‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,In te naj vam bodo mrzke med pticami, ne jejte jih, gnusoba so: orel in brkati ser in morski orel,
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,새 중에 너희가 가증히 여길 것은 이것이라 이것들이 가증한즉 먹지 말지니 곧 독수리와 솔개와 어응과
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,Und dies sollt ihr scheuen unter den Vögeln, daß ihr's nicht eßt: den Adler, den Habicht, den Fischaar,
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,Из птиц же гнушайтесь сих: орла, грифа и морского орла,
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,ואת אלה תשקצו מן העוף לא יאכלו שקץ הם את הנשר ואת הפרס ואת העזניה׃
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,وهذه تكرهونها من الطيور. لا تؤكل. انها مكروهة. النسر والانوق والعقاب
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,雀 鳥 中 你 們 當 以 為 可 憎 、 不 可 喫 的 、 乃 是 鵰 、 狗 頭 鵰 、 紅 頭 鵰
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,雀鳥 中 你 們當 以 為 可憎 、 不 可 喫 的 、 乃是鵰 、 狗頭鵰 、 紅頭鵰
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››Harmadnap múlva fejedet véteti a Faraó és fára akasztat fel téged, és a madarak leeszik rólad húsodat.
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››지금부터 사흘 안에 바로가 당신의 머리를 끊고 당신을 나무에 달리니 새들이 당신의 고기를 뜯어 먹으리이다 하더니
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››om tre Dage skal Farao løfte dit Hoved og hænge dig op på en Pæl, og Fuglene skal æde Kødet af din Krop!"
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››Peste trei zile, Faraon îţi va lua capul, te va spînzura de un lemn, şi carnea ţi -o vor mînca păsările.``
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››Po třech dnech odejme tobě Farao hlavu tvou, a oběsí tě na dřevě; i budou jísti ptáci maso tvé s tebe.
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››Trong ba ngày nữa , Pha-ra-ôn sẽ xử_trảm quan , sai đem treo lên cây cho chim_chóc ăn thịt quan vậy .
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››Trong ba ngày nữa, Pha-ra-ôn sẽ xử trảm quan, sai đem treo lên cây cho chim chóc ăn thịt quan vậy.
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››След три дни Фараон ще ти отнеме главата, като те обеси на дърво; и птиците ще изкълват месата ти от тебе.
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››בעוד שלשת ימים ישא פרעה את ראשך מעליך ותלה אותך על עץ ואכל העוף את בשרך מעליך׃
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››في ثلاثة ايام ايضا يرفع فرعون راسك عنك ويعلقك على خشبة وتأكل الطيور لحمك عنك
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››三 天 之 內 、 法 老 必 斬 斷 你 的 頭 、 把 你 挂 在 木 頭 上 、 必 有 飛 鳥 來 喫 你 身 上 的 肉
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››三 天 之 內 、 法老 必斬斷 你 的 頭 、 把 你 挂在 木頭 上 、 必有 飛鳥來喫 你 身上 的 肉
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.A o tom zde chci dnes promluvit - o tom, kdo si bere nejlepší maso.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Chcem sa zamerať práve na toto: ten, ktorý si najlepšie mäso berie pre seba.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Dan itulah yang ingin saya jadikan fokus -- orang yang mengambil daging terbaik.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Ed è su questo che vorrei porre l'attenzione... colui che prende la parte migliore della carne.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.E é isso que gostaria de realçar — aquele que tira o melhor pedaço da carne.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.En daarop wil ik mij concentreren - op degene die het beste deel van het vlees neemt.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.És erre szeretnék koncentrálni -- az emberre, aki magának veszi el a legzsírosabb falatot.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Et c'est ce sur quoi je veux insister -- celui qui prend la meilleure part de viande.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.In na to bi se rad osredotočil-- tisti, ki vzame najboljši del mesa.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.I to jest to, na czym chcę się skupić -- ten, który zgarnia najlepszą część mięsa.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.그리고 이것이 제가 주목하고 싶은 점 입니다. 고기의 가장 좋은 부분은 챙기는 사람
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Och det är det jag vill fokusera på, den som tar det bästa köttet för sig själv.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Şi pe acesta vreau să pun accent -- "cel ce ia partea cea mai bună a cărnii".
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Und darauf möchte ich mich konzentrieren - auf den der den besten Teil vom Fleisch nimmt.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Và đó là điều mà tôi muốn nhấn mạnh ở đây -- người dành lấy phần thịt ngon nhất cho mình.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Y eso es en lo que quiero centrarme... el que toma la mejor parte de la carne.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Και σε αυτό θα ήθελα να εστιάσω: σε αυτόν που παίρνει το καλύτερο κομμάτι για τον εαυτό του.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.И това е, върху което искам да се съсредоточа, този, който взима най-добрата част на месото.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.На это я бы хотел обратить внимание - тот, кто берет себе лучший кусок мяса.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.ועל זה אני רוצה להתמקד: זה אשר לוקח את הבשר הטוב ביותר לעצמו.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.وهذا المعنى الذي أود التركيز عليه، "الذي يستأثر باللحم الأفضل لنفسه"
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.「肉の最上の部分を持っていく人」とは つまり欲深い人です
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.A to říkám já, který za svůj život snědl pěknou porci lunchmeatu.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.A to vravím, ako človek, čo zjedol slušný kus soleného hovädzieho v jeho živote.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.En ik zeg dit als een man die zijn deel aan cornedbeef ruim gegeten heeft.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.És ezt valaki olyan mondja, aki bőven megette a neki kijáró marhahúst életében.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Et je dis ça en tant qu'homme qui a mangé sa part de corned beef pendant sa vie.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Ich sage das als jemand, der eine Menge Corned Beef in seinem Leben gegessen hat.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.I mówię to, jako człowiek, który w swoim życiu zjadł słuszną ilość wołowiny.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Ja sanon tämän miehenä, joka on syönyt riittävästi pihviä elämässään.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.저는 옥수수를 먹은 고기를 먹을 만큼은 먹은 사람으로써 말하는 것입니다.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Si spun asta ca un tip care a mancat o parte importanta de carne de vita in viata lui.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Tôi nói điều này với tư cách một người đã ăn kha khá thịt bò nhồi ngô trong suốt cuộc đời.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Ve lo dice uno che la sua dose di manzo impanato se l'è mangiata.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Y digo esto como un hombre que ha comido una cantidad considerable de carne en conserva a lo largo de su vida.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.Αυτό το λέει κάποιος που έχει καταναλώσει μια γενναία ποσότητα βοδινού στη ζωή του.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.И аз казвам това като човек, който е изял приличен дял телешко месо в живота си.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.И это я говорю, как человек, съевший не мало кукурузной говядины в своей жизни.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.ואני אומר זאת בתור אדם שאכל אי-אילו סטייקים בחייו.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.وأنا أقول هذا كرجل قد أكل نصيباً وافراً من اللحوم المحفوظة خلال حياتي.