‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Lad hende dog ikke blive som et dødfødt Barn, hvis Kød er halvt fortæret, når det kommer ud af Moders Liv!"
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››La henne ikke være som et dødt foster, hvis kjøtt er halvt fortært når det kommer ut av morsliv!
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Não seja ela como um morto que, ao sair do ventre de sua mãe, tenha a sua carne já meio consumida.
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Nech nie je, prosím, ako mŕtvy, ktorý, keď vychádza zo života svojej matky, má polovicu svojho tela strávenú.
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Por favor, no sea ella como el que sale muerto del vientre de su madre, con la mitad de su carne consumida
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Xin chớ để nàng như một đứa con sảo thịt đã hư hết phân nửa khi lọt ra khỏi lòng mẹ.
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Xin chớ để nàng như một đứa con sảo thịt đã hư hết phân_nửa khi lọt ra khỏi lòng mẹ .
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››Да не бъде тя като мъртво дете , на което половина от тялото е изтляло, когато излиза из утробата на майка си.
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››אל נא תהי כמת אשר בצאתו מרחם אמו ויאכל חצי בשרו׃
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››فلا تكن كالميت الذي يكون عند خروجه من رحم امه قد اكل نصف لحمه.
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››求 你 不 要 使 他 像 那 出 母 腹 、 肉 已 半 爛 的 死 胎
‹‹Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin.››求 你 不 要 使 他 像 那 出 母腹 、 肉 已 半爛 的 死胎
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.De ce? " Refuz să fiu badgered de către reporteri.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Dlaczego? " Nie chcę być badgered przez reporterów.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Hvorfor? " Jeg nægter at blive plaget af journalister.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.왜? "나는 기자들이 해대는 되길 거부.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Miért? " Nem vagyok hajlandó, hogy badgered a riporterek.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Miksi? " Minua ei saa badgered mennessä toimittajille.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Perché? " Mi rifiuto di essere incalzate dai giornalisti.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Pourquoi? " Je refuse d'être harcelé par les journalistes.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Prečo? " Odmietam sa otravovania novinári.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Tại sao ", tôi từ chối để được badgered các phóng viên.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Varför det? " Jag vägrar att bli badgered av reportrar.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Waarom niet? " Ik weiger te worden geplaagd door verslaggevers.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Warum? " Ich weigere mich, von Reportern bedrängt werden.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Zakaj? " Nočem biti badgered z novinarji.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Γιατί; " Αρνούμαι να badgered από τους δημοσιογράφους.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Почему? " Я отказываюсь быть затравленным репортерами.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.Чому? " Я відмовляюся бути зацькованим репортерами.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.لماذا؟ " أنا أرفض أن تكون ضايقت من الصحفيين.
Neden? "Ben gazetecilere tarafından başının etini yiyordu olmayı reddediyoruz.私から私の意見を引き出すために尽力接着剤の若い男性の数があった
"...Prenses Lee Seol sığır etini savunuyor." Oylama gelecek hafta.Την επόμενη εβδομάδα είναι οι εκλογές.
"...Prenses Lee Seol sığır etini savunuyor." Oylama gelecek hafta.الاسبوع القادم موعد التصويت
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.A Hospodin riekol Mojžišovi a Áronovi: Toto je ustanovenie pesachu: niktorý cudzinec nebude jesť z neho.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Disse mais o Senhor a Moisés e a Arão: Esta é a ordenança da páscoa; nenhum, estrangeiro comerá dela;
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Domnul a zis lui Moise şi lui Aaron: ,,Iată porunca privitoare la Paşte: niciun străin să nu mănînce din ele.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.És monda az Úr Mózesnek és Áronnak: Ez a Páskha rendtartása: Egy idegen származású se egyék abból.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.HERREN sagde til Moses og Aron: "Dette er Ordningen angående Påskelammet: Ingen fremmed må spise deraf.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Il Signore disse a Mosè e ad Aronne: «Questo è il rito della pasqua: nessun straniero ne deve mangiare
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.I řekl Hospodin Mojžíšovi a Aronovi: Tentoť bude řád při slavnosti Fáze: Žádný cizozemec nebude jísti z něho.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.I rzekł Pan do Mojżesza i do Aarona: Ta jest ustawa święta przejścia: Żaden obcy nie będzie jadł z niego.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Jehovah dijo a Moisés y a Aarón: --Éste es el estatuto acerca de la Pascua: Ningún extranjero comerá de ella
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.여호와께서 모세와 아론에게 이르시되 유월절 규례가 이러하니라 이방 사람은 먹지 못할 것이나
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.L`Éternel dit à Moïse et à Aaron: Voici une ordonnance au sujet de la Pâque: Aucun étranger n`en mangera.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Och HERREN sade till Mose och Aron: »Detta är stadgan om påskalammet: Ingen utlänning skall äta därav;
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Og Herren sa til Moses og Aron: Dette er forskriften om påskelammet: Ingen fremmed skal ete av det.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Und der HERR sprach zu Mose und Aaron: Dies ist die Weise Passah zu halten. Kein Fremder soll davon essen.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.Ειπε δε Κυριος προς τον Μωυσην και Ααρων, Ουτος ειναι ο νομος του πασχα ουδεις αλλογενης θελει φαγει απ' αυτου
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.И Господ рече на Моисея и Аарона: Ето законът за пасхата: никой чужденец да не яде от нея;
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.И сказал Господь Моисею и Аарону: вот устав Пасхи: никакой иноплеменник не должен есть ее;
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.ויאמר יהוה אל משה ואהרן זאת חקת הפסח כל בן נכר לא יאכל בו׃
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.وقال الرب لموسى وهرون هذه فريضة الفصح. كل ابن غريب لا يأكل منه.
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.耶 和 華 對 摩 西 亞 倫 說 、 逾 越 節 的 例 是 這 樣 、 外 邦 人 都 不 可 喫 這 羊 羔
RAB Musayla Haruna şöyle dedi: ‹‹Fısıh Bayramının kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek.耶和華 對 摩西亞 倫說 、 逾越節 的 例 是 這樣 、 外邦人 都 不可喫這 羊羔
Reggie ve Wood kafamın etini yiyecekler.Reggie et Wood vont devoir aller sur le terrain.
Reggie ve Wood kafamın etini yiyecekler.Reggie e Wood avranno campo libero per le critiche.
Reggie ve Wood kafamın etini yiyecekler.Ο Ρέτζι και ο Γουντ θα έχουν να πουν πολλά γι'αυτό.
Reggie ve Wood kafamın etini yiyecekler.Реджи и Вуд меня с дерьмом съедят.
Şeker, kahve, sığır etinde satın alınan karbon var.Carbonul e cumpărat împreună cu zahărul, cu cafeaua, cu carnea de vită.
Şeker, kahve, sığır etinde satın alınan karbon var.C'è carbonio che è stato comprato con lo zucchero, con il caffé, con la carne.