Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Ja definujem zraniteľnosť ako emocionálny risk, odhalenie sa, neistotu.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Jag definierar sårbarhet som en emotionell risk, utsatthet, osäkerhet.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Je défini la vulnérabilité comme un risque émotionnel une mise à nu, une incertitude.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Jeg definerer sårbarhed som følelsesmæssig risiko, udstillelse, usikkerhed.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.저는 취약성을 정서적 위험 요소, 노출, 불확실성이라고 생각합니다.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Minusta haavoittuvaisuus on tunteellinen riski, altistumista, epävarmuutta.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Ranljivost definiram kot čustveno tveganje, izpostavljanje, negotovost.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Tôi định nghĩa tính dễ bị tổn thương như là một sự mạo hiểm, sự bộc lộ và tính không chắc chắn về mặt cảm xúc
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Ορίζω την ευπάθεια ως συναισθηματικό ρίσκο, ως έκθεση, αβεβαιότητα.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Аз дефинирам уязвимостта като емоционален риск, излагане, несигурност.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Я визначаю вразливість як емоційний ризик, викриття, невпевненість.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.Я определяю уязвимость как эмоциональный риск, незащищённость, неопределённость.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.אני מגדירה פגיעות כסיכון רגשי, חשיפה, חוסר וודאות.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.أنا أُعرِف الإنكشاف للناس بالمجازفة العاطفية، الفضح، بالشك أو المجهول.
Ben incinebilirliği duygusal risk olarak tanımlıyorum, dış etkenlere açıklık, belirsizlik.感情面のリスク 傷つく可能性 不確実さであると定義します "無防備さ"は日々の生活の原動力です
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Aloin mietiskellä freudilaisia ratkaisuja.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Du förstår, jag funderade på freudianska betydelser.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Du ved, jeg tænkte på freudianske determinanter.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır."Estive a pensar nos determinantes freudianos.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.저는 프로이드가 말한 무의식에 대해 생각해 봤습니다.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Ông biết đấy, tôi đang nghĩ về những yếu tố quyết định của Freud.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Sabe, me preguntaba sobre el significado freudiano.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Sa, stavo pensando ai determinanti freudiani.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır."Ştiţi, mă gândeam la determinanţii Freudieni.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Tudja, gondolkodtam a Freud-i befolyásoló tényezőkről.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Viete, rozmýšľal som o Freudových determinantoch.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Víte, přemýšlela jsem o Freudových determinantech.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Vous savez, je pensais aux déterminants Freudiens.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Weet je, ik stelde me vragen rond Freudiaanse beslissende factoren.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Wissen sie, ich habe über freudsche Einflüsse nachgedacht.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Zastanawialiśmy się nad powodami freudowskimi.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Ξέρετε, αναρωτήθηκα για Φροϋδικόυς προσδιοριστικούς παράγοντες.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Знаете ли, чудех се за фройдистките определения.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Знаете, я уже думала о каких-нибудь фрейдистских причинах
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.Знаєте, цікаво, як би це пояснив Фройд.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.ואני תהיתי לגבי קובעי ההתנהגות של פרויד.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.أتعلم، كنت اتساءل عن محددات فرويد
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır.なぜカーミットなの?
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.다른말로 하자면 10배나 빨리 이루어지고 있다는 것이죠.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.Cu alte cuvinte se accelerează cu un factor de 10.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.Der Prozess ist um das Zehnfache beschleunigt.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.En d'autres termes, il s'accélère selon un facteur 10.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.En otras palabras, se está acelerando por un factor de 10.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.In altre parole, è accelerato di dieci volte.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.Innymi słowy, przyspieszenie jest dziesięciokrotne.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.Met andere woorden: een versnelling met een factor 10.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.Por outras palavras, está a acelerar 10 vezes mais depressa.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.Με άλλα λόγια, επιταχύνεται κατά 10 φορές.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.Иными словами, он ускорен в 10 раз.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.С други думи, той се ускорява на десета степен.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.כלומר, הוא מואץ פי 10.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.بعبارة أخرى، إنها تتسارع بعامل من 10.
Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor.そしてまた興味深いことに ここ60年ほどの間に
Bir kağıt parçasının para olması veya bir kaç binanın üniversite olması, sadece bilinçli etkenlere bağlı.Alleen relatief aan bewuste actoren is een stuk papier geld of een hoop gebouwen een universiteit.
Bir kağıt parçasının para olması veya bir kaç binanın üniversite olması, sadece bilinçli etkenlere bağlı.Je relativní vůči vědomým agentům, že kus papíru jsou peníze, že skupina budov je univerzita.
Bir kağıt parçasının para olması veya bir kaç binanın üniversite olması, sadece bilinçli etkenlere bağlı.Jest względne dla świadomych czynników, że papier to pięniądz albo że grupa budynków tworzy uniwersytet.
Bir kağıt parçasının para olması veya bir kaç binanın üniversite olması, sadece bilinçli etkenlere bağlı.종이 조각을 돈으로 보고 건물을 대학으로 인식하는 것은 의식이 있는 존재에게만 가능합니다.
Bir kağıt parçasının para olması veya bir kaç binanın üniversite olması, sadece bilinçli etkenlere bağlı.Pre predstaviteľov vedomia je len relatívne, že kúsok papiera sú peniaze a že kopa budov je univerzita.
Bir kağıt parçasının para olması veya bir kaç binanın üniversite olması, sadece bilinçli etkenlere bağlı.Vain tietoiset toimijat pitävät paperinpalaa rahana tai rakennusryhmää yliopistona.
Bir kağıt parçasının para olması veya bir kaç binanın üniversite olması, sadece bilinçli etkenlere bağlı.Việc một mẩu giấy là tiền, hay một loạt các tòa nhà là trường đại học là tương đối với từng chủ thể có ý thức.