impressed with Tom's report.
Tom kesinlikle ebeveynlerimi etkiledi.Tom sure impressed my parents.
Ben Tom'dan etkilendim.I was impressed with Tom.
Tom beni gerçekten etkiledi.Tom really impressed me.
Hâlâ etkilenmiş değilim.I'm still not impressed.
Gerçekten etkilenmiştim.I was really impressed.
Tom da beni etkiledi.Tom also impressed me.
Ben gerçekten etkilendim.I was truly impressed.
Tom, Mary'nin çabasından etkilendi.Tom was impressed with Mary's effort.
Tom, Mary'nin becerisinden etkilendi.Tom was impressed with Mary's skill.
O oldukça etkileyici bir liste.That's a pretty impressive list.
Tom onunla etkilendi.Tom was impressed with that.
Tom kesinlikle etkilendi.Tom was certainly impressed.
O oldukça etkileyiciydi.That was quite impressive.
Tom da etkilenmişti.Tom is impressed as well.
Seni en çok ne etkiledi?What impressed you most?
Tom etkilenmemiş görünüyordu.Tom seemed unimpressed.